Elektronik tebligat uygulamasının hukuki dayanağına ilişkin önemli gelişmeler yaşandı. Anayasa Mahkemesi, 15 Ocak 2026 tarihli kararıyla Vergi Usul Kanunu'nun 107/A maddesinde Hazine ve Maliye Bakanlığına tanınan yetkiyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. 3 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararda, elektronik tebligatın kapsamı ve zorunluluğu gibi temel hususların idari düzenlemeler yerine kanunla belirlenmesi gerektiği vurgulandı. İptal hükmünün yürürlüğü ise 3 Ocak 2027 tarihine ertelendi.

Bu kararın hemen ardından Danıştay Üçüncü Dairesi, 6 Nisan 2026 tarihli ve E.2024/4288, K.2026/1632 sayılı kararında, Anayasa'ya aykırı bulunan düzenlemeye dayanılarak yapılan elektronik tebligatların hukuki sonuç doğuramayacağı yönünde hüküm kurdu. Danıştay, iptal kararının yürürlüğünün ertelenmesinin, Anayasa'ya aykırı düzenlemenin görülmekte olan davalarda uygulanmasını gerektirmediğini belirtti.

Bu gelişmeler üzerine kanun koyucu harekete geçti. 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7587 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesiyle VUK'un 107/A maddesi yeniden düzenlendi. Böylece daha önce Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkisine dayanılarak 456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirlenen elektronik tebligatın kapsamı, sisteme dâhil olacak kişiler ve uygulamanın temel esasları doğrudan kanunla düzenlenmiş oldu.

Son olarak 11 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 596 sayılı VUK Genel Tebliği ile elektronik tebligat uygulamasına ilişkin ikincil düzenlemelerde değişikliğe gidildi. Peki, bu tebliğ neleri değiştirdi, kimleri etkiliyor ve uygulamada ne gibi sonuçlar doğuracak?

Bu soruların yanıtlarına bakalım.

  1. Elektronik tebligatın kapsamını artık kanun belirliyor

Eskiden: Elektronik tebligat sistemine kimlerin katılmak zorunda olduğu, VUK'un 107/A maddesinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 456 Sıra No.lu Tebliğ ile belirleniyordu.

Şimdi: Elektronik tebligat sistemine katılması zorunlu olan kişiler doğrudan VUK'un 107/A maddesinde sayılıyor. Bakanlık ise elektronik tebligat sisteminin işleyişine ilişkin usul ve esasları belirliyor.

Burada önemli bir ayrım var. Bu değişiklik 596 Sıra No.lu Tebliğ'le değil, 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7587 sayılı Kanun'la yapıldı. Yeni Tebliğ ise söz konusu kanuni düzenlemeye uygun uygulama esaslarını belirliyor.

  1. Kimlerin elektronik tebligat kullanması zorunlu?

Elektronik tebligat sistemine katılması zorunlu olan kişiler, 7587 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenen VUK'un 107/A maddesinde belirlendi.

Buna göre kurumlar vergisi mükellefleri ile ticari, zirai veya mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinin elektronik tebligat sistemine katılma zorunluluğu devam ediyor.

Bunun yanında kolektif şirketler, adi komandit şirketler ile Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki kayıt ve tescile tabi malların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan teşekküller de zorunluluk kapsamına alındı.

Dolayısıyla elektronik tebligatın kapsamı, 7587 sayılı Kanun'la genişletildi. Yeni tebliğ ise bu kapsamda yer alan kişilerin sisteme katılmasına ilişkin uygulama esaslarını düzenliyor.

Buna karşılık basit usulde vergilendirilenler, gelir vergisinden muaf esnaf ve gerçek usulde gelir vergisine tabi olmayan çiftçiler, başka bir nedenle zorunluluk kapsamına girmiyorlarsa elektronik tebligat sistemine katılmak zorunda değiller. Ancak isterlerse sisteme katılabilecekler.

Ayrıca engellilik oranı yüzde 90 ve üzerinde olan malul ve engelliler için kanunda öngörülen zorunluluk istisnası da dikkate alınmalı.

  1. Elektronik tebligat sistemine başvuru süreleri

Elektronik tebligat sistemine katılması zorunlu olanların başvuru süreleri, mükellefiyet durumlarına göre farklılık gösteriyor.

Eskiden: Yeni mükellefiyet tesis ettiren kişiler bakımından genel olarak işe başlama tarihinden itibaren 15 günlük başvuru süresi uygulanıyordu.

Şimdi: Yeni işe başlayan ve elektronik tebligat sistemine katılması zorunlu olan mükellefler için 15 günlük süre korunuyor. Hâlihazırda faaliyette bulunup sonradan zorunluluk kapsamına girenler bakımından ise kapsama girilen tarihi izleyen ayın sonuna kadar başvuru yapılması öngörülüyor.

Bunun yanında yeni düzenlemeye uyum sağlanması amacıyla bir geçiş süreci de bulunuyor.

Geçiş hükmü kapsamına giren ve elektronik tebligat sistemine henüz dâhil olmamış kişiler bakımından 30 Kasım 2026 tarihi önem taşıyor.

Ancak burada bir hususun altını çizmek gerekiyor: Elektronik tebligat sistemine daha önce dâhil olanların yeniden başvuru yapmalarına gerek bulunmuyor. Bu kişiler mevcut kayıtları üzerinden sistemi kullanmaya devam edecekler.

Dolayısıyla 30 Kasım 2026 tarihi, elektronik tebligat sistemini kullanan bütün mükelleflerin yeniden başvuru yapması gereken bir tarih değil.

  1. Başvurular nasıl yapılacak?

Eskiden: Elektronik tebligat sistemine katılım için vergi dairesine başvuru yapılması veya mevcut elektronik başvuru yöntemlerinin kullanılması gerekiyordu.

