Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7582 sayılı Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
Varlık barışına ilişkin hükümler, 7582 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 19'uncu maddede düzenlenmiştir. Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1) ile belirlenmiştir.
Tebliğ; yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının Türkiye'ye getirilmesine, bunların gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilmesine ilişkin usul ve esasları ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.
Bununla birlikte düzenleme yalnızca yurt dışındaki varlıklarla sınırlı değildir. Türkiye'de bulunmasına rağmen gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin kanuni defterlerinde yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bildirilerek kayıt altına alınmasına ilişkin kurallar da Tebliğ'de ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Ayrıca, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayan gerçek kişilerin yurt içinde bulunan bu nitelikteki varlıklarını hangi usulle bildirecekleri ve Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer ayrıntılar da Tebliğ'de düzenlenmiştir.
Bunun yanında, herhangi bir vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler de Türkiye'de bulunan ve hâlen banka veya aracı kurumlarda yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Kanun kapsamında bildirebilmektedir. Aynı imkân, yurt dışında bulunan bu nitelikteki varlıklar bakımından da geçerlidir.
Tam da bu noktada bana en çok yöneltilen sorulardan biri şu oluyor:
"Herhangi bir ticari, zirai veya serbest meslek faaliyetim yok. Vergi mükellefi de değilim. Yastık altında tuttuğum altın veya döviz var. Hatta geçmişte kazandığım bir parayla altın veya döviz satın aldım. Bu varlıkları varlık barışından yararlanarak sisteme dahil edebilir miyim?"
Kanun ve Tebliğ birlikte değerlendirildiğinde bu sorunun cevabı açıktır: Evet.
Çünkü düzenleme yalnızca gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamamaktadır. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, yurt içinde veya yurt dışında bulunan ve kanuni defterlerinde yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını varlık barışı kapsamında bildirebilmektedir.
Varlık barışı düzenlemesinin en önemli sonucu, Kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde bildirilen varlıklara ilişkin önemli bir vergi güvencesi sağlamasıdır. Başka bir ifadeyle, Kanunda öngörülen şartların yerine getirilmesi hâlinde bildirilen varlıklar ile bu varlıklardan elde edildiği kabul edilen gelirler nedeniyle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.
Bunun için bildirime konu edilen varlıkların, Tebliğde öngörülen süre içinde banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara yatırılması ve bu durumun tevsik edici belgelerle ispatlanması zorunludur.
Varlık barışından yararlanmak isteyenlerin ayrıca vergi dairesine herhangi bir beyanda bulunmalarına gerek yoktur. Bildirim, banka veya aracı kurum aracılığıyla yapılmaktadır. Banka ve aracı kurumlar ise bildirilen varlıkların değeri üzerinden Kanunda öngörülen oranda hesaplanan vergiyi peşin olarak tahsil ederek bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edip ödemekle yükümlüdür.
Bununla birlikte Kanun ve Tebliğ, varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulmasını teşvik eden indirimli bir vergileme sistemi de öngörmektedir.
Bildirilen varlıkların en az bir yıl süreyle Kanunda sayılan yatırım araçlarında (örneğin devlet iç borçlanma senetleri, katılım fonları vb.) değerlendirilmesi taahhüt edilirse vergi oranı düşüyor:
Ancak 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan ilave edilecektir.
Buna göre;
- En az 5 yıl tutulması halinde yüzde 0,
- En az 4 yıl tutulması halinde yüzde 1,
- En az 3 yıl tutulması halinde yüzde 2,
- En az 2 yıl tutulması halinde yüzde 3,
- En az 1 yıl tutulması halinde yüzde 4 oranında vergi uygulanacak.
Vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin bu kapsamda bildirdikleri varlıklar bakımından herhangi bir defter tutma veya muhasebe kaydı yapma yükümlülüğü de bulunmamaktadır.
Gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri bakımından ise farklı bir kural söz konusudur. Varlık barışı kapsamında kanuni defterlere kaydedilen tutarlar, özel bir fon hesabında izlenmek zorundadır. Bu fon hesabındaki tutarlar iki yıl geçmeden işletmeden çekilemez ve ortaklara aktarılamaz.
Buna karşılık, vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler bakımından böyle bir fon hesabı oluşturma veya iki yıl boyunca işletmede tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu kişiler, bildirimde bulundukları varlıklar üzerinde serbestçe tasarruf edebilirler.
Sonuç olarak
7582 sayılı Kanun ve bu Kanuna ilişkin Tebliğ birlikte değerlendirildiğinde, varlık barışından yararlanma imkânının yalnızca gelir veya kurumlar vergisi mükellefleriyle sınırlı olmadığı açıkça görülmektedir. Vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler de Kanunda öngörülen şartları yerine getirmeleri hâlinde yurt içinde veya yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını varlık barışı kapsamında bildirebilecek, bu varlıklar bakımından Kanunun sağladığı vergi güvencelerinden yararlanabilecektir.
Bu yönüyle düzenleme, yalnızca işletmelerin kayıt dışı varlıklarını ekonomiye kazandırmayı değil, vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin kayıt dışında kalan varlıklarını da finansal sisteme dâhil etmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için Kanun ve Tebliğde öngörülen bildirim usulüne, sürelere ve diğer şartlara eksiksiz uyulması gerekmektedir.
Dolayısıyla varlık barışının yalnızca şirketlere veya vergi mükelleflerine yönelik bir düzenleme olduğu yönündeki yaygın kanaat hukuken doğru değildir. Kanunun öngördüğü şartları taşıyan vergi mükellefi olmayan gerçek kişiler de bu düzenlemeden yararlanabilmektedir.





