OVP yalnızca büyüme, enflasyon ve bütçe dengesi hedeflerinden oluşan teknik bir metin değil. Programın satır araları dikkatle okunduğunda, önümüzdeki üç yılda nasıl bir işgücü piyasası kurulmak istendiği de görülüyor.

Programın temel amacı dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi sağlamak, ekonominin istihdam oluşturma kapasitesini geliştirmek, ekonomik kazanımları toplumun geniş kesimlerine yaymak ve adil gelir dağılımını güçlendirmek olarak belirlenmiş. Bu yaklaşım önemli. Çünkü büyümenin toplumsal karşılığı, yalnızca millî gelirin ne kadar arttığıyla değil, bu artışın kaç kişiye iş, gelir güvencesi ve daha iyi bir hayat sunduğuyla ölçülür.

Program döneminde Türkiye ekonomisinin 2027’de yüzde 4.2, 2028’de yüzde 4.6 ve 2029’da yüzde 5 büyümesi hedefleniyor. Kişi başına gelirin ise 2026 için öngörülen 20 bin 523 dolardan 2029’da 24 bin 842 dolara yükselmesi bekleniyor. Ancak sosyal politika açısından daha dikkat çekici hedef, istihdam düzeyindeki artış. 2026 yılında 32 milyon 579 bin kişi olarak tahmin edilen istihdamın 2027’de 33 milyon 236 bine, 2028’de 33 milyon 925 bine ve 2029’da 34 milyon 711 bine ulaşması öngörülüyor. Başka bir ifadeyle, üç yıllık dönemde yaklaşık 2 milyon 132 bin kişiye ilave istihdam sağlanması hedefleniyor.

İş gücünde kadınlar önemli

Yeni OVP’nin en güçlü sosyal politika boyutlarından biri, kadınların işgücüne katılımının bakım hizmetleriyle birlikte ele alınmasıdır. Programda ekonomik ve erişilebilir çocuk bakım hizmetlerinin artırılması, bakım hizmetlerinin yaşlı ve engelli bireyleri de kapsayacak biçimde genişletilmesi öngörülüyor. Ayrıca çocukların güvenli ortamlarda bulunmalarını sağlamak ve kadınların işgücüne katılımını desteklemek amacıyla okul sonrası kültür, sanat ve spor programlarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Programda nüfus artış hızındaki düşüşün sosyal güvenlik dengesi üzerindeki etkilerinin incelenmesi ve uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının oluşturulmasının öngörülmesi de stratejik önemdedir.

Gençler için kalıcı iş şart

OVP’de ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin İşgücü Uyum Programı’ndan daha fazla yararlanması hedefleniyor. Mesleki eğitim, yetkinlik ve beceri geliştirme programlarının gençlerin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi, genç işsizliğiyle mücadelede doğru bir adımdır. Buradaki temel başarı ölçütü, programa katılan genç sayısından çok, gençlerin program sonrasında kalıcı ve kayıtlı bir işe geçebilmesidir. OVP’nin aktif işgücü programlarının istihdam etkisinin düzenli olarak değerlendirilmesini ve kaynakların kalıcı istihdama geçiş performansı yüksek programlara yönlendirilmesini öngörmesi bu nedenle önemlidir. Program, yeşil ve dijital dönüşümün işgücü piyasası üzerindeki etkilerini de sosyal politika çerçevesinde ele alıyor.

Dönüşümün etkileri nasıl?

Yeşil işler, dönüşümden etkilenecek meslekler, iş kaybı riski taşıyan alanlar ve yeni beceri ihtiyaçları için bir “Yeşil Dönüşüm İşgücü Piyasası ve Meslek Haritası” hazırlanacak. Ulusal Adil Geçiş Stratejisi’nin 2027-2029 dönemine ilişkin uygulama, eş güdüm ve izleme mekanizması hayata geçirilecek. Daha da önemlisi, dönüşümden en fazla etkilenecek çalışan kesimleri için hedefli sosyal koruma ve istihdam tedbirleri geliştirilecek, sosyal tarafların politika tasarımına ve izleme süreçlerine katılımı güçlendirilecek. Bundan sonraki aşamada başarının temel ölçütü, bu hedeflerin vatandaşın gündelik hayatında ne ölçüde hissedildiği olacaktır. İşsizliğin düşmesi kadar sağlanan işlerin niteliği, kişi başına gelirin artması kadar bu gelirin toplum içinde nasıl paylaşıldığı, enflasyonun gerilemesi kadar ücretlerin satın alma gücü ve büyümenin hızlanması kadar refahın hanelere yansıması önemlidir.

Nitekim güçlü ekonomi ile güçlü sosyal politika birbirinin alternatifi değildir. Kalıcı ekonomik başarının zemini çalışanı koruyan, üretkenliği yükselten, aileleri destekleyen, kadınların ve gençlerin önündeki engelleri azaltan ve kimseyi dönüşümün gerisinde bırakmayan bir işgücü piyasasıdır.

Kaynak: Milliyet | Cem KILIÇ