Bir ülkenin en stratejik sermayesi, nesiller arasında ortaya çıkarılabilen ve aktarılabilen yetenektir.
İşte tam da bu nedenle, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı (OECD) 2026 Beceriler Zirvesi’nin İstanbul’da, 27-28 Nisan 2026 tarihlerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi sıradan bir uluslararası toplantı değil; küresel işgücü piyasasının geleceğinin Türkiye’de şekillendirilmesidir.
Toplantı için özel olarak hazırlanan “OECD Beceriler Zirvesi 2026 Gündem Belgesi: Nesiller Arası Yeteneğin Ortaya Çıkarılması” raporundaki veriler bize çok net bir tablo sunuyor:
Çalışma çağındaki nüfus artık büyümüyor, aksine daralıyor.
Yapay zekâ ve yeşil dönüşüm, meslekleri yeniden tanımlıyor.
En çarpıcısı da yetenek artık belirli bir yaşa ait değil; yaşamın tüm evrelerinde keşfedilmesi ve geliştirilmesi gereken dinamik bir potansiyel.
Bu tablo, klasik eğitim anlayışının da sonuna geldiğimizi gösteriyor. Artık mesele sadece gençleri eğitmek değil. Her yaştan bireyin yeteneğini ortaya çıkaran bir sistem kurmak ve bunları işgücü piyasasında değerlendirmek.
Asıl kırılma noktası: Nesiller arası potansiyelin açığa çıkarılması
Bugün gençler yapay zekâ ile büyüyor. Ama aynı işyerinde çalışan 55 yaşındaki bir işçi, çoğu zaman bu teknolojilere erişemiyor ya da kullanamıyor. OECD’nin konuya ilişkin tespitleri son derece çarpıcı. İlk olarak, yetişkinlerin yarısından azı eğitim ve beceri geliştirme süreçlerine katılıyor. Bununla birlikte, beceriler yaşla birlikte düşüyor ve bu durum işgücü piyasasından kopuş riskini artırıyor. Peki, bu ne anlama geliyor?
Eğer farklı kuşakların yetenekleri ortaya çıkarılmaz ve birbirini tamamlayacak şekilde kullanılamazsa, sadece eşitsizlik değil, ekonomik kayıp da büyür. İşte zirvenin ana teması olan
“Nesiller Arası Yeteneğin Ortaya Çıkarılması” tam olarak bu kritik kırılma noktasına işaret ediyor.
Türkiye’nin ev sahibi
Bu zirvenin Türkiye’de yapılması, yalnızca teknik bir organizasyon kararı değildir. Bu, Türkiye’nin küresel beceri ve yetenek gündeminde aktif bir oyuncu hâline geldiğinin göstergesidir. 64 ülke ve uluslararası kuruluşun davet edildiği, Bakanlar düzeyinde yoğun katılımın beklendiği ve küresel politika yapıcıların İstanbul’da buluşacağı bir platformdan söz ediyoruz. Bu ölçekte bir zirvenin Türkiye’de düzenlenmesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın insan kaynağını merkeze alan güçlü politika yaklaşımının somut bir sonucudur. Sayın Bakan Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın da ifade ettiği gibi, “Beceri politikaları, sürdürülebilir refahın temelidir.” Bu yaklaşım, yalnızca bir politika tercihi değil; Türkiye’nin yeni büyüme modelinin temel yapıtaşıdır.
Erdoğan’ın liderliği
Zirvenin açılışının Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle yapılacak olması, bu sürecin en güçlü siyasi sahiplenmesini ortaya koyuyor. Öyle ki, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu, sadece altyapı yatırımlarıyla değil, insan kaynağının yeteneğini ortaya çıkarma kapasitesiyle anlam kazanır.
Bugünün dünyasında rekabet artık ülkeler arasında yaşanmıyor. Küresel düzeyde asıl rekabet, ülkelerin mevcut insan kaynağı yeteneklerini ne kadar etkin kullanabildikleri arasında yaşanıyor.
Ancak şunu da unutmamamız gerekiyor: Potansiyel tek başına yeterli değil. Eğitim tek başına yeterli değil. Çünkü, hiçbir yetenek ortaya çıkarılmadan değer üretmiyor.
Bu yüzden mesele şudur: Bir ülke, her yaştan bireyin yeteneğini nasıl keşfediyor? Bu yetenekleri nasıl geliştiriyor? Ve kuşaklar arasında nasıl birbirini tamamlayan bir GÜÇ hâline getiriyor?
Tam da bu noktada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İŞKUR’un gençlerin becerilerini geliştirmeye yönelik hayata geçirdiği GÜÇ (Gençliğin Üretim Çağı) Programı, bu vizyonun somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Gençlerin potansiyelini üretime ve istihdama dönüştürmeyi hedefleyen bu yaklaşım, kabul görmüş genel yaklaşımların aksine, yalnızca geleceği değil, geleceğin işgücü piyasasını şekillendirecek olan bugünü hedef alarak başlayan çok önemli bir adım.
OECD Beceriler Zirvesi’nin bu yıl İstanbul’da toplanması, bu soruların Türkiye’nin parçası olduğu ve hatta toplantıyla yön verdiği küresel gündemde ele alınacağının bir göstergesi.
Zirvede, geleceğin güçlü ülkelerinin en çok kaynağa sahip olanlar değil, en çok yeteneği ortaya çıkarabilenler olacağının nasıl ortaya konulacağının tartışılması benim gibi bu alanda çalışan akademisyenler için de ilham verici olacak. Öyle ki, Zirve’nin ana konuşmacılarından biri, Khan Academy’den Sandeep Bapna. Bapna, dijital eğitimin küresel ölçekte yaygınlaşması ve becerilere erişimin demokratikleşmesi üzerine önemli bir perspektif sunuyor. Bununla birlikte, Curtin University’den Prof. Sharon K. Parker, işin dönüşümü ve çalışanların yeni becerilerle güçlendirilmesi konusunda dünya çapında referans kabul edilen çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Türkiye’den Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Özgür Burak Akkol ise iş dünyasının içinden gelen deneyimiyle, beceri dönüşümünün sahadaki karşılığını ve özel sektörün bu süreçteki kritik rolünü ortaya koyuyor.





