Darı ambarı üzerinde yayılan inekler olmayı bırakalım da kabiliyetlerimizi bilelim. Yerel kabiliyet, bizi hayata bağlayan en hayati bağdır ve onu geliştirmedikçe zenginliğimiz kalıcı olmayacaktır
1- SORUN: Başlıktaki bu kavram, yörenin, kentin; tarih sahnesinde var kalabilmesinin en kritik faktörü… Diğer ikisi, tarihi kültürel miras ve doğal kaynaklardır. Fakat bu ikisini zamanın ruhuyla yoğurup zenginliğe çeviren, yerel kabiliyettir. Tarih, doğal kaynak olsa da, yerel kabiliyet şart…
2- ETKİSİ: O kentin aklı, eşrafı, yöneticisi, lideri, insan kaynağı ve tabii ki bunları yetiştiren kurumları, okulları, üniversiteleri… Kalkınma öykümüzde “deneme yanılma” dışı yöntem kullanmadığımızdan bu modern anlayış düzlemine ulaşmamız zaman aldı. Kısaca yerel kabiliyetleri fazlaca küçümsedik.
KABİLİYET YERİNE AĞALARI DESTEKLEDİK
3- ÇÖZÜM: Önce, her kenti eşit kalkındırma sevdasıyla, yöresel kalkınma planları yaptık. İlhamımız, Sovyetler’in “büyük planı” idi. Tutmadı, zaten kıt olan kaynakları heba ettik, kalkınmış yöre yerine kalkınmış ağalar yarattık. Kabiliyeti desteklemedik, feodal düzen artıklarından medet umduk.
4- YÖNTEM: Sonra akıllandık, gördük ki her yörenin imkânı da kabiliyeti de farklı… Muş ile İzmir’i aynı dinamiklerle geliştirmem mümkün değil. Ancak her iki kenti de kendi gelişim DNA’sıyla kalkındırabilmek de mümkün… Fakat kolay değil. Zira veri, akademik bilgi, değerli gayret gerekiyor.
İKİ SORU İKİ CEVAP / Yerel kabiliyete dair…
Üniversitelerin işlevi nedir?
Her kentte üniversite var ya… Bunlar yerel kabiliyet eğitmeye odaklanmalı. Harran’da ziraat varsa ülkedeki en iyisi olsun. Gabar’da petrol varsa Şırnak Üniversitesi enerji ihtisasında yoğunlaşsın.
Teşvikin bu işte rolü?
Büyük şehirde kalifiye eleman bulamayan hazır giyimciler çareyi Doğu’da bulduysa, teşvikin de yardımıyla yörede bu insan kaynağını üretecek eğitim kurumlarını geliştirsinler ki kalkınma sürsün.
not/ Kars Üniversitesi’nde peynir üzerine doktora yapan kaç öğrenci var?
Elbette yok. Zira peynir gibi hafif(!) konularla hangi bilim insanı ilgilenir ki? Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. De Gaulle; “180 çeşit peyniri olan bir ülkeyi yönetmek kolay mı?” diye sitemler yağdırıyordu muhaliflerine… Bizde ise 400’e yakın peynir çeşidi var ama envanterimiz dahi yok.
YEREL KALKINMA LÛGATI
Yerel kalkınma: Bir bölgenin sosyal ve kültürel potansiyelini, o bölge kaynaklarıyla değerlendirme
Kümelenme: Aynı veya benzer alanda faaliyet gösterenlerin iş birliği ve iş bölümü ile bütünleşmesi
Yığın: Birbiriyle işi, ilişkisi, iş birliği ve iletişimi olmayanların aynı coğrafi konumda bulunmaları
Yerel kabiliyet: Bölgenin girişimci sermayesi ve kent eşrafının aynı ufka bakması durumu
Şeref OĞUZ-Ekonomim





