Son yıllarda, ülkemizdeki boşanma oranlarında meydana gelen artışla beraber, boşanma sonucunda gerçekleşen mal paylaşımı ve tazminat konularının vergisel boyutu da merak konusu uyandırmaya başlamıştır.

Çalışmamızda, boşanma neticesinde sahip olunan değerlerin, elde edilmesi ve elden çıkarılması durumları, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu çerçevesinde vergisel yönleriyle ele alınacaktır.

Evli eşlerin boşanmaları halinde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilmekte veya aynı Kanun’un 202. Md. kapsamında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde edinilmiş mallar eşler arasında paylaşılabilmektedir. Bu çalışmamızda, boşanma durumlarında tazminat veya yasal mal paylaşımı yoluyla alınan malların elde edilmesi ve elden çıkarılması durumları vergisel yönleriyle değerlendirilecektir.

Öte yandan, VİV açısından tazminat olarak değerler nelerdir? Boşanmanın Vergisel Boyutu bu çalışmamızda boşanma neticesinde tazminat karşılığı olarak elde edilen menkul ve/veya gayrimenkulün Veraset ve İntikal Vergisine tabi olup olmayacağı hususları tartışılacaktır.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun “Verginin Mevzuu” başlıklı birinci Md.’de; “Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir. Bu vergi, Türk tabiiyetinde bulunan şahısların ecnebi memleketlerde aynı yollardan iktisabedecekleri mallara da şamildir.”  Aynı Kanun’un “Kanunda Kullanılan Tabirler” başlıklı 2. Md; “……. İvazsız intikal tabidir; hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları; (Maddi ve manevi bir zarar mukabili verilen tazminatlar ivazsız sayılmaz). Hükümleri yer almaktadır. Kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere ivazsız (karşılıksız) intikaller Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun konusuna girmektedir. Maddi ve manevi bir zarar mukabili verilen tazminatlar ise ivazsız intikal sayılmamaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. Maddesinde; “Mevcut veya beklenen menfaatler boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesi isteyebilir” denilmektedir. Kanun hükmünden anlaşılacağı üzere eşlerden kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf kusurlu taraftan maddi ve/veya manevi tazminat talep edebilmektedir. Bu nedenle boşanma sonucunda elde edilen tazminatlar ivazlı (karşılıklı) intikaldir ve Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun konusunda girmemektedir.

Bu çalışmamızda, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında elde edilen menkul ve/veya gayrimenkulün veraset ve intikal vergisine tabi olup olmayacağı hususları

1) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesinde; “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler”, anılan Kanun’un 203. maddesinde de “Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.” Aynı Kanun’un 218. maddesinde; “Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.” 219. maddesinde de; “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır. 1- Çalışmasının karşılığı olan edinimler, 2- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 3- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, 4- Kişisel malların gelirleri, 5- Edinilmiş malların yerine geçen değerler.” Aynı Kanun’un 1029. maddesinde, “Bu Kanun 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girer.” hükümleri yer almaktadır. Boşanmanın Vergisel Boyutu

2) 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesinde; “Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar…” denilmektedir.

3) Bu hükümlere göre, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğünden önce evlenen eşler 01.01.2003 tarihine kadar, Kanun’un yürürlük tarihinden sonra evlenen eşler ise sözleşme ile anılan Kanunda belirlenen mal rejimlerinden birini seçmedikleri takdirde edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmiş sayılmaktadırlar.

4) Kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında elde edilmiş değerlerin boşanma neticesinde tekrar eşler arsında paylaşılması durumunda kendi yasal payını alan eş ivazsız (karşılıksız) bir değer elde etmiş olmadığı gibi mevcut servetinde de bir artış meydana gelmeyeceğinden veraset ve intikal vergisi ödemeyecektir. [1]

SONUÇ

Boşanma durumunda, tazminat olarak veya mal paylaşımı şeklinde elde edilen mallar, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun konusuna girmemektedir. Ayrıca bu malların elde edilmesi Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde sayılan gelir unsurlarına bağlı olmadığından gelir vergisine de tabi olmayacaktır. Yaşanan somut bir olayda,  anlaşmalı boşanma nedeniyle, erkek tarafından bayana verilen ortak edilmiş mülk tapularının, tapu huzurunda hibe olarak beyan edilmesi sonucunda, vergi dairesi bayandan VİV Beyannamesi talep etmiştir. Oysa ki, gerçek durum anlaşmalı bir boşanma olup, boşanma ilamında da mal paylaşımı yapılmıştır. Mahkeme ilamında kadının maddi ve manevi bir zararı karşılığında ivazlı bir intikal olarak intikal tezahür etmiştir. Burada, anlaşmalı boşanma ilamının dikkatlice incelenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, intikal eden bütün varlıkların ivazsız intikal sayılması gibi yanlış bir sonuç ortaya çıkabilecektir. Bu gibi durumlarda, tapuda devir sırasında, ilgili mahkeme kararının tapuya tescilinde vergi açısından önemli bir yarar olabilecektir.

Öte yandan, Elde edilen malların, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesinin 6. fıkrasında yazılı mallardan olması durumunda, beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar gelir vergisine tabi olup, beşinci yılın bitiminden sonra satılması durumunda ise gelir vergisine tabi olmayacaktır. Burada önem arz eden iktisap tarihi ve maliyet bedelinin tespiti önem taşımaktadır. Beş yıl içinde elden çıkarılması durumunda elde dilen kazanç değer artış kazancı olup, KDV Kanunu’nun konusuna girmeyecektir.  Ancak elden çıkarma işlemi devamlılık arz edecek veya ticari bir organizasyon gerektirecek şekilde yapılması durumunda elde edilen kazanç, süre sınırlaması olmaksızın ticari kazanç olarak vergilendirilecek ve KDV’ye tabi olacaktır. Ayrıca, ölüm dolayısıyla mirasçılara intikal eden menkul ve gayrimenkul malların satışının düşünülmesi halinde, beş yıllık süre koşulu, aranmayacaktır.

--------------

[1] Emiroğlu Kadir, “Boşanmanın Vergisel Boyutu” Versav.org.tr