Yargı sistemine "seri muhakeme" usulünü dahil eden, Cumhuriyet savcılarının takdir yetkilerini arttırarak "ön ödeme, uzlaşma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kurumlarını genişleten, ceza muhakemesinde seri muhakeme ve basit yargılama usulü adı altında 2 yeni usulü getiren ve birinci yargı paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Resmi Gazete’de yayım tarihi 24.10.2019. Birinci yargı paketinin üzerinden 4,5 yıl geçti. Bu süre içerisinde her biri ayrı ayrı reform diye sunulan 8 yargı paketi daha çıktı. Şimdi önümüzdeki günlerde 9. Yargı Paketi’nin Meclis’e sunulmasını bekliyoruz.

Süre / kanun oranına bakarsak demek ki, yasama organı 6 ayda bir yargıya veya yargı ile ilgili usul veya maddi ceza kanunlarına müdahale etme gereği duymuş. Burada yasama organının 6 ayda bir müdahale gereğinden söz ediyorsak, bir düzenleme başarısından söz edemeyiz.

Kapalı kapılar ardında kanun tekliflerini hazırlamak yerine ortak aklı arayarak, kamuoyunda tartışarak, uzman ve akademisyenlerin görüşlerini alarak bir defa kanun yapsak ve onu en az 10 yıl uygulasak, hukuk güvenliği ve hukuki istikrar ilkelerine daha fazla hizmet etmiş olmaz mıyız?

9. Yargı Paketi’ne, dışarı sızdığı kadar ile daha şimdiden pek çok eleştiri geliyor. Eleştirilerin çoğu, ihdas edilmek istenen “etki ajanlığı” suçuna yönelik. Eleştirilere bakarsak bu paketin ömrünün de çok uzun olmayacağını söyleyebilirim.

İki eleştiri de ben getireceğim. Tabi benim getireceğim eleştirilen uzmanlık alanım itibariyle vergi yargısında yapılmak istenilenlerle ilgili olacak.

Bilindiği gibi ve Anayasa Mahkemesince de belirtildiği üzere, “Anayasa’nın mahkemelerce verilen hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamında güvenceye kavuşturulmuştur. Buna karşılık İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 7. Protokol’ün 2/2. maddesinde “düşük ehemmiyeti haiz cezalar bakımından”, mahkemelerce verilen hükmün bir başka yargı mercii tarafından denetlenmesini talep etme hakkına sınır getirilebileceği kabul edilmiştir. Bu kabul, Anayasa Mahkemesinin kararlarına da yansımıştır.

Pakette ilk önce tek hakimle kesin olarak verilen kararlara ilişkin olarak istinaf mahkemesine müracaata ilişkin parasal sınır 31 bin liraya yükseltilmektedir. Bir başka deyişle konusu 31.000 liranın altında olan davalarda istinaf (ve temyiz) yolu kapanmaktadır. Aslında bu rakam zaten kanunda yazılı sınırın yeniden değerleme oranında artışı ile gelinmiş ve güncel olarak uygulanan sınırdır. Bu sınıra göre ihtilaf konusu vergi ve ceza toplamı 31 bin liranın altında olan davalarda verilen kararların üst mahkemelerce (istinaf) denetimi yapılamayacaktır.

Bence, bu sınırın kanun koyucu tarafından düşürülmesi gerekmektedir. Her şeyden önce, asgari ücretle çalışan bir kişinin yaklaşık iki aylık emeğinin karşılığına denk gelen bu tutara “düşük ehemmiyeti haiz” demek mümkün değildir. Kaldı ki hiçbir dava, davacısı için “düşük ehemmiyeti haiz” değildir.

Öte yandan 31.000 Lira fazla yüksek değil dense de, bu tutarlı ve hatta çok daha düşük tutarlı bir davanın yanılgın bir kararla aleyhe sonuçlanması, mükellef aleyhine “yüksek ehemmiyeti haiz” sonuçlar doğurabilir. Örnekleyelim.

Vergi ve ceza toplamı 31 bin liranın altında kalmış bir tarhiyat, mükellefin Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 121. maddesinde yazılı ve 6 milyon 900 bin liraya kadar ulaşabilen “vergiye uyumlu mükellef indirimi”nden yararlanma hakkını ortadan kaldırabilir. Yine böyle bir tarhiyat aleyhine açılmış bir davanın yanılgın bir kararla aleyhe sonuçlanması, mükellefin 6183 sayılı Kanun’un 48/A maddesinde yazılı “vergiye uyumlu mükelleflerin borçlarının tecili” hükümlerinden yararlanma hakkını etkileyebilir. Öte yandan yine benzeri bir tarhiyat aleyhine verilecek yanılgın bir karar, ileride cezada tekerrür hükümlerinin uygulanmasının da yolunu açacak ve mükellefin %50 oranında fazla ceza tarhiyatına muhatap olmasına sebebiyet verebilecektir.

Bu nedenle, dava konusuna bakıp, 31 bin lira fazla yüksek deyip, geçmemek gerekir.

Uzun sözün kısası, vergi mevzuatına ve vergi hukukunun inceliklerine hâkim ve vâkıf olmadan, vergi yargısına ilişkin düzenleme teklifleri yapmak, yerinde bir davranış olmayacaktır.

9. Yargı Paketi’ne ikinci eleştirim ise gelecek yazımda. 

Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ

Editör: Hakan UYSAL