Şimdi: Dijital Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda başvuru yapılmasına ilişkin usuller düzenleniyor.

Mükellefler, kendileri için öngörülen kimlik doğrulama yöntemlerini kullanarak başvuru işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştirebilecekler.

Bu düzenleme, özellikle vergi dairesine gitmeden işlem yapmak isteyen mükellefler açısından önem taşıyor.

  1. Elektronik tebligatın yapılmış sayılmasında değişiklik yok

Elektronik tebligatın yapılmış sayılmasına ilişkin beş günlük süre aynen korundu.

Eskiden: Elektronik ortamda gönderilen belge, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılıyordu.

Şimdi: Aynı uygulama devam ediyor.

Örneğin, vergi dairesi tarafından 14 Ekim 2026 tarihinde elektronik tebligat sistemine ulaştırılan bir belge, 19 Ekim 2026 gününün sonunda tebliğ edilmiş sayılacak.

Burada önemli olan, mükellefin belgeyi okuyup okumaması değil, belgenin elektronik tebligat sistemine ulaşmasıdır.

Dolayısıyla mükellefin elektronik tebligat sistemine girmemesi veya gönderilen belgeyi okumaması, tebligatın hukuki sonuç doğurmasını engellemiyor.

Bu nedenle elektronik tebligat sisteminin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor.

  1. Elektronik tebligat sisteminden kimler çıkabilecek?

Elektronik tebligat sisteminden çıkış konusunda da önemli düzenlemeler bulunuyor.

Öncelikle belirtmek gerekir ki sistemden çıkışa ilişkin temel kurallar 596 Sıra No.lu Tebliğ'den önce, 7587 sayılı Kanun'la düzenlendi.

Buna göre ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler, ticaret sicil kayıtlarının silinmesi üzerine sistemden çıkarılıyor. Diğer tüzel kişiler bakımından ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silinmesi esas alınıyor.

Gerçek kişiler bakımından ölüm veya gaiplik kararı sistemden çıkış nedeni olarak düzenlenmiş durumda.

Bunun yanında, elektronik tebligat sistemine zorunlu olarak dâhil edilen gerçek kişiler için ayrıca bir imkân bulunuyor.

Bu kişiler, mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılının sonundan itibaren, sisteme dâhil olmayı gerektiren başka bir nedenin de bulunmaması şartıyla sistemden çıkmayı talep edebilecekler.

Örneğin, 2026 yılında mükellefiyetini sona erdiren bir gerçek kişi, diğer şartları da taşıması hâlinde 2031 yılının sonundan itibaren sistemden çıkma talebinde bulunabilecek.

Ayrıca isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine katılanlar, talepleri üzerine sistemden ayrılabilecekler.

65 yaşını dolduran kişilere de talepleri hâlinde elektronik tebligat sisteminden çıkma imkânı tanınmış durumda.

Dolayısıyla mükellefiyetin sona ermesi, her durumda elektronik tebligat sisteminden hemen çıkılabileceği anlamına gelmiyor.

  1. Tasfiye ve iflas hâllerinde elektronik tebligat

Yeni tebliğde tasfiye ve iflas süreçlerinde elektronik tebligat uygulamasına ilişkin usullere de yer veriliyor.

Bu kapsamda tasfiye veya iflas sürecine giren mükellefler bakımından elektronik tebligat sisteminin nasıl kullanılacağı ve tebligat işlemlerinin nasıl yürütüleceği açıklanıyor.

Bu düzenlemeler, özellikle tasfiye ve iflas süreçlerinde tebligatın muhatabının belirlenmesi ve tebligat işlemlerinin hukuki sonuçları bakımından önem taşıyor.

  1. Elektronik tebligat yükümlülüğüne uymayanlara ceza uygulanabilecek

Elektronik tebligat sistemine katılmak zorunda olduğu hâlde bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen mükellefler bakımından özel usulsüzlük cezası gündeme gelebilecek.

Bu konuda VUK'un mükerrer 355'inci maddesinde yer alan hükümler uygulanıyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, elektronik tebligat sistemine katılmama nedeniyle ceza uygulanmasının yeni bir yaptırım olmadığıdır.

Yeni düzenleme, mevcut kanuni yaptırım çerçevesinde elektronik tebligat yükümlülüğünün yerine getirilmesine ilişkin usulleri ortaya koyuyor.

Sonuç olarak ne değişti?

11 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan yeni Tebliğle elektronik tebligat sistemi tamamen değiştirilmedi. Önceki uygulamadaki pek çok kural korunurken sistemin işleyişine ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlendi.

Asıl önemli değişiklik, elektronik tebligatın kapsamının ve zorunluluğunun artık Bakanlığın çıkardığı Tebliğ yerine doğrudan kanunla belirlenmesidir. Ancak bu değişiklik 596 Sıra No.lu Tebliğ'le değil, 7587 sayılı Kanun'la yapıldı.

Yeni tebliğ ise başvuru süreleri, başvuru yöntemleri ve uygulamanın işleyişine ilişkin düzenlemeleri kanuni çerçeveye uyumlu hâle getiriyor.

Mükellefler açısından özellikle iki konu önem taşıyor. Bunlardan ilki, elektronik tebligat sistemine katılma zorunluluğu bulunup bulunmadığının ve varsa başvuru süresinin kontrol edilmesi. İkincisi ise elektronik tebligat sisteminin düzenli olarak takip edilmesi.

Çünkü elektronik tebligatın yapılmış sayılmasına ilişkin beş günlük kural devam ediyor. Mükellefin gönderilen belgeyi okumaması, tebligatın yapılmış sayılmasını ve buna bağlı hukuki sürelerin işlemeye başlamasını engellemiyor.

Kaynak: T24 | Murat BATI