Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre; ihracat işlemlerinde, indirimli oranlara tabi işlemlerde ve bazı durumlarda da istisna işlemlerde indirim konusu yapılmayan katma değer vergisinin iadesine ilişkin düzenleme yer alır. 

Katma değer vergisi iadesi ve bu iadenin hızlıca alınabilmesi, enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde oluşturduğu finansal yük nedeniyle şirketler bakımından daha önemli hale gelir. Mevzuatta KDV iadesinin daha hızlı alınabilmesine yönelik mekanizma vardır.  Teminat mektubu vermek suretiyle iadenin yapılması ve daha sonra inceleme ya da yeminli mali müşavir raporu ile bu teminat mektubunun çözülmesi mümkün. Şirketlerin finansal güçleri ve kredibiliteleri çerçevesinde hem teminat mektubu alabilmeleri hem de mektup maliyeti farklılık arz eder ve bazı küçük ölçekli firmalar bu yola gitmeyi tercih etmeyebilir. Önemli olan, böyle bir mekanizmanın sistemde yer almasıdır. 

Normal olarak ticari faaliyette katma değer vergisi indirim mekanizması olduğu için herhangi bir sorun teşkil etmeden yürüyen bir mekanizmadır. Alım sırasında ödenen vergi, ticari hayatın gereği kârlı satılacağı düşünüleceği için satışta hesaplanan KDV’den mahsup edilir ve aradaki fark devlete ödenir. Piyasa koşulları veya şirket politikası gereği bazen kampanya veya indirimli dönemler nedeniyle alım fiyatının altında satışlar söz konusu olabilir. Bu durumda dönemi içerisinde indirilemeyen ve devreden KDV, daha sonraki dönemlerde indirime konu edilebilir. Burada herhangi bir mekanizmaya da ihtiyaç yok. Normal olarak ticari faaliyet kâr gayesi ile yapılacağından zarar nedeniyle bu devir KDV’nin yük olarak kalacağı ve firmayı batıracak noktaya geleceği durumlar istisnaidir. Ticari hayatın içerisinde ya firmanın satılması veya tasfiyesi ile bu sorun ortadan kaldırılabilir.
 

TARİFELİ İŞLERDE İADE DÜZENLEMESİ

Bizim bugün gündeme getirmek istediğimiz konu, normalde KDV iadesi kapsamında olmayan özel bir duruma dikkat çekmek olacak. Satış bedeli kamu tarafından tarife ile belirlenen elektrik, gaz dağıtımı işlemlerinde, dağıtımı yapan şirketlerin alış fiyatı veya maliyeti ne olursa olsun belirlenen tarife üzerinden satış yapması gerekeceğinden indirimli orana tabi olmayan işlemlerinde bile üzerinde yük kalması söz konusu olabilir. Bu tür dağıtım hizmetleri yüksek hacimli işlemler olduğundan ve alış maliyeti ile satış fiyatı arasındaki fark büyük olduğu dönemler de olabildiğinden devreden KDV, şirketler bakımından ciddi bir finansman yükü oluşturabilir. Konuyu elektrik örneği ile açıklamaya çalışırsak; görevli tedarik şirketleri tarife üzerinden satışını gerçekleştirdikleri elektriği EPİAŞ denilen elektrik piyasasından saatlik olarak temin ederler. Bu piyasada elektrik fiyatı bazı saatler tarifenin altında, bazı saatlerde ise tarifenin çok üzerinde olabilir. Fiiliyatta da bazı dönemlerde genel olarak daha ziyade tarifenin neredeyse bir katı veya daha fazlası fiyatlarla temin edilmesi durumları söz konusu olabilir. Bunun tek istisnası, EÜAŞ yani kamunun elindeki elektrik üretim şirketinin elektriğin tamamını veya önemli bir kısmını sağlamasıdır. Uygulamada çoğu zaman bu mümkün değil. Her ne kadar aradaki fark daha sonra kamu tarafından karşılansa ve şirketin tarifeli işlerde sembolik bir kâr marjı kalsa da bu zaman farkı nedeniyle yüklenilen finansman bedelleri çok büyük tutarlara ulaşabilir. 

Tarifeli işlerde dönemi içerisinde indirilemeyen KDV’nin iadesine imkan verilmesi, hizmetin sürekliliğinin aksamamasına imkan verecektir. Aradaki farkın telafi edildiği dönemlerde ise zaten ödenecek KDV çıkacağından herhangi bir aksama veya olumsuz durum oluşmayacak. Bu işlemlerde alım ve satım bedelleri kamu bilgisi dahilinde olduğundan kamuyu zarara uğratma durumu da söz konusu olmayacak. Tarifeye bağlı işlerde indirimli oran olmasa dahi dönemi içerisinde indirimle giderilemeyen KDV’nin bu işlerle sınırlı olmak üzere, iadesine imkan veren bir düzenlemenin Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesine eklenmesinde yarar olacağını değerlendiriyoruz.