Şeref OĞUZ'un yazısı:

Para kazandıran, dikkat çeken ve kitlesel olarak kolay üretilen şeyler tercih edilirken binlerce çeşitli muhteşem lezzetli yerli yemeklerimiz, adeta utanılası şekilde iftar menülerinden uzaklaşır oldu

Ramazan iftar programlarında (özellikle restoran, otel, iftar organizasyonları ve bazı resmi/meşhur mekânlarda) neden sıkça “yabancı” veya lüks/fusion yemekler (sushi, steak, avokado salatası, antrikot, deniz mahsulleri, uluslararası tatlılar) servis edildiği sorusu yine sıkça sorulur hale geldi.

Aslında tam bir “yerli yemek yok” durumu yok; geleneksel çorba, pide, kebap, güllaç, baklava gibi unsurlar çoğu menüde mutlaka var. Ama eleştirilen nokta, menülerin göz alıcı, “premium” ve uluslararası unsurlarla zenginleştirilmesi. Ana nedenler (ekonomik, operasyonel, sosyolojik olarak).

YERLİ YEMEĞİN SOSYAL MEDYA CAZİBESİ AZ OLUNCA…

Lüks algısı ve pazarlama / statü gösterisi: Pahalı iftarlar (kişi başı 2.500–8.000 TL arası, 2026 rakamları) satan otel/restoranlar, müşteriye “sıradan ev yemeği değil, özel bir deneyim” satıyor. Klasik mercimek çorbası + kıymalı patates + güllaç herkesin evinde var; ama kobe eti, sushi roll yok.

Sosyal medya etkisi: Menüde yabancı yemek yanı “fine dining” sunum girince “premium Ramazan sofrası” algısı yaratılıyor. Bu, zengin kesim, iş dünyası, ünlü isimler ve “görmek için giden” müşteriyi çekiyor. Sosyal medyada paylaşılma potansiyeli çok yüksek (“Boğaz’da iftar, manzara + lüks tabak”).

İKİ SORU İKİ CEVAP / İftar sofralarına dair…

Operasyonel kolaylık ve kitlesel üretim?

Binlerce kişiye aynı anda servis veren büyük organizasyonlarda (otel iftarları, şirket iftarları, kongre merkezleri) hazır/fiks menü zorunluluğu var. Yerli yemek ise özen, zahmet ister, pişirmesi zaman alır.

Yeni nesil Ramazan sofrası mı?

Son 15-20 yılda Türkiye’de orta-üst sınıfın damak tadı değişti. Sushi, İtalyan, Akdeniz, Asya füzyonu restoranlar çoğaldı. Ramazan’da da bu eğilim yansıyor: “Geleneksel + modern” karışımı daha yaygın.

NOT

İFTAR VERMENİN RAMAZANLA ORUÇLA İLİŞKİSİ AZALIYOR

Her akşam yüzlerce iftar programı var. Ancak geleneksel mutfağımızı buralarda görmek zorlaştığı gibi oruçlu katılım; iftar verenlere göre değişmekle beraber %20’lere geriledi. Kimin niyetli olup olmadığını sorgulamıyorum. Fakat Ramazan, oruç gibi kutsallar üzerinden davet düzenlemek tuhaf.

İFTAR LÛGATI

İş iftarları: Şirketlerin kendi personeli yanı sıra medyada görünürlük için verdiği ziyafetler

İftar ritüeli: Lüks otellerde, fiyakalı menüler ve genelde trend, yabancı yemeklerle davet

Geleneksel iftar: Evde oruç açmanın güzelliği hiçbir davette yok, hele ki yerli yemeklerimizle

Ramazan tatlısı: Misal güllaç, şerbetler, baklava… Oysa adını dahi telaffuz edemediklerim yaygın

Şeref OĞUZ-Ekonomim