Bunu sonucu işveren, kepenk kapatarak işçi çıkarmaya başladı. Üretimin de düşmesi ve her geçen gün artan oranlı vergiler ve zam nedeniyle küçük işletmeler iş yerini kapatmak zorunda kaldı.

Büyük ve orta ölçekli işletmeler; işçinin maaşını da karşılayacak gücü kalmazken ayrıca üzerine kira, elektrik, su, doğalgaz gibi genel giderlerin yanında ağır vergi yüküne maruz bırakıldı. Tüm bunların sonucunda borçlarını da ödeyemez duruma geldi.

Bu süreç bir çok şirketi, konkordato başvurusu yapmaya yöneltti. 16 Ocak 2025 tarihli köşe yazımda; “İflastan önceki son çıkış” başlığı ile tanımladığım konkordato sürecini, artıları ve eksilerini anlatmıştım.

Konkordato, geçmişte Anadolu’da söylenen: “Komşu tüm malını, mülkünü kaybetmiş dostlar duydunuz mu?” Halk arasında “İflas etmiş” denirdi. Gelinen noktada ise yeni dönemdeki tanımı ile şirketi iflas etmeden, iflasa hazırlık ve belki bir çıkış yolu umuduyla konkordato olarak ifade ediliyor ve uygulanıyor.

Ekonomik sıkıntılar konkordato başvurusunu artırıyor

Son yıllarda, işletmeler, ticari hayatta da zor günler yaşıyor. Alacaklarını tahsil edemeyip, borçlarını da ödeyemeyen şirketlere bankalar kredi de veremeyebiliyor. Bazen şirketler bankadan aldığı krediyi de ödemekte zorlanıyor hatta ödeyemiyor.

Bunca yükün altında kalan iş yerleri için maliyetlerinin, gelirini aşan boyutta olmasıyla konkordato başvurusu can simidi olarak görülüyor. İflastan önceki son çıkış ya da iflas erteleme olarak da düşünebiliriz.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var ki birçok işletme istese de maddi yetersizlikler nedeniyle konkordatoya başvuruda bulunamıyor. Alacaklı ve borçlu açısından baktığımızda ise sayıları her geçen gün artan, binlerce işletmeyi etkileyen bir domino taşı gibi hızla devam eden durum olduğunu görüyoruz.

Konkordato; sadece borçluyu değil, alacaklıyı ve alacaklının da alacaklısını etkileyerek zincirleme olarak devam eden, uzun soluklu, maliyetli ve de sıkıntılı bir süreç.

İşçi de işveren de dertli

Son yıllarda; özellikle büyükşehirlerde çalışanlar aldıkları maaş ile kirayı, barınma, beslenme gibi temel insani ihtiyaçların dahi karşılanamadığı, asgari ücretin ve emeklinin maaşlarının açlık ve yoksulluk sınırının çok altında kalmasıyla işverenlerin, asgari ücretle işçi almakta zorlandığı görülüyor. İşveren, en az bir katı fazla ücret verse de çalışanın evin geçimini, çocuklarının eğitim gideri ve kirasını ödeyemediği için yeni iş arayışına girdiği bu dönemde, işçi de işveren de ekonomik olarak sıkıntı içinde.

Dünya genelinde yaşanan ve ülkemizi de etkileyen tarım politikaları, gıdaya ulaşmadaki sıkıntılar ve jeopolitik süreç sonunda ayrıca eklenen maliyet sonucu ve vergiler, zamlar ile bazı sektörlerde üretimin durma noktasına gelmesiyle ne yazık ki iflas eden ve konkordatoya başvuran şirket sayısı da gün geçtikçe artmaya devam ediyor.

Konkordato, alacaklıyı da borçluyu da etkiliyor

Mali durumu bozulan borçlu şirketle bu şirketten alacaklı olanları korumaya yönelik bir uygulama olan konkordato, mali durumu kötü olan şirket, alacaklıları ile anlaşarak borçlarını yapılandırıyor.

Taraflar arasındaki anlaşma, mahkeme gözetiminde onaylanırsa, borçlu olan şirket anlaşılan miktarı ödeyerek ya da taksitlendirerek borçlarından kurtuluyor.

Konkordato konusunu ayrıntılarıyla ele alıp inceleyen, konusunda uzman kıymetli eğitimciler İstanbul Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi İYBF Muhasebe ve Denetim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Mert ve Dr. Bilalettin Topluk’un, Nobel yayınlarından basılan “Konkordato Süreci ve Mali Uygulamalar” başlıklı kitabı, aradığınız tüm sorulara cevap veren, konkordato hukukundan kaynaklanan sürecin her aşamasının, titizlikle incelenerek hazırlanan kaynak bir kitap olma özelliği taşıyor.

Kitabın giriş bölümünde konkordato, son derece sade bir dil kullanarak şöyle ifade edilmiştir: “Konkordato; finansal yönden sorunlu işletmelerin eğer imkân varsa yaşatılabilmelerine olanak sağlanması amacıyla icra ve iflas kanununda yer verilmiş önemli bir düzenlemedir. Konkordato uygulamasının amacı; finansal yönden sorunlu işletmelerin borçlarının uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması ve böylelikle mümkünse işletmenin devamlılığının sağlanmasıdır.”

