Günümüzde çalışanların yaklaşık yüzde 40’ından fazlası asgari ücret alıyor. Asgari ücretin belirlenmesindeki amaç, bu miktardan daha düşük maaş ödemesi yapılmasının önüne geçilmesi. Sosyal Güvenlik Kurumu’na tabi olarak çalışanlar, asgari ücretten daha az maaş alamıyor.

Dünyadaki pek çok ülke çalışanlar için asgari ücret belirlenmiş durumda. Asgari ödeme miktarı ülkelerin ekonomik yapılarına göre farklılık gösterse de, asgari ücretli olarak çalışan sayısı, yüksek ücret alanların çok altında.

DİSK’in raporuna göre; Hollanda, Danimarka, Belçika ve İsveç yüzde 3’lük asgari ücretli çalışan oranı ile AB ülkeleri arasında en düşük asgari ücretli çalışan sayısına sahip.

Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesi mümkün müdür? Kıdem tazminatının taksitler halinde ödenmesi mümkün müdür?

Asgari ücret; iş hayatına yeni başlayan ya da vasıfsız olarak çalışanlara ödenen en düşük ücret. Ancak yıllarca asgari ücretli olarak çalışmayı sürdüren çok sayıda kişi bulunuyor. Aynı işyerinde, uzun yıllar çalıştığı halde, asgari ücret almaya devam edenler için Yargıtay önemli bir karara imza attı.

YARGITAY'DAN EMSAL KARAR

Bir avukatın yanında sekreter olarak çalışan kişi, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiası ile İş Mahkemesine başvuruyor. Dava tarihinde 4 bin TL net ücret ile çalıştığını ve işyerinde tek çalışan olması nedeniyle yıllık izin kullanamadığını öne sürdü. Davacı katip; kendi tuttuğu masraf ajandalarını gerçek ücretin ispatı amacıyla elinde tuttuğunu, haklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ve ücret alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle, taraflar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildi.

Vasıflı işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ters olduğuna dikkat çeken Yüksek Mahkeme, avukat katibinin asgari ücretle büyükşehirde çalıştırılamayacağına hükmetti. Kararda şöyle denildi:

"Somut uyuşmazlıkta, davacı aylık ücretinin net 4.000,00 TL olduğunu ileri sürmüştür. Davalı asgari ücret ödendiğini savunmuştur. Davacının hukuk ofisinde sekreter, (avukat katibi belgesi mevcut) olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davacıya ödenen aylık ücretin ispatı yönünde davacının kendi tuttuğu ve işverence kayıtlara esas alınan masraf ajandalarına dayanmış ve masraf ajandaları yargılama sırasında mahkeme kasasına alınmıştır.

HAYATIN DOĞAL AKIŞINA AYKIRI

Davacı masraf ajandalarını fotokopi şeklinde dosyaya ibraz etmiştir. İncelenen masraf ajandalarında davacıya 2018 yılında 3.500,00 TL net ücret ödendiği, 2019 yılında ise 4.000,00 TL net ücret ödendiği görülmektedir. Davacının 14 yılı aşkın kıdemi, çalıştığı işyerinin büyükşehirde olması ve yaptığı işin vasıflı bir iş olması nedeniyle işin niteliği gereği asgari ücretle çalışması hayatın olağan akışına da uygun düşmemektedir. Tüm bu nedenlerle avukat sekreteri olarak çalışan davacının 3342 kodlu hukuk sekreteri için TÜİK tarafından bildirilen emsal ücretle çalıştığının kabulü dosya içeriğine uygun düşecektir. Davacının hak ve alacakları bu ücret üzerinden hesaplanmalıdır.

EMSAL ÜCRET DİKKATE ALINIYOR

Yargıtay tarafından verilen karar emsal oluşturur mu? Uzun süre aynı işyerinde asgari ücret ile çalışanlar, maaş artışı talep edebilir mi? İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı Mert Nayır, Yargıtay kararını gazetevatan.com'a değerlendirdi.

