EKONOMİ

Yatırım fonları ve piyasaya etkileri

Çoğumuz ya banka hesaplarımızdan ya da aracı kurum hesaplarımızdan hesapta kalan bakiyelerimize yatırım fonları alırız. Bu fonları da isimlerine göre algıladığımız risk durumuna bakarak seçeriz. Beklentimiz de aldığımız fonun ismine uygun yönetilmesidir.

Abone Ol

Sermaye piyasası Kurulu, fonlarla ilgili düzenlemeler yapmıştır. Bunun için tebliğ çıkarmış olup, her fon kendisine uygun sınıflandırma içerisinde risk dağılımını yapmak zorundadır. https://spk.gov.tr/kurumlar/fonlar bölümüne baktığınızda SPK’nın fonlarla ilgili düzenlemelerini görebilirsiniz.

SPK düzenlemelerine göre yatırım fonlarının çeşitleri bellidir. Para piyasası fonu ile ilgili tanımı aynen şu şekildedir; “Portföyünün tamamı devamlı olarak, vadesine en fazla 184 gün kalmış likiditesi yüksek para ve sermaye piyasası araçlarından oluşan ve portföyünün günlük olarak hesaplanan ağırlıklı ortalama vadesi en fazla 45 gün olan fonları kapsayan şemsiye fonlar “PARA PİYASASI ŞEMSİYE FONU"dur. Görüleceği üzere likiditesi yüksek olması şartı bulunmaktadır. Ayrıca bir vade sınırı da bulunmaktadır. Peki hanginiz aldığınız para piyasası fonunun özel sektör tahvili aldığını düşünebilir ki? Bu tahvili alan fonun adı tahvil fonu olmalı hatta daha detayı özel sektör tahvil fonu denilmelidir ki insanlar aldığı fonun özel sektörün temerrüd riskini aldığını anlayabilsin. Yani özel sektörün tahvili ödeyemeyeceği riskinin olduğunu bilsin. Dolayısıyla isimle alınan pozisyonlar pek de örtüşmemektedir. Bunun yanında özel sektör tahvil piyasası henüz yeterince likit olmadığından SPK tanımına da uymamaktadırlar.

Fonların portföy dağılımı ve büyüklüğü önümüzdeki dönemlerde satışların hangi menkul kıymette, ne kadar olacağını bize göstermesi nedeniyle gelelim fonların portföy dağılımına;
https://www.tefas.gov.tr/tr/fon-verileri?fundType=YAT&startDate=2026-09-01&endDate=2026-09-20&sfonTurKod=107&view=portfolioDistribution linki bize tefas yani fon bilgilendirme platformunda para piyasası fonlarının hangi portföy dağılımına sahip olduğunu göstermektedir.

Listeye baktığımızda fonların tamamının ya para piyasası, ya mevduat ya da repo pozisyonlarının olduğunu görüyoruz. Bu durum gelecek iadelerde ödeme sorununun oluşmasını engelleyecek önemli bir sigortadır. Ağırlıklı repo pozisyonlarının olması önemlidir. Ancak bazı fonlarda az da olsa özel sektör tahvili bulunmaktadır. Ancak yatırımcı bunların fonlara alınabileceğini detayda izahname veya içtüzüğüne bakmazsa bilemez. Fonun adı tahvil fonu değil para piyasası fonudur. Nadiren de olsa para piyasası fonunda vadeli işlem teminatında para tutulduğunu da gördük. Demek ki vadeli işlem pozisyonu alan bile var. Tabi ki bu pozisyonların alınabilmesi için iç tüzüklerinde belirtilmiş olması ve SPK’nın da bu iç tüzüğü onaylaması gerekiyor. Yani işlemler SPK izni alınarak yapılmış durumda.

Yatırım fonları yatırımcı adına piyasalarda işlem yapar ve getirisini günlük olarak çıkardığı fiyatlara yansıtırken portföy durumunu da günlük olarak raporlar. Bu rapor SPK tarafından da görülmektedir. Mevzuata aykırı durumda SPK devreye girmekte ve gerekli cezai yaptırımları uygulamaktadır.

İşleme kapatılan ve tasfiye sürecine sokulan fonların günlük değerlemelerinden vazgeçilerek belli periyotlarda fiyatlama yapılması ve iade kabulü söz konusu olacaktır. Bu dönem içerisinde oluşabilecek değer değişikliği de doğrudan yatırımcılara yansıyacaktır. Şişirilmiş hisse senedi olan, ya da temerrüde düşmüş bir özel sektör tahvili olan fonlarda ciddi fiyat değişimleri söz konusu olabilir. Bu durumda fiyatlaması olmayan, tahtası kapalı bir hisse senedi varsa, ya da temerrüde düşen bir şirketin tahvili varsa değerlemesi nasıl yapılacak? Yoksa tamamen zarar mı yazılacak? Bu detaylar son derece önemlidir. O yüzden fonlarda bulunan hisse senetlerinin satışı tamamlanana kadar ilgili hisse senedinin tahtası kapatılmamalıdır. Aksi halde fonun da nakde dönmesi imkansızlaşacaktır. 550.000 civarında yatırımcıyı etkileyecek gelişmeler diğer yatırımcıların da güvenini test eder durumdadır. Fonların toplam büyüklüğünün ise 830 milyar TL civarında olduğu söylenmektedir. Tabi ki bu paranın ne kadarı hisse, portföyde hangi hisselerden ne kadar var gibi sorular borsada gelecek satışların nerede ve ne kadar olacağını gösterecektir. Fonlarda bulunan para piyasası, repo devlet tahvili vb enstrümanların çokluğu borsada da satış baskısının azalacağı anlamına gelir. Ancak portföy dağılımının son durumunu Takasbank ve SPK ile ilgili aracı kurum yöneticileri tarafından bilinmektedir. O yüzden fonlarda bulunan hisse senedini satmadan kendi şahsi hesaplarından satışa geçip geçmedikleri de incelenmelidir.

Tasfiye edilecek fonların menkul kıymet bacağında satışlar tamamlanınca kamuya muhakkak açıklanmalıdır. Çünkü hisse senetleri piyasası üzerindeki olumsuz etkisi de böylece kalkacaktır.

Bu durumda şişirilmiş, manipülatif bir şekilde fiyatları yukarı çekilmiş belirli hisseler dışında başkaca bir sorun çıkmayacaktır. Ancak bu hisselerde işleme kapama ya da ciddi fiyat kırılımları yatırımcıların da beklemediği kadar ciddi zararlarla karşılaşması anlamına gelir. Eğer fonun tipi bu riskin alınmamasını gerektiriyorsa, ilgili aracı kurum ve fon yöneticileri de bu durumdan sorumlu tutulmalıdır.

Gelelim hisse senedinin aşırı fiyat yükselişine; Bu durumu gören SPK nasıl bir yol izlemiş onu iyi analiz etmek gerekiyor. Bir hisse senedinin fiyatı kısa sürede 10 kat artıyorsa SPK bunun izahını istemeliydi ve uygun görmediğinde de bu hareketi yapanların hisse senetlerine de bloke koymalıydı.

Önümüzdeki dönem fonların varlık satışlarının olacağı dönem ancak gelecek satışlar borsa için ciddi bir risk oluşturmayacaktır. Ancak kısa vadede çok para kazanmak için hareket edenlerin bir kısmının üzüleceği bir döneme giriyor olabiliriz.

Sevgiyle kalın,

Finansingundemi.com | Hikmet BAYDAR