Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kanal 7 Medya Grubu tarafından düzenlenen “Yükselen Türkiye Zirveleri”nde yaptığı konuşmada küresel ekonomiye ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, dünyanın yoğun bir belirsizlik sürecinden geçtiğini belirterek, özellikle İran-ABD-İsrail hattındaki gerilimin emtia fiyatları üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade etti.
Küresel ekonomide dalgalanmalar
Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yaşanan dalgalanmalara dikkat çeken Şimşek, “Önemli kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz” dedi. Küresel krizin kısa vadede büyümeyi baskıladığını ifade etti. Küresel büyüme görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, büyümenin yüzde 2’nin altına düşmesinin resesyon anlamına geleceğini belirtti.
"Türkiye'nin ihracatı etkilenecek"
Türkiye’nin dış ticaretine de değinen Şimşek, geçen yıl 400 milyar doların üzerinde ihracat yapıldığını hatırlattı. Ancak Türkiye’nin ürün sattığı ülkelerde büyümenin savaşın etkisiyle yavaşlayabileceğini belirten Şimşek, "Geçen sene 400 milyar doların üzerinde dünyaya ürün sattık. 400 milyar dolar önemli bir para. Bizim mal sattığımız ülkelerde büyüme nasıl? Savaşın etkisiyle büyüme dramatik bir şekilde yavaşlayacak. Bu bizim ihracatımızı etkileyebilecek bir aktör" dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Bizim uyguladığımız ekonomi programlarının kazanımlarını sizlerle paylaşmak isterim. Küresel gelişmelerin yarattığı fırsatlar üzerinde durmak istiyorum. Gerek Sayın Karaman gerekse rektörümüz çok net bir şekilde belirsizliklerin altını çizdiler. Dünya yoğun bir belirsizlikle karşı karşıya. Dünyanın çeşitli yerlerinde kutuplaşmalar, gerilimler söz konusu. Kısa vadeli bir resim var ve orta uzun vadeli bir resim var. Kısa vadeye baktığımız zaman şunu görüyoruz, İran-ABD-İsrail savaşının getirdiği emtia fiyat şokuyla karşılaşıyoruz. Petrol, doğal gazdan bahsediyorum, burada önemli kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Büyümede bir ivme kaybı konuşuluyor. Geçen hafta bunlar konuşuldu. Orta vadeye uzun vadeye baktığımız zaman jeopolitik gerilimler normalleşmiş gibi. Maalesef dünya yeni normal ile karşı karşıya. Dünya ticaretinde parçalanma var.
"Büyüme eskisi kadar güçlü olmayabilir"
Belki 10 kat belki bin kat daha yıkıcı gelişmelere sebep olabilecek çok kapsamlı bir devrim yaşanıyor. Dünya çok büyük bir borç ile karşı karşıya. Faizlerin yüksek olduğu bir ortamda bu soruna dönüşebilir. İklim değişikliği bir realite, ideolojik bir okuma değil. Bütün bu sorunlar ne anlama geliyor? Bizim bildiğimiz anlamda büyüme eskisi kadar güçlü olamayabilir. Bu resmi biraz daha detaylandırmak istiyorum. Aslında bu sene ve önümüzdeki dönem için emtia fiyatlarında bir düşüş öngörüyorum. Savaş ile birlikte yükseliş var. Önümüzdeki 2 yıl makro görünüm şöyle olacak demeyi dünya demekte zorlanıyor. IMF gibi ancak senaryo kurabilir. Küresel büyümenin yüzde 2'nin altına düşmesi resesyon demek. Bu aşamada küresel ekonomiye ilişkin ancak bir senaryo analizi yapılabilir. Belirsizlikler devam ettiği için çıkarımlar yapmak için erken. Biz dünyaya mal satıyoruz. Geçen sene 400 milyar doların üzerinde dünyaya ürün sattık. 400 milyar dolar önemli bir para. Bizim mal sattığımız ülkelerde büyüme nasıl? Savaşın etkisiyle büyüme dramatik bir şekilde yavaşlayacak. Bu bizim ihracatımızı etkileyebilecek bir aktör. Bir program uygulanıyor, "bu program değer kazandı o nedenle ihracat tıkandı" söylemi rahat söylenen bir söylemdir. Şimdi Merkez Bankamız bir çalışma yaptı. Esas belirleyici talep 2026 için en azından şuan için öngörülen çok da olumlu değil.
