27 Temmuz Pazar günü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir televizyon programında ülkemiz vergi yükünün OECD ülkeleri ile yakın olduğunu ve bazı meslek gruplarının beyan ettikleri tutarların düşük olduğundan bahsetti. 29 Temmuz Salı günü de sosyal medya hesabından “Kayıt dışılıkla mücadelede sonuç alıyoruz, vergide adaleti güçlendiriyoruz” şeklinde bir paylaşım yaptı.
Bakan Şimşek’in gerek televizyon programlarında gerekse de sosyal medya hesaplarında özellikle vurguladığı ve verdiği bazı sayısal verilerle yorumlarını değerlendirmeye çalışayım.
İlki vergide adaleti sağlama
Bir şeyi anla(t)manın en iyi yollarından biri de o kişileri o şeyden mahrum ederek o şeyin varlığını anlamalarını sağlamaktır. Yunan felsefesinin başlangıç dönemlerinde bu yöntem kullanılmış ve “adaletsizlik olmasaydı, insanlar adaletin ne olduğunu bilmeyeceklerdi” ifadesi temel argümanlardan biri olmuştur. Yani özgürlüğün kıymetini anlamak için önce özgürlükten mahrum kalmak gerekir.
Çoğu yerde kullanılan vergide adalet kavramı, tek başına meramımızı anlatmak için yeterli değil. Bizim anladığımız anlamda yani ücretlilerin patronlara nazaran daha fazla vergi ödemesi, şirketlere cömertçe muafiyet ve istisna tanınması ama özellikle emek gelirlerine gelince cimrileşilmesi gibi adaletsizlikler işin mutfağında oluşan uygulamalardan kaynaklıdır ki bu nedenle buna vergile(ndir)mede adalet denilmesi gerekmektedir.
Daha basit bir ifadeyle vergi kanunlarının yapılması ve bunların adilane şekilde kullanılması vergileme aşamasında mümkündür. Yani vergi yasaları ile ilgili mevzuat adaletli şekilde hazırlanır ve uygulanırsa adaletten bahsedebiliriz. Yasalar ve mevzuat adilane hazırlanmadan uygulanır ve sonra buna riayet etmeyenler tespit edilir ve cezalandırmaya kalkılırsa buna adalet denilmez. O nedenle öncelikli amacımız vergide adalet değil, vergilemede adalet olmalı. Aksi durumda vergilendirme aşamasında adalet tesis edilemeden vergide adalet aranması pek bir anlamlı olmayacaktır.
İkincisi vergi yükü kavramı
Mehmet Şimşek, ülkemiz vergi yükünün OECD ülkeleri ile yakın olduğunu söyledi. Bu dediğinde kısmen haklılık payı var. Şöyle ki OECD vergi yükü güncel oranlarını, 21 Kasım 2024’te kendi web sayfasında yayımladı. Bu veriler 2023 yılı içindir, 2024 ve 2025 yılı verileri henüz yayımlanmadı.
OECD verilerine göre 2023 yılı için yüzde 43,8 ile Fransa lider konumdadır. Avusturya ve İsveç, Fransa’yı takip etmektedir.
Meksika, yüzde 17,7 ile en düşük vergi yüküne sahip ülke konumundadır. Ardından yüzde 20,6 ile Şili, İrlanda 21,9, Kolombiya ise 22,2 ile en altta yer almaktadır. Türkiye’nin oranı ise yüzde 23,5’tir. Türkiye’den daha düşük orana sahip dört ülke bulunmaktadır; Meksika, Şili, İrlanda ve Kolombiya.
Öncelikle 2023 yılında vergi yükünün OECD ortalaması yüzde 33,9; bizim ise yüzde 23,5’tir. Yaklaşık on puanlık bir fark var. Yani bu fotoğrafa göre Bakan Şimşek’in söylemi kesinlikle doğru. Çünkü OECD verilerine bakınca gerimizde sadece dört ülke var.
Ancak bu resme biraz daha detaylı bakınca yani matematiksel verilerden uzaklaşınca hatta vergi sosyolojisi/psikolojisi kadrajından resme bakınca çok farklı parametrelerin olduğu görülebilmektedir. İşte Şimşek’in belki de görmek istemediği şeyler bu perdenin altındadır. En önemlilerinden bir tanesi vergi tazyiki mevzusudur. Yani ödenen vergilerin yurttaşlarda gerçekte hissettirdiği yüktür.
