Küresel istikrarsızlıklar ülke ekonomileri üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmakta, kırılgan ekonomilerde ise var olan çatlakların derinleşmesine neden olmaktadır. Ülkemizde seyreden yüksek enflasyonun düşürülmesi ekonomi yöneticilerinin öncelikli hedefi olmakla birlikte maalesef küresel ölçekte yaşanan çalkantılar bu mücadeleyi akamete uğratmaktadır. Dolayısıyla, bu mücadelenin yalnızca para politikası araçları ile bu araçlarla senkronize çalışan maliye politikalarının da devreye alınmasını zaruri kılmaktadır. Bu noktada, bir maliye politikası aracı olan vergilerin devreye girmesi bu açıdan önemlidir.
Bu çerçevede, 24 Nisan itibariyle Cumhurbaşkanı’nca ihracatı ve ihracatçıyı teşvik eden, yabancı sermayenin yönünü Türkiye ekseninde değiştirecek aksiyonlar dile getirildi. Yavaş yavaş da bu söylemlerin yasal zemin kazanmaya başladığını söyleyebiliriz.
30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile münhasır hizmet sağlayıcılarına, sunmuş oldukları bu hizmetlerden kaynaklı kazançları için belirlenmiş %80 olan indirim oranı %100’e çıkarıldı. Makalemizde bu konuya değineceğiz.
Münhasır Hizmetlerden Kastımız Nedir?
Münhasır hizmetlerden kastımız; Gelir Vergisi Kanunu(GVK)’nun 89/1-13 nolu maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu(KVK)’nun 10/ğ maddesinde tadadi olarak sayılmış hizmetlerdir.
Mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında (planlama, tanıtım, satış, satış sonrası hizmetler, marka yönetimi, finansal yönetim, teknik destek, Ar-Ge, tasarım, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar, araştırma ve analiz, sanayi, turizm, inşaat, tarım, savunma, reklam, internet ve e-ticaret, çevre, sağlık, basın, kültür-sanat, sigorta, enerji, spor ve denizcilik, iