İç talepteki yavaşlama ve yatırımlardaki ivme kaybı, 2026 büyüme görünümünde aşağı yönlü riskleri artırdı. Son raporlarda tahminler yüzde 3 ile yüzde 3,2 arasında toplanırken üçüncü çeyreğe ilişkin temkinli görünüm korundu.
Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler ise ekonominin bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 genişlediğini gösterdi.
Böylece yılın ilk yarısındaki büyüme yüzde 2,5 düzeyinde gerçekleşti. Yıllık oranın piyasa beklentilerinin altında kalması, 2026’nın tamamına ilişkin tahminlerde aşağı yönlü güncelleme olasılığını güçlendirdi.
İki raporda büyüme tahmini düşürüldü
Büyüme verisinin ardından yayımlanan beş değerlendirmenin ikisinde 2026 tahmini aşağı çekildi. Revizyonların ardından bu iki rapordaki beklentiler yüzde 3 ile yüzde 3,2 seviyelerinde şekillendi.
Aşağı yönlü güncellemelerde özel tüketimin hız kesmesi, yatırımlardaki büyümenin sınırlı kalması ve yüksek finansman maliyetleri öne çıktı. Jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları, enflasyon ve dış ticaret kanalıyla ekonomik faaliyet üzerinde oluşturabileceği baskı da riskler arasında gösterildi.
Revizyona giden değerlendirmelerde ikinci çeyrekteki yüzde 1,1’lik dönemsel büyümeye rağmen yıllık görünümün zayıfladığına dikkat çekildi. Ekonomik aktivitenin yılın ikinci yarısında ılımlı biçimde devam etmesinin, ilk yarıdaki kaybı tamamen telafi etmeyebileceği belirtildi.
Üç raporda beklenti değiştirilmedi
Büyüme verisi sonrasında kamuya açık raporlardaki ilk doğrudan revizyonu gerçekleştiren kurum, daha önce yüzde 3,4 olarak açıkladığı 2026 büyüme tahminini yüzde 3,2 seviyesine indirdi. Kurum ikinci çeyrek için yüzde 2,5 olan kurum beklentisi de gerçekleşmenin üzerinde kalmıştı.
Raporda ekonomideki soğumanın belirgin şekilde devam ettiği, sıkı para politikasının tüketim ve yatırım kanallarında etkisini gösterdiği belirtildi. İthalat ve ihracatın birlikte gerilemesi, iç ve dış talebin zayıfladığına ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendirildi.
Kurum, sınırlı parasal gevşeme sinyallerinin yılın son çeyreğinden itibaren ekonomik faaliyete bir miktar ivme kazandırabileceğini öngördü. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler ve sıkı finansal koşullar, yeni büyüme tahmini açısından temel riskler arasında gösterildi.
İç talep ve üçüncü çeyrek belirleyici olacak
İkinci çeyrekte hanehalkı tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,5 artarken devletin tüketim harcamaları yüzde 1,8 geriledi. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki artışın yüzde 0,6 ile sınırlı kalması, yatırım iştahındaki zayıflamayı gösterdi.
Mal ve hizmet ihracatı yıllık yüzde 3,4, ithalat ise yüzde 6,4 azaldı. İthalattaki daha güçlü gerileme net dış talebin büyümeye pozitif katkı sağlamasına yardımcı olurken iç talepteki soğuma daha görünür hâle geldi.
Sektörel tarafta tarım yüzde 13,3, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8,6 ve sanayi yüzde 2,4 büyüdü. İnşaat sektöründe yüzde 1,9 daralma yaşanırken ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki büyüme yüzde 0,5 ile sınırlı kaldı.
Raporlardaki ortak görünüm, üçüncü çeyrekte yıllık büyümenin yüzde 3 çevresinde seyredeceğine işaret ediyor. İç talepteki yavaşlamanın derinleşmemesi ve net ihracatın pozitif katkısını koruması durumunda yıl sonu büyümesinin yüzde 3 ile yüzde 3,2 aralığında gerçekleşebileceği değerlendiriliyor.
Yeni Orta Vadeli Program’da açıklanacak büyüme hedefi ile para ve maliye politikalarının seyri, mevcut tahminlerin yeniden gözden geçirilip geçirilmeyeceğini belirleyecek. Enerji fiyatlarında veya jeopolitik risklerde yaşanabilecek yeni bir artış ise aşağı yönlü revizyonların devam etmesine neden olabilecek.
Dünya





