Şu an ne yapıyorsanız ve ara verebilecek durumdaysanız kısa bir süreliğine ara verin ve etrafınıza bakarak şunu düşünün:

“Şu an etrafımda gördüğüm insanların kaçı 100 yıl önce yaşıyordu?”

Yok değil mi, kimse yok. Peki 75 yıl önce yaşayanlar? Bir de tersini yapın ve şöyle düşünün:

“Şu an gördüğüm insanların kaçı 100 yıl sonra hâlâ yaşıyor olacak?”

Yine kısaltın süreyi ve 75 yıl sonra hâlâ yaşayabilecek olanları düşünmeye çalışın. Biraz sinir bozucu bir durum değil mi…

Tabii ki 100 yıl ya da 75 yıl sonra yaşayacaklar arasında kendiniz de yoksunuz. Belki 50 yıl sonra yaşayacaklar arasında da…

Uğraştığınız şeyler bir anda anlamsız gelmiş olabilir. Belki gelmeli de zaten.

Ortalama ömür 78,5 yıl

TÜİK’in 2023-2025 dönemine ilişkini hayat tabloları verilerine göre doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl.

Bu süre erkeklerde 75,9 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl.

Beklenen bir ömür var da, bunun ne kadarı sağlıklı geçecek, önemli olan o. Toplam ömür beklentisi kadınlarda daha uzun ama sağlıklı ömür beklentisinde erkekler daha avantajlı durumda. Doğuşta beklenen sağlıklı ömür ortalamada 58 yıl, bu süre erkeklerde 59,1, kadınlarda 56,9 yıl.

Yaş 35, yolun yarısı değil!

Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiirindeki o harika dizeler artık günümüze pek uymuyor.

Yaş otuz beş yolun yarısı eder

Dante gibi ortasındayız ömrün

Artık 35 yaşta yolun yarısına gelinmiyor.

Hayat istatistiklerine göre 35 yaşındaki bir erkeğin 43,1 kadının ise 47,8 yıl daha ömrü var.

Emekliye bir de bu gözle bakın!

Yaş 65’e gelmiş, doldurulmuş bu yaş, artık emekli de olunmuş. Kamuda zaten istense de çalışmak mümkün değil.

Tahmini ömür olarak ne kalmış; 18,4 yıl... Üstelik bu sürenin ancak 6-7 yılının sağlıklı geçmesi bekleniyor. 18 yıl ömür var ama bunun en az 10 yılı hafif ya da ağır sağlık sorunlarıyla boğuşarak geçirilecek. Zaten o sağlık sorunları da çoktan baş gösterdi.

Şöyle rahat ve huzur içinde bir emeklilik istiyorsunuz haklı olarak. Ama nerede! Öyle düşük bir emekli maaşınız var ki, her gün üç kuruşun hesabını yapmanız gerekiyor; birkaç lira ucuza ekmek almak için sabahın köründe, kışın ayazında kuyruğa girmek durumunda kalıyorsunuz.

Kalmış ortalama 18 yılınız... Böyle sorunlarla boğuşuyor ama diğer yandan da siyasetçinin bitmek bilmeyen “Biz emeklimizi enfl asyona hiçbir zaman ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” şeklindeki açıklamalarını dinliyorsunuz.

Peki onların hırsı?

Ölümde ayrıcalık yok, neyse ki yok! Elbette birileri daha çok paraları olduğu için daha rahat bir hayat sürüyor, belli bir yaşa gelenler daha iyi tedavi olup ömürlerini belki biraz uzatabiliyor, o kadar. Son aynı!

Bunu bildiği halde, dünyalar kadar para kazanmış ve servet edinmiş olanlar… Ya onların hırsına ne demeli?

Yaş 65, kalmış ortalama 18 yıl...

Yaş 75, kalmış ortalama 11 yıl...

İş insanları görüyoruz; bazıları arkalarından konuşulmasını, tabii ki kötü konuşulmasını umursamadan gidiyor. Bunlar ormanı, doğayı katlederek parasına para ekleme çabasından sıyrılamıyor; bazı isimler ise yıllar sonra bile büyük bir saygı ile anılmaya devam ediliyor.

Büyük bir iş insanı olmuşsunuz, çok para kazanmışsınız, yeni bir şeyler yapmasanız da para oluk gibi akıyor zaten, belli bir yaşa da gelmişsiniz, artık önünüzde yaşayacağınız, hele hele sağlıklı yaşayacağınız belki 3-5 yılınız kalmış. Arkanızdan iyi konuşulması da elinizde, aksi de...

Öleceğini bilen tek canlı

İnsan doğada öleceğini bilen tekanlı. Bazı canlılar ölüme yaklaştıklarını hissediyor ama bunu en baştan bilmiyor, öyle olduğu varsayılıyor.

Peki öleceğini çocukluktan beri bilen insan ne yapıyor, hele hele o ana yaklaştığı halde.

Dedim ya kimi bitmek bilmez bir para hırsıyla doğayı katlediyor, milyonlarca ağacı kestiriyor, köylüyü yerinden ediyor ve bundan hiç mi hiç rahatsızlık duymuyor.

Kimilerinin para için doğayı katletmesi bir de bakıyorsunuz başkalarının yaptıklarının yanında masum kalıyor.

O başkaları, bulundukları coğrafyaya ya da dünyaya damga vurmak isteyen siyasetçiler. Onlar belki bilinçli olarak, belki de farkına varmadan çok geniş bir coğrafyaya zarar verebiliyor.

Amerikalı ünlü düşünür, yazar ve filozof Ralph Waldo Emerson’ın çok bilinen, yalın ama çok derin anlamı olan bir sözü var:

“Mutluluk varılacak bir hedef değil, yolun ta kendisidir.”

Belki de bu söz herkes için geçerli değil. Belki de bazı isimler kalan ömürlerini daha iyi geçirmek değil, kendilerinden sonraya tabii ki kendi açılarından doğru olan bir iz bırakmak peşinde. İşte bu yüzden zaman zaman bu sözün belli bir kesim için çok da doğru olmadığı düşüncesine kapılıyor insan.

Kastettiğim kesim tahmin edileceği gibi siyasetçiler… Ajandası dolu olan siyasetçiler…

Yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada ajandası öylesine yüklü o kadar çok siyasetçi var ki, sanırsınız onlar ölümsüz ya da ölümsüz olduklarını düşünerek yaşıyor. Belki de çok önemli bir misyon üstlenmişler ve bulundukları coğrafyaya ve ülkeye damga vurmak istiyorlar.

Kim bilir acele etmeleri biraz da zamanlarının çok azaldığını bilmelerinden kaynaklanıyordur.

İşte yaşınız, işte kalan zamanınız - Resim : 1

İşte yaşınız, işte kalan zamanınız - Resim : 2

Alaattin Aktaş-Ekonomim