Türkiye’ye park etmiş sıcak para stokunun 2025 sonunda 308,9 milyar dolar olan değeri mayıs sonunda 320,9 milyar dolara çıktı. Jeopolitik gerilim ve savaşın damgasını vurduğu beş ayda Türkiye’deki geniş tanımlı sıcak para stokunun piyasa değeri net 12 milyar dolar arttı.
Jeopolitik gerilim, sıcak savaş ve küresel belirsizliğin damgasını vurduğu yılın ilk beş ayında, sermaye akımları aleyhte olmasına rağmen Türkiye’ye park etmiş geniş tanımlı sıcak para stoku 12 milyar dolar büyüdü.
Merkez Bankası verilerine göre 2025 sonunda 308 milyar 877 milyon dolar olan Türkiye’deki geniş tanımlı sıcak para stokunun piyasa değeri, mayıs sonu itibarıyla 320 milyar 894 milyon dolara ulaştı. Türkiye’nin cari açığı ve net hata noksan kaleminde kaynağı meçhul döviz çıkışının hızla büyüdüğü sıkıntılı beş ayda yabancılara ait sıcak para yatırımlarının portföy değeri net olarak 12 milyar 17 milyon dolar arttı.
149,7 milyar dolarlık portföy yatırımı
Sıcak para stokunun 149 milyar 723 milyon dolarla en büyük bölümünü, ilk beş ayda değeri 7 milyar 220 milyon dolar artan portföy yatırımları oluşturuyor. Portföy yatırımlarının da 61 milyar 592 milyon doları genel hükümet, 21 milyar 801 milyon doları bankalar, 19 milyar 97 milyon doları özel sektörce ihraç edilenler olmak üzere toplam 102 milyar 490 milyon dolarlık bölümü Türk borçlanma senetlerinde bulunuyor.
Yabancıların Türk borçlanma senetlerindeki portföyünün değeri ilk beş ayda yalnızca 684 milyon dolar artarken, portföydeki asıl büyüme Türk şirket hisse senetlerinde yaşandı. Yabancı portföy yatırımlarının piyasa değeri olarak 47 milyar 233 milyon dolarını Türk hisse senetleri ile yatırım fonu payları oluşturuyor. Bu portföyde piyasa değeri olarak 37 milyar 11 milyon dolarlık Türk şirket hissesi ve 4 milyar 580 milyon liralık banka hissesi ile yurt dışı yerleşiklerin sahipliğinde bulunan yatırım fonu paylarından kaynaklanan 5 milyar 642 milyon dolar tutarında bir büyüklük yer alıyor.
İlk beş ayda yabancıların portföyündeki banka hisselerinin değeri 683 milyon, yatırım fonu paylarının değeri de 1 milyar 503 milyon dolar düşerken, şirket hisselerinden oluşan portföylerinin değeri 8 milyar 722 milyon dolar arttı.
Kayıtları Merkezi Kayıt Kuruluşu’nca (MKK) tutulan hisse senetlerinin piyasa değeri her ay açıklanan “uluslararası yatırım pozisyonu” tablosunda stok veri; iki dönem arasındaki değişim ise fiyat ve kur hareketlerinden arındırıldıktan sonra ödemeler dengesi tablosundaki “sermaye hesabı” kalemine “akım veri” olarak kaydediliyor. Yabancılar ilk beş ayda hisse senetlerinde 1 milyar 754 milyon, borçlanma senetlerine de 5 milyar 635 milyon dolarlık alış, yatırım fonlarında ise 1 milyar 71 milyon dolar satış olmak üzere akım veri olarak net 6 milyar 318 milyon dolarlık portföy yatırımı yapmış olmalarına rağmen, mevcut portföylerinin değerinin bunun üzerinde arttığı görülüyor.
Yabancının 96,4 milyar dolar mevduatı var
Yabancıların Merkez Bankası’ndaki kısa vadeli mevduat hacminin 1 milyar 328 milyon dolar azalışla 23 milyar 637 milyon dolara düştüğü ilk beş ayda, bankalardaki TL cinsi mevduatları 4 milyar 132 milyon dolar artarak 28 milyar 864 milyon, yabancı para cinsi mevduatları da 1 milyar 945 milyon dolar artarak 43 milyar 945 milyon dolara çıktı. Buna göre yabancıların sıcak para niteliğindeki söz konusu efektif ve mevduatlarının toplam hacmi beş ayda 4 milyar 749 milyon dolar büyüyerek 96 milyar 446 milyon dolar oldu.
Yabancıların mayıs sonu itibarıyla bankalardan 6 milyar 468 milyon dolar ve diğer sektörlerden 4 milyar 643 milyon dolar olmak üzere Türkiye’den 11 milyar 111 milyon dolarlık kısa vadeli kredi alacağı bulunuyor. Beş ayda bankalar kısa vadeli kredi borçlarını 1 milyar 788 milyon dolar küçültürken, diğer kesimlerin bu tür borçları 713 milyon dolar arttı. Özel sektörün yurt dışına kısa vadeli ticari kredi borcu ise beş ayda 1 milyar 123 milyon dolar artarak mayıs sonu itibarıyla 63 milyar 614 milyon dolar oldu.

