İşte, konuyla ilgili olarak seçtiğim ilk yargı kararı.

Dava konusunun özeti

Dava konusu: İki yıldan fazla süreyle şirket aktifinde kalan taşınmaz, İcra Müdürlüğü’nce müzayede yoluyla katma değer vergisine tabi tutularak satılıyor. Taşınmazı alan şirket, teslimin Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17/4-r maddesi uyarınca vergiden istisna olduğu gerekçesiyle, vergi dairesinden düzeltme talep ediyor. Yapılan düzeltme başvurusu vergi dairesince reddediliyor. Ret işleminin iptali istemiyle açılan davada verilen merciine tevdi kararı uyarınca gerçekleştirilen şikâyet başvurusu da Gelir İdaresi’nce zımnen reddediliyor. İşlemin iptali ve ödenen tutarın iadesi istemiyle dava açılıyor.

Vergi Mahkemesi, en az iki yıl süreyle aktife kayıtlı olduğu anlaşılan taşınmazın müzayede yoluyla satışının istisna olduğu gerekçesiyle davayı kabul ediyor ancak davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi bir vergi uyuşmazlığının düzeltme ve şikâyet yoluyla incelenebilmesi için hatanın hukuki yorumu gerektirmeyecek şekilde açık olması gerektiği, olayda söz konusu taşınmaz satışının istisna kapsamında olup olmadığının tespitinin hukuki yorum gerektirdiği, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların vergi hatası kapsamında incelenmesinin mümkün olmadığı, tahakkuk işlemine karşı süresi içinde açılan davada incelenmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararını bozuyor. (Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 04.04.2019 tarih ve E:2016/5204, K:2019/2623 sayılı kararı.)

Vergi Mahkemesi’nin ısrar kararını temyizen inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle kararı uygun buluyor ve temyiz istemini reddediyor. (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 09.02.2022 tarih ve E:2020/804 K:2022/69 sayılı kararı.)

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı oy çokluğuyla alınmış bir karar. Karara katılmayan üyelerin karşı oy gerekçeleri, konunun özelliği nedeniyle önemli. Kararın devamında üç ayrı grup karşı oy gerekçesi var. Kısaca özetleyeyim.

1) Düzeltilmesi talep edilebilen vergi hatalarının, kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlaşılabilecek açıklıkta olması gerekir. Somut olayda uyuşmazlığın çözümü, davacının icra marifetiyle satın aldığı taşınmaza ilişkin satış işleminin katma değer vergisinden istisna tutulup tutulamayacağı hususunun ortaya konulmasına bağlıdır. Bu husus ise hukuki yorum gerektirmeyen açık bir vergilendirme hatası olarak değerlendirilecek mahiyette değildir.

2) Vergi mahkemesinde nihai tüketiciler değil mükellefler dava açabilir. Vergiye nihai olarak katlanan kişinin kendisinden haksız olarak alındığını ileri sürdüğü vergiyi, verginin mükellefine karşı adli yargıda açacağı davanın sonucuna göre geri alması olanaklıdır. Somut olayda, katma değer vergisinin nihai yüklenicisi olarak vergi mahkemesinde dava açma hakkı bulunmayan davacı tarafından açılan davanın incelenmeksizin reddi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen kararda isabet yoktur.

3) Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Dördüncü Dairesi’nin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerekir.

Kişisel değerlendirmem

Öncelikle, genel olarak kabul gören ilkeyi yeniden ifade edeyim: Düzeltme, yoruma açık, ihtilaflı konularda uygulanabilecek bir yöntem değil. Konunun bir boyutu bu.

Konunun diğer boyutu, her konuya yoruma açık dersek, müessesenin ne zaman işlerlik kazanacağı. Malum bazı özel uygulamalar dışında çoğunlukla düzeltme talepleri reddediliyor. Talep reddedilmişse konu yoruma açık dersek, o zaman hem müessese anlamını kaybediyor hem de idari işlemin yargıya taşınması olanaksız hale geliyor.

O zaman ben kişisel olarak şu sonuca ulaşıyorum. Evet, yoruma açık konularda düzeltme yoluna gidilmemesi gerekir. Ancak düzeltilmesi isteten konu gerçekten yoruma açık değilse, İdarenin görüşü ve yargı kararları talebi haklı gösteriyorsa düzeltmenin yapılması gerekir. Geriye, konu gerçekten yoruma açık mı değil mi, bunu objektif olarak değerlendirmek kalıyor.

Bu doğrultuda yukarıda özetlediğim kararı şu değerlendirmek isterim.

Öncelikle müzayede yoluyla yapılan satışlarda, koşullar sağlanıyorsa Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesinde yer alan istisnanın uygulanması mümkün mü, bu konuda farklı yorumlar var mı sorusuna cevap bulmamız gerekiyor.

Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği’nde açıkça, müzayede mahallerinde yapılan her türlü satışların vergiye tabi olduğu, Kanun’un istisna hükümlerinin bu satışlar için de geçerli olduğu açıkça belirtilmiş. Gördüğüm kadarıyla verilen özelgeler de bu yönde, uygulama da bugüne kadar böyle gelmiş. Aynı paralelde yargı kararları da var. Halen Danıştay Başkanvekili olan Sayın Mahmut Vural’ın “Uygulayıcılar İçin KDV” kitabında konu şöyle ifade edilmiş: “… gerek idari, gerekse yargısal yorum kurumların aktifinde iki yıldan fazla kalan taşınmazlar ve iştirak hisselerinin müzayede mahallindeki satışlarında da istisnanın geçerli olduğu yolundadır.”

Buna göre aradığımız sorunun cevabı açık gibi. Müzayede mahallinde yapılan satışlar, koşullar sağlanıyorsa katma değer vergisinden müstesna.

O zaman ikinci bir soruya cevap aramak gerekiyor. Pratikte farklı görüşlerin olmadığı bir konuda, İdare konu yoruma açık diyerek düzeltme yapmazsa, konu düzeltmeye tamamen kapalı mıdır sorusu.

İşte yukarıda özetlediğim yargı kararı da bana öyle geliyor ki, bu soruya net olarak yanıt veriyor. Müzayede mahallinde yapılan satış katma değer vergisinden müstesnadır ve bu durumda bir vergi hatası yapılmıştır, dolayısıyla bu hata düzeltilmelidir diyor, benim anlayışıma göre Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı.

Son olarak, iki konuya dikkat çekeyim.

Birincisi, düzeltme yapılamayacağına ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesi kararında, müzayede mahallinde yapılan satışların vergiden müstesna olmadığına ilişkin bir yorum yok. Daire sadece konu yorum yapmayı gerektirir diyor.

İkincisi, yukarıda özetlediğim karşı oy gerekçelerinden birinde, mükellef olmayıp verginin nihai yüklenicisi olan davacının dava açma hakkı olmadığı belirtiliyor. Bu konu bu makalenin konusu değil, ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

Çözülemeyen devreden KDV sorunu Çözülemeyen devreden KDV sorunu

Dünya | Recep BIYIK