Eserde ayrıca “Konkordatonun Özellikleri ve Amaçları” başlığı altında yer alan bölümünde; konkordato, iflas ayrımına da değinilerek, alacaklı ve borçlu durumu da şu şekilde özetlenmiştir: “Her şeyden önce konkordato iflas anlamına gelmemekte, aksine iflas etmemek için borçlunun alacaklılarla iflası önlemek amacıyla anlaşma yoluna gidilmesini amaçlamaktadır.

Konkordatonun, alacaklılar bakımından amacı ise borçlunun iflasına kıyasen daha çok alacağını tahsil edebilmesi ve böylece alacaklılar bakımından da eşitliğin sağlanmasıdır.

Konkordato, borçluya iki önemli fırsat sunmaktadır; bunlardan birincisi haciz takibinden kurtulması, ikincisi ise ticari hayatını sona erdirecek iflastan kurtulmasıdır. Konkordato müessesesi sayesinde hayatta kalmayı başaran borçlu, alacaklıları ile arasındaki borç-alacak ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine ve kendisine çeki düzen vermesine vesile olacaktır” deniliyor.

Konkordatoda süreci nasıl işliyor?

Borçlu işletmenin, yerleşim yeri adresindeki Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato için gerekli belgeler ile konkordato talebi yapılıyor.

Mahkemeye ibrazı istenen belgeler ve Konkordato Ön Projesi ( KAYİK Belgesine sahip Bağımsız Denetim şirketleri tarafından hazırlanarak, takip edilir ) ve makul güvence raporu düzenleniyor.

Konkordato talebine ise: Finansal tablolar, tüm alacak ve borçları vadeleri ile gösteren liste ve alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacakların imtiyaz durumunu gösteren liste, karşılaştırma tablosu, finansal analiz tablosu da ekleniyor.

Mahkemeye sunulan bu belgeler ile yapılan inceleme sonucunda, mahkeme konkordato talebini reddeder veya kabul eder.

Bu konuda önemli bir gelişme yaşandı ve 13 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete ile “Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlandı.

Yeni yönetmelikle denetim ve şeffaflık tedbiri

Yeni düzenlemeyle: Konkordato süreçlerinde denetim ve şeffaflık döneminin de başladığı göze çarpıyor. Yayınlanan yönetmeliğe göre; şirketlerin mahkemeye sunacağı finansal tabloların muhasebe ve raporlama standartlarına uygun hazırlanmasının zorunlu hale getirilmesi dikkat çekiyor.

Yeni yönetmelikle; konkordato sürecinde uygulamada kötü niyetli kullanmak isteyenlerin yani gerçek dışı mali tablolarla konkordato ilan edilmesinin önüne geçmeyi amaçladığı görülüyor. Ayrıca alacaklıların da haklarının korunabilmesi ve mahkemelerin daha sağlıklı ve şeffaf finansal bilgilerle karar vermesinin de sağlanacağı değerlendirilebilir.

Yeni düzenlemeye göre uygulama nasıl olacak? Bu konuyu, İstanbul Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi İYBF Muhasebe ve Denetim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Mert’e sordum ve şöyle yanıtladı:

“ Bağımsız Denetime tabii olan kuruluşlar ve bunların tabi olacakları muhasebe organizasyonları Türk Ticaret Kanunu ile belirlenmektedir. Ancak Adalet Bakanlığı, yönetmelik düzenlemesiyle Bağımsız Denetime tabi olmamakla birlikte, konkordato sürecine giren işletmelerde Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) düzenlenmesinin uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu boyutuyla baktığımızda; Adalet Bakanlığı, yönetmelikle Ticaret Kanunu’nu bypass etmiştir. Bunun yanı sıra bu uygulama; işletmeler için konkordato sürecinin maliyetini daha çok artırıcı etki yapacaktır.

Yeni yönetmelikle; makul güvence raporu düzenleyen şirketlere, sözleşme ve raporları Kamu Gözetim Kurumu’na (KGK), bildirme zorunluluğu getirilmiştir. Aynı şekilde, mahkeme kalemlerine de makul güvence raporlarını, Kamu Gözetim Kurumu’na (KGK) bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yönüyle yapılan düzenleme, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması açısından yerinde ve doğru bir düzenleme olmuştur.”

Konkordato, başı ve sonu itibariyle son derece yorucu ve maliyetli bir süreçtir. Borçlu şirket için borçlarının ertelenmesi ve vadelere yayılarak ödenmesi avantajlı bir durumdur. Diğer yandan, borçlu şirketin iflastan kurtulması ve borçlarını ödeyebilme ihtimalinin de alacaklı için önemli bir avantaj olduğu unutulmamalıdır.

Ancak tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen, Ticaret Mahkemeleri’nin tecrübesi ve görevlendirilen uzman konkordato komiserlerinin edindikleri tecrübe ile alacaklı ve borçlu açısından, konkordatonun olumlu sonuçlanma durumu da olabiliyor.

Sürecin iyi yönetilmesi halinde alacaklı ve borçlu için yapılacak her düzenleme, yararlı olacaktır. Konkordato maliyetli olduğundan, başvuru yapmak isteyip de yapamayan sayısız şirket de olduğunu düşündüğümüzde, yeni düzenlemeyle varlığını devam ettirmek isteyen birçok işletme için bir umut ışığı olma özelliği de taşıyor. Kötü niyetli olan her adıma da fren konularak, hayatta kalma şansı olan şirketleri de kurtaracak bir sürece hazırlıyor. Alacaklı ve borçluyu da koruyan bunun gibi her uygulamanın yasal zeminde hayat bulması dileğiyle…

Kaynak: Ekonomim.com | Özlem KARAHAN