Hacmin büyümesi ne anlama geliyor?
Sıkıntılı geçen ilk beş aydaki ödemeler dengesi gelişmelerinde hızla büyüyen cari açığı finanse edebilmek için başvurulan Merkez Bankası resmi rezervlerindeki kümülatif 33,3 milyar dolar erime, ülkeden çok büyük boyutta bir net nakit çıkışını gösteriyor. Ödemeler dengesi literatüründe “kayıt dışı/bavul ticareti/ kaynağı belirsiz sermaye” gibi adlarla tanımlanan ve geniş tanımlı oynaklığa doğrudan etki eden “net hata ve noksan” kaleminde ilk beş aydaki 18 milyar 478 milyon dolarlık tarihi çıkışın bu gelişmede büyük payı bulunuyor.
Bu dönemde Türkiye’deki sıcak para stokunun değerinin büyümesi ise yeni para girişini değil; yalnızca yabancıların mülkiyetinde içerideki hisse senedi, tahvil, yüksek faizli TL mevduat gibi varlıkların piyasa fiyatı ve muhasebe bazında değer kazanmasından kaynaklanıyor.
Sıcak para ilgisinin nedenleri
Türkiye, makroekonomik dengelerin hassas olduğu ve tam da bu yüzden dünyadaki en yüksek getiri/faiz arbitraj fırsatlarından birini sunan, sıcak paracılar için adeta bir “cennet” ama aynı zamanda her an patlayabilecek bir “risk alanı” niteliğinde. Uzmanlara göre, Türkiye’nin sıcak para için kârlı olmasının temel nedenleri ve mekanizmaları şöyle:
Yüksek carry trade getirisi: Yabancı yatırımcı yurt dışından düşük faizle (örneğin dolar veya euro) borçlanıyor, bu dövizi Türkiye’ye getirip TL’ye çevirip yüksek Türk Lirası mevduat faizine veya kısa vadeli tahvile yatırıyor. Yatırım süresi boyunca Dolar/TL kuru yatay seyreder veya TL’nin değer kaybı yerel faiz oranının altında kalırsa, yabancı yatırımcı dönem sonunda tekrar dövize döndüğünde dolar bazında dünyada eşine az rastlanır çift haneli kâr elde ediyor.
BIST’te ucuz değerleme (Dolar bazlı çarpan): Jeopolitik gerilimler, enflasyon ve kur şokları nedeniyle devasa şirketlerin piyasa değerleri dolar bazında çarpan olarak (Fiyat/ kazanç, piyasa değeri/defter değeri) küresel emsallerine göre çok ucuzluyor.
Hızlı kâr: Risk iştahı yüksek fonlar dipten topladıkları hisselerle kısa sürede büyük ralliler yakalayabiliyor. Yabancının hisse stoku değerinin ocak-mayıs döneminde 8 milyar dolar artması bu yüksek karlılık ve kâğıt üzerindeki değerlenmenin somut örneği.
Yüksek tahvil faizleri: Merkez Bankası’nın enflasyonu düşürmek için uyguladığı yüksek politika faizi, tahvil getirilerini yabancılar için küresel piyasaların (özellikle gelişmiş ülkelerin) çok üzerine çıkarmış bulunuyor.
Türkiye için risk mi?
Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerine göre Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılası (GSYH) 2026 yılının tümünde 1 trilyon 658 milyar dolar olarak öngörülüyor. Buna göre 320 milyar dolarlık yabancı sıcak para hacmi bunun yüzde 19’una denk geliyor. Akademik çalışmalarda bir ülkeye yıllık bazda giren net sıcak para akımının GSYH’ye oranında güvenli sınır genelde yüzde 1-3 arası olarak kabul görüyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) küresel finansal istikrar raporlarına göre, gelişmekte olan ülkelerde yabancıların elindeki toplam portföy/borç stoku yükümlülüklerinin GSYH’ye oranında ortalama yüzde 15-20 bandı yapısal bir gerçeklik olarak kabul ediliyor. Literatürün kabul ettiği asıl “güvenli standart” ise bu stokun Merkez Bankası rezervlerine oranı.
Türkiye’de bu oranın yüksek düzeylere ulaşmış olması, ekonominin dışsal şoklara, küresel likidite dalgalan-malarına ve jeopolitik risklere karşı aşırı kırılgan olduğunu gösteriyor. Bu büyüklükteki bir finansal stoğun önemli bir kısmının olası bir panik anında ülkeden çıkmaya çalışması, döviz kuru üzerinde yıkıcı bir baskı (devalüasyon sarmalı) yaratma potansiyeline sahip. Sıcak paranın GSYH içindeki payının bu kadar yüksek olması, dolar bazlı milli geliri ve kişi başına düşen kazancı kâğıt üzerinde yüksek gösteren bir illüzyon da yaratıyor. Ancak bu finansman üretime değil, yüksek faiz arbitrajına dayandığı için kalıcı bir refah üretmiyor.
Naki Bakır-Dünya