Çin'in ekonomik etkisi
İkinci Çin şokunu konuşmamız gerek. Birinci Çin şoku Çin'in dünya ticaret örgütüne katılmasıdır. Çin'in dış ticaret fazla 1,2 trilyon dolar. Bunun da Türkiye'ye etkisi var. Uzun bir süredir imalat sanayisinde düşüş yaşanıyor. Enflasyon yok. ABD'ye satamadığı ürünleri dünya pazarına yüklüyor. Yeşil teknolojilerde Çin'in otomotiv üretim kapasitesi dünyanın yarısı kadar. Yüksek teknolojilerde de benzer şekilde. Nadir toprak elementlerinden tutun hemen hemen her alanda Çin'in etkisi var. Çin'de kırmızı çizgi sanayi üretimi ve bunu dünyaya satmak zorunda. Çin'in Afrika'ya ihracatı, Trump'ın 1 Nisan açıklamalarından bu yana yüzde 26 yükseldi. ABD, Çin ürünlerini yasakladığı için. Çin'in Türkiye'ye ihracatı yüzde 10 şekilde artış göstermiş durumda. İkinci Çin şokunu bir kenara bırakıyorum.
"Savunma harcamaları bizim için fırsattır"
Dünya eski dünya değil. Karşımıza büyük bir trend çıkıyor. Küresel savunma sanayii harcamaları. Avrupa'da bazı ülkeler milli gelirlerinin yüzde 5'ini savunma sanayisine harcıyor. Türkiye burada büyük bir fırsat penceresi görüyor. Küresel savunma sanayi harcamaları 6,6 trilyon dolara çıkacak. Dolayısıyla savunma sanayisinde Türkiye çok güçlü bir altyapıya sahip. Bundan dolayı da biz bunu büyük bir fırsat olarak görüyoruz.
"Yeni nesil ticaret anlaşmaları için çalışıyoruz"
Orta koridor dediğimiz yani Asya'yı Avrupa'ya bağlayan ana koridorlardan bir tanesi Anadolu'dan geçiyor. Bu koridoru biz güçlendiriyoruz. İstanbul'da 3. Köprü üzerinden geçecek demir yolu bağlantısı için çalışmalar başlattık. Biz bağlantısallığa yatırım yapıyoruz. Biz bu koridorları Türkiye'nin menfaatine güçlendiriyoruz. Yeni nesil ticaret anlaşmaları için çalışıyoruz. Sağlık turizmi, eğitim, turizm, yeniden inşa, bunlar da ihracat. Bizim bildiğimiz anlamda bir korumacılık henüz yok. Bundan dolayı Türkiye'nin bu yönleri güçlü olduğu için bundan sonra yapacağımız ticaret anlaşmalarına diyoruz ki, "Bunları da katalım". Aslında Avrupa Birliği ile ticaretimiz yıllık 200 milyar dolar. Bunu 500 milyar dolara çıkarabiliriz ama AB kendi siyasi sorunları nedeniyle bunu gerçekleştiremiyor. Afrika ile çok ciddi işbirlikleri içerisindeyiz. Asya'yı yeniden keşfediyoruz.
"Yapay zeka verimliliği artıracak bir teknolojidir"
Yapay zeka, otonom sistemler o kadar hızlı bir şekilde geliyor ki, bu tabi dünya için büyük bir fırsat. Ama maalesef eşit dağılmayacak. Yapay zekanın en büyük ayağı verimliliği artıracak bir teknolojidir. İstihdam piyasalarına büyük etkisi var. Geçmişte nitelikli gördüğümüz alanlar şuanda çok hızlı bir şekilde yapay zekayla arka plana itilmekle karşı karşıya. Bölgeler arasında dengesizlik büyük bir risk. Otonom sistemler dedik, yapay zekayla destekli sistemlerden bahsediyoruz. Oturup şikayet edeceğimize küresel robot piyasası çok küçük bir piyasa ama bu piyasa 2050 yılına kadar 100 milyar dolardan 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşecek. Şimdi bizim sanayicilerimizin bu trendleri ıskalamaması lazım. Çünkü katma değer burada, kar marjları burada.
Dünya





