Gelir İdaresi özelgeleri, vergi cezası ve gecikme faizine karşı koruma sağlıyor. Aynı nitelikli özelgeler sadece özelgenin verildiği değil bütün mükellefler için aynı sonuçları doğuruyor. Bu nedenle özelgeler oldukça önemli ve izlenmesi gereken kaynaklar.

Gelir İdaresi’nce verilen özelgelerden seçilmiş bazılarının özetine, yorum yapmadan zaman zaman bu köşede yer vermeye çalışıyorum.

İşte son zamanlarda değersiz alacak ve şüpheli alacak karşılığı uygulamasıyla ilgili olarak verilen özelgelerden seçtiğim üçünün özeti. Özelgelerin tam metinlerine Gelir İdaresi’nin internet sitesinden ulaşmak mümkün.

- Tasfiyeye girerek iflasını açıklayan yurt dışı şirketten olan alacak hangi koşullarda gider yazılabilir?

(05.07.2022 tarih ve 167670 sayılı özelge)

Yurt dışında faaliyet gösteren firmadan olan alacağın tahsilinin mümkün olmadığına ilgili ülke yargı mercilerince karar verilmiş olması halinde, alacağın değersiz alacak olarak kabulü için Türkiye'de asliye mahkemelerinde tenfiz davası açılması ve bu mahkemelerde yabancı mahkeme kararının tanınması gerekir. Asliye Mahkemesi’nce tanıma kararının verildiği yılda alacak değersiz hale geleceğinden, tanıma kararının verildiği yılda alacağın gider yazılması mümkündür.

Diğer taraftan alacak, borçlunun mukim bulunduğu ülke yasalarına uygun olarak takip edilmesi neticesinde, tahsiline imkân kalmadığı ilgili ülkenin yargı yerleri dışındaki yetkili resmi makamlardan alınan resmî belgeye istinaden de değersiz alacak olarak gider yazılabilir.

Faaliyetlerini durdurarak borca batıklık nedeniyle iflaslarını açıklayan yurt dışında yerleşik şirket ve bu şirketin iştiraklerinden olan alacaklara ilişkin olarak, Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi kapsamında yurt dışında ilgili ülkelerde dava veya icra yoluna gidilmesi veya Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamında Türkiye'de yasal takip başlatmanın hukuken mümkün olduğu durumlarda, başlatılan yasal takibe dayanılarak şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmaktadır.

- Gecikmiş elektrik borcunun fatura üzerine basılması halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir mi?

Vergi uygulamasında yetki Vergi uygulamasında yetki

(25.07.2022 tarih ve 55088 sayılı özelge)

Şüpheli alacak karşılığı uygulamasında "yazı ile isteme" herhangi bir şekil şartına veya borcun istenilmesine ilişkin yazıların taahhütlü olarak gönderilmesi şartına bağlanmamakla birlikte, 3.000 (2022 yılı için 4.000 TL) Türk Lirası’nı aşmayan alacaklar bakımından "yazı ile borcun bir defadan fazla istenmiş" olması şartının sağlanması gerekir.

Elektrik bedellerine ilişkin faturaların elektronik ortamda, SMS yoluyla, fatura çıktısının yerinde basılıp veya abonenin tercihine göre mail yoluyla tebliğ edildiği durumda, abonenin daha önceki faturalardan kaynaklanan bir borç bakiyesi varsa sonraki fatura üzerinde bu borcun ayrıca yazılması, Kanun’da aranan “yazı ile bir defadan fazla isteme" şartının gerçekleşmesi için yeterli değildir. Bu durumda söz konusu alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün bulunmamaktadır.

- Borçlu ve kefili hakkında aynı anda icra takibi başlatılması halinde şüpheli alacak karşılığı ne zaman ayrılabilir?

(29.09.2022 tarih ve 1098808 sayılı özelge)

Teminatlı alacaklarda şüpheli alacak karşılığı teminattan geri kalan tutarla sınırlıdır.

Teminat, bir hakkı güvence altında bulundurmak, bir borcun ifa edileceği ya da ifa edilmemesi halinde tazmin edileceğine ilişkin güvence ya da karşılık vermek olarak tanımlanabilir. Teminatlar ayni ve şahsi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ayni teminatlar; taşınır rehni, taşınmaz rehni, ticari işletme rehni; şahsi teminatlar ise garanti ve kefalet sözleşmeleri ile banka teminat mektuplarıdır.

Kefalete bağlı alacaklar, şüpheli alacak uygulamasında teminatlı alacak olarak kabul edilmektedir. Alacağın teminatsız hale gelmiş olması kaydıyla, diğer şartların varlığına bağlı olarak, bu kapsamdaki alacaklar için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi mümkün bulunmaktadır.

Dolayısıyla, somut durumda, kefil nezdindeki takibin sonuçsuz kalması halinde alacağın kefil nezdinde tahsil kabiliyeti kalmayacağından, yani alacak teminatsız hale geleceğinden, bu durumun sonrasında, asıl borçlu nezdinde alacağın icra/dava yoluyla takibi halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılması mümkün olacaktır.

Dünya | Recep BIYIK