Son dönemlerde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun en önemli hedeflerinden birinin kayıt dışı istihdamın ve kayıt dışı kazançların önüne geçmek olduğuna dikkat çeken Nayır, "Yargıtay, vasıflı bir personelin uzun yıllar aynı şirket nezdinde çalışmasına rağmen hiçbir zam almaması, prim, ikramiye gibi ödemelerinin yapılmaması, fazla mesai gibi ek ödememesinin olmamasını kabul etmemektedir. Örnek kararda, özellikle işçi ücretinin tespiti noktasında iki şart ortaya konmuştur; büyükşehirde çalışmak ve vasıflı işçi olmanın birlikte gerçekleşmesi. Yine kararda Yargıtay işçinin ücreti için TUİK’ten emsal ücret kontrolü yapılmasını istemiştir. Sosyal Güvenlik Denetmenleri ve yargı makamı ücret tespitlerinde bu emsal ücretleri dikkate alarak işlem yapmaktadır. " diye konuştu.

HAKLI FESİH VE GERİYE DÖNÜK PRİM DÜZELTME HAKKI

Sosyal Güvenlik Uzmanı Mert Nayır sözlerini şöyle sürdürdü;

Söz konusu karar asgari ücretliye zam talep hakkı vermemektedir. Ancak Türkiye’de işverenler bazen SGK primi ve vergi maliyetlerinden kaçabilmek adına, işçiyi gerçek ücreti üzerinden sigortalı göstermemektedir. Konu böyle olduğunda ise; yargı organları ve mevzuatımız personele hem haklı fesih, hem de geçmişe dönük bu primleri düzeltme hakkı vermektedir.

AGARİ ÜCRET BAŞLANGINÇ ÜCRETİDİR

Asgari ücretin ortalama ücret haline geldiğine dikkat çeken Sosyal Güvenlik Uzmanı Mehmet Akif Cenkci ise, "Ülkemizde çalışanların ortalama yüzde 45’i asgari ücretle çalışmaktadır. Bu kesimin bir bölümü ise; resmiyette asgari ücret almakta ve asgari ücret kısmı bankadan, diğer kısmı ise; elden ödenmektedir. Bu şekilde olduğu zaman ise; sigortalılar hem emekli olduklarında daha düşük emekli maaşı almaktadırlar, hem de işsizlik maaşı ve istirahat raporu ücret ödemelerini, primleri düşük ödendiği için daha az almaktadırlar. Bu kapsamda değerlendirildiğinde ve bütüne bakıldığında, bir işçinin uzun yıllar boyunca aynı işyerinde asgari ücretle çalışmaya devam etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Asgari ücret esasında bir başlangıç ücretidir. Başlangıç ücretle işe başlayan birinin, yıllar yıllar boyu aynı ücret ile devam etmesi de beklenilemez." diye konuştu. 

MAAŞ ARTIŞI TALEP EDİLEBİLİR

 Uzun yıllar asgari ücretle çalışanların maaş artış talebinde bulunabileceklerini ifade eden Cenkçi sözlerini şöyle sürdürdü:

İşveren işçinin fiili yapmış olduğu iş ne ise o meslek kodunu SGK’ya bildirmek zorundadır. Mahkemeler SGK meslek kodu ile fiili yapılan işi değerlendirmekte ve ilgili kurum, kuruluş veya meslek odalarından işçi emsal ücret araştırması yaparak karar vermektedir. İşçinin mahkemeye yapacağı taleple birlikte maaşının artmasıyla var ise fazla mesai, genel tatil ücreti alacağı gibi diğer işçilik alacağı ücretlerinde artacaktır. Hatta maaşın artmasıyla SGK prim tutarlarının güncellenmesi de talep edilebilir.

Asgari ücretli olarak aynı iş yerinde uzun yıllar çalışanların, çalışma mevzuatından doğan haklarını iş ve sosyal güvenlik uzmanları değerlendirdi. Peki konun hukuki boyutu nedir? Uzun yıllar düşük ücret alan çalışanlar haklarını arama noktasında neler yapabilir? Avukat Zühal Akbel Yargıtay kararı ile ilgili  gazetevatan.com'a özel açıklamalarda bulundu. 

