Yüksek Mahkeme, hizmet süresinin yalnızca SGK kayıtlarıyla belirlenemeyeceğine ve akrabalığın tek başına tanık beyanını geçersiz kılmayacağına hükmederek, farklı belge ve tanık anlatımlarının da dikkate alınabileceğini belirtti. Hizmet tespiti davalarında en önemli mesele, kişinin iddia ettiği dönemde gerçekten çalışıp çalışmadığının ortaya konulmasıdır. Örneğin kişi, "1998 yılında bu işyerinde çalışmaya başladım ancak işveren sigorta girişimi yapmadı" diyorsa yalnızca SGK kayıtlarına bakılıp "kayıt yok, çalışma da yok" sonucuna gidilmesi doğru değildir. Mahkeme fiili çalışmayı gösterebilecek diğer delilleri de araştırır. İşyeri kayıtları, ücret bordroları, puantajlar, özlük dosyaları, ücret ödemelerini gösteren belgeler, işyerine ilişkin kayıtlar, o dönemde aynı işyerinde sigortalı çalışan kişilerin anlatımları ve komşu işyerlerinde çalışanların beyanları bunlardan bazılarıdır.

HER TANIK AYNI DEĞİL

Ancak "iki tanık buldum, çalıştığımı söylerler ve sigorta başlangıcım düzelir" diye düşünmemek gerekiyor. Yargıtay özellikle çalışma döneminde aynı işyerinde kayıtlı olarak çalışan bordro tanıklarının dinlenmesine önem veriyor.

AKRABA DİYE DOĞRUDAN REDDEDİLMEZ

Bir kişinin akrabası olması, tek başına o kişinin tanıklığını geçersiz hale getirmez. Ancak akraba tanığının anlatımı değerlendirilirken mahkeme bu ilişkinin niteliğini de dikkate alacaktır. Özellikle hizmet tespiti gibi kamu düzenini ilgilendiren davalarda mahkemenin amacı yalnızca tarafların gösterdiği tanıkları dinlemek değil, gerçek çalışma olgusunu hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle akraba tanığının anlatımının bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, işyeri kayıtları veya başka objektif delillerle desteklenmesi davayı çok daha güçlü hale getirir.

Kaynak: Akşam Gazetesi | Okan Güray BÜLBÜL