Örneğin gerek 2024 yılında gerekse de 2025 yılının ilk altı ayında tahsil edilen gelir vergisinin yaklaşık yüzde 93’ü ise stopaj yoluyla alınmış. Bunun ne kadarı ücretlilerden alındığı pek belli değil. Bu oranın içinde faizden alınan vergi de var, iş yeri kira gelirinden alınan vergi de. Daha basit bir ifadeyle gelirini beyan edenlerin ödediği verginin toplam gelir vergisi içindeki payı yaklaşık yüzde 7 kadardır, gerisi stopaja tabi gelirlerdir. İşte Maliye, elinde bir fenerle bu yüzde 7’yi artırmaya çalışıyor. Beyan etmeyenleri tespit ettiğinde de buna vergide adalet diyor.
Bir diğer husus dolaylı vergilerdir. Gelir elde ederken ödenen vergiler son vergiler değil. Bundan sonra sokağa çıkan biri attığı her adımda KDV ve çoğu zaman ÖTV de ödemektedir. Markette yaptığı alışveriş, benzin, tütün, elektrik, doğalgaz, su, telefon vs saymakla bitmeyen şeylerden KDV ve çoğu zaman ÖTV de alınmaktadır. Gümrük vergisi, BSMV, özel iletişim vergisi vs de cabası elbette.
Burada ise şöyle bir sorun bulunmaktadır; yüksek gelirli biri evini ısıtırken doğalgaz kullandığında doğalgazdan KDV ve ÖTV ödemekte, düşük gelirli de evini ısıttığında aynı tutarda doğalgaz harcarsa yüksek gelirliyle aynı ÖTV ve KDV’yi ödemektedir.
Ancak düşük gelirlinin bu vergiden dolayı hissedeceği yük elbette daha fazla olacaktır. İşte vergi tazyiki dediğimiz husus tam olarak budur. Son 16 yılın dolaylı vergilerin toplamının toplam vergileri içinde ortalaması yaklaşık yüzde 66 kadardır. Bundan sonra gerisini yorumlamak zor olmasa gerek sanırım.
Üçüncüsü ücretlilerde vergi yükü
OECD her yıl Ücretlerin Vergilendirilmesi isimli bir rapor yayımlar. 2025 yılı Raporu 30 Nisan Çarşamba günü yayımlandı. Bu Raporda birçok ülkede bulunan ücretlilerin 2024 ve önceki yıllara ilişkin vergi yükleri analiz edilmekte ve bu konu hakkında çeşitli istatistikler bulunmaktadır. Bu istatistiklerden bir tanesi de vergi takozudur. Vergi takozu, bir çalışanın tüm vergi, SGK ve net ücret hariç diğer maliyetlerinin net ücret dâhil işverene olan tüm maliyete bölümüdür.
OECD’nin Raporuna göre 2024 yılı için vergi takozu sıralamasında Türkiye 38 ülke arasında 19’uncu sırada bulunmaktadır. Rapora göre 2024 yılında OECD ortalaması yüzde 34,9’dur ve Türkiye yüzde 39 ile OECD ortalamasın 4,1 puan üstündedir.
Sıralamada vergi takozunun en yüksek olduğu ülkelerin başında sırasıyla Belçika, Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya gelmektedir. Türkiye’den daha düşük orana sahip olan ülkeler Norveç, Danimarka, İrlanda, Hollanda, Polonya, Japonya, Kanada, İzlanda, ABD, Avustralya, Kosta Rika, Birleşik Krallık, Kore, İsrail, İsviçre, Meksika, Yeni Zelanda, Şili ve Kolombiya var. Yani 19 ülke Türkiye’den daha düşük orana sahiptir.
Sanıyorum Şimşek, vergi takozu hususunu da görmezden gelmektedir.
Ezcümle
Şimşek, sermaye lehine olan vergi mevzuatına uymayanları tespit etiğinde buna vergide adalet demekte ancak bunun yanında esas amacın vergile(ndir)mede adaletin olması gerektiğini; vergi yükünün OECD ortalamasının altında olması değil vergi tazyikinin yüksekliğini; ücretlerdeki vergi yükünün OECD ortalamasının bile çok üstünde olduğunu görüp buna uygun düzenleme yapılması gerektiğini görmesi gerekmektedir. Gerisi lafügüzaftır.