Yargıtay kararının ülkedeki işçilik alacakları davaları için önemli bir karar olduğuna dikkat çeken Avukat Akbel, yapılan işin tanımının ve kapsamının, işçinin ücretinin belirlenmesinde kıstas olması gerektiğine vurgu yaptı.

İşverenlerce işçi ücretlerinin, ödenen gerçek ücretlerden daha düşük gösterdiğinin altını çizen Akbel, “İşveren uhdesinde çalışan işçiye hukuka aykırı olmasına rağmen, yaptığı maaş ödemelerinin asgari ücret kadarlık kısmını bankadan, geri kalan kısmını elden ödeme şeklinde yapmaktadır, bu durum da ne yazık ki, işçinin aldığı gerçek ücret ve resmi kayıtlara yansıyan ücretler arasında fark oluşmaktadır." diye konuştu.

ÇALIŞAN HAK KAYBI YAŞIYOR

İşçinin, işçilik alacağının belirlenmesinde aldığı gerçek ücretin büyük önem taşıdığını açıklayan Av. Zühal Akbel, “İşçinin dava yoluyla hak kazanacağı muhtemel tazminat ve alacakların hesaplaması noktasında; resmi kayıtlara yansıyan ve bankadan gerçekleşen kısmi ödeme, işçinin hak kaybına uğramasına neden olabilecektir. Muhtemel uyuşmazlıkta işçinin, gerçek ücreti ispat noktasında yükümlülük altına girmesi ve mağduriyetine sebep olabilecektir.” İfadelerini kullandı.

EMSAL ÜCRET ARAŞTIRMASI YAPILIYOR

Akbel, Türk Borçlar kanununu 401 maddesine atıfta bulunarak, “İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür’’ şeklindedir. Yani işçilik alacaklarının hesaplanması hususunda emsal ücret araştırması yapılması gerekliliği mevcuttur.
Emsal ücret araştırmaları işçinin işçilik alacakları istemiyle açtığı davalar kapsamında araştırmalar iş mahkemeleri tarafından yapılmaktadır. İlgili mahkemece emsal ücret araştırması yolu, meslek kuruluşlarına, meslek odalarına işçinin çalıştığı yıllarda ülkede aynı meslek kolunda çalışan işçilerin aldığı ücretlerin ne olduğu hususunun sorulması ve kuruluşların bu hususta emsal ücretleri mahkemeye bildirilmesi ile ortaya çıkmaktadır.” şekline konuştu.

Uzun yıllar asgari ücret ile çalışmaya devam eden işçiler ile ilgili de konuşan Avukat Zühal Akbel, vasıflı işçinin asgari ücretle çalıştırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu hususunda da Yargıtay'ın emsal nitelikte birçok kararı olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı;

Yargıtay’a göre, kıdemli ve vasıflı işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağının, gerçek ücretin tespiti hususunda işçinin vasfı, kıdemi ve işyerinin özelliklerinin hepsi incelenerek emsal ücret araştırması yapılarak tespit edilmesinin mümkün olduğu ve işçilik alacaklarının buna göre hesaplanmasının gerektiği yönündedir.

Bu nedenle işverenlerin yaptığı ücret ödemelerindeki hukuka aykırı işlemlerin tespiti elbette ki mümkün ve işçiler haklarını almak istediklerinde hak kaybına uğramadan gerek iş kanunu kapsamında gerek anayasanın 55. Maddesi olan;

‘’Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” hükmüne uygun bir biçimde, alabilmektedirler. Mahkeme kararları son zamanlarda tüm işçilere hak kaybına uğramadan hak ettikleri işçilik alacaklarını almalarının mümkün olduğunu göstermektedir

Bu yüzden işverenlerin bu haksız ve hukuka aykırı tutumuna karşı kanun yolları mevcut olup, iş mahkemelerinde işçiler haklarını gönül rahatlığı ile arayabilirler, İşçiler unutmasın ki yasalar, emeklerini ve haklarını korumaktadır.

Vatan