Sosyal medya X platformunda yine memur ve emeklisinin maaşları, kamu iktisadi teşebbüsleri, memur sayısı köpürtüldü. Ne­oliberal neoklasik ezberler ile kamuda tasar­ruf adına sayının azaltılmasından tutun da maaşların asgari ücret kadar olmasına kadar dogmatik inançlar yine sahnedeydi. OECD, İskandinav, G20, AB üye ülkelerine göre me­mur sayımız çok değil hatta az.

Memurlarımızın çoğu eğitim, güvenlik, sağlık çalışanı. Toplam istihdamda payı %13- 14 iken OECD’de %18-19, nüfusa oranı %6 ile sıralamada gerilerde. Ortalama maaş OECD 3650, AB 2850, G20 ise 2200 dolar iken, sa­tın alma gücü paritesine göre ve nominal ola­rak bizde altında. Ortalama maaş 1.700 do­lar ile 108 ülke arasında 25.nci, PPP'ye göre 18.nci sıradayız. Barınma, gıda, temel ihti­yaçlar toplamı özelinde sıramız 32'ye düşü­yor. Bu 108 ülkeden 38 tanesinin enflasyonu yüksek.

Asgari ücretle kıyaslamasına gelirsek, so­ru(n) memur maaşının niye yüksek olduğu değil, asgari ücretin niye düşük kaldığı. Za­ten memur maaşının özel sektör için bir ben­chmark olma durumu da var normalde. Yani asgari ücret idealde olması gereken değil mi­nimumda olması gereken.

Afuera Neoliberal pop iktisat sloganı

Kamu bir şirket değildir, o yüzden her ikti­sadi teşebbüsünden kar edecek diye bir kural yoktur. KİT’lerin varlığı genelde özel sektö­rün olmadığı, olmak istemediği yerde üretim ve istihdam yaratmak, özel sektörü teşvik et­mek, devletin varlığını hissettirmek, vb. ne­denlerledir. Atatürk tarafından kurulan Sü­merbank’ı örnek alalım. Nazilli Basma Fab­rikası Cumhuriyet tarihinde devlet eliyle kurulan ilk fabrikadır.

Nazilli’li Yörük Ali Efe ve Hamit Efe ile si­lah arkadaşları, Afyon Tınaztepe’den “Ordu­lar, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emri ile sabaha karşı Büyük Taarruza (Kurtuluş Sa­vaşına) başlarken kendi memleketleri henüz düşman işgali altındaydı. İşte o Nazilli Sü­merbank Misak-ı İktisadinin ilk nişanıdır. Yani “Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandı­rılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz" cümlesinin ilk vücut bul­muş halidir.

Neoliberal efsane: Maaşlar vergilerimizle ödeniyor

Bütçede her kalem bütçe döneminde belir­lenir. Gerekirse ve istisnai hallerde ek bütçe, yedek veya olağanüstü ödenek vardır. Mu­hasebesel olarak, şu vergiler şu harcamala­ra gitti gibi bütçede (ve gerçekleşmesinde) bir ayrım yoktur. Nakit yönetimi etkinli­ği için oluşturulan “Tek Hazine (Kurumlar) Hesabında” (havuzda) tüm gelirler ve gider­ler (ödemeler) eşleşme olmadan işlem görür. Yani “benim gelir vergim senin maaşını ödü­yor” demek ne pratikte ne teoride mümkün değildir. Kaldı ki asgari ücretten vergi alın­mazken, memur gelir vergisi öderken, ku­rumlar vergisi toplam tahsilatı gelir vergisi­nin hep altında kalırken neoklasik ezberlerle zaten pratikte bazı şeyler pek mümkün değil.

Çoğu Körfez ülkesinde gelir vergisi yok hatta yakın döneme kadar bazılarında ku­rumlar vergisi dahi yoktu. Hâlihazırda ABD, İngiltere, Fransa gibi rekor kıran 150 ülke­de bütçe açığı varken, sadece 30 ülkede büt­çe fazlası varken (Katar, Norveç Petrol Fonu hariç Yeşil Burun Adaları gibi ülkeler) vergi­lerle memur, emekli maaşı ödenir tartışma­sının yapıldığı dünyadaki tek ülke olabiliriz. Kimse çok basit bir soruyu sormuyor. Bu 150 ülkenin vergisi yetmez, bütçe açığı verirken nasıl maaş ödüyor. Cevabı basit, neoklasik anlayışta devlet önce vergi toplar sonra har­car. Oysa MMT veya Post-Keynesyen iktisa­di okullarda devletin harcama yapması için vergi toplamasına gerek yoktur. Zaten büt­çede hangi kalem nereye harcanıyor gibi bir muhasebenin olmadığını yukarıda yazdık. Borçlanma, para basma imtiyazı, bozuk para imkânları varken.

İşte bunlar hep KKM

İşte bu yüzden KKM hazine için bir yük değildi. KKM’den kaynaklı merkez bankası zararı da aktiflerde kar edene kadar sürebi­lecek bir varlık aslında. Ne para politikasına etki eder, ne vergilerimizle ödenir.

Ayrıca KKM Türk Lirası cinsinden bir op­siyonlu mevduat ürünüdür, KKM dolarizas­yon hesabına dâhil edilmez, DTH gibi ifade edilemez. Mevzuat gereği bitirilmesi gere­ken de KKM değil DTH'dır.

Benzer bir durum bankaların kredi vere­rek para yaratması, mevduat oluşturması için de var. Kredi vermek için mevduata ge­rek yok. BOE, Fed, ECB, SNB, Keynes diyor.

Cüneyt Dirican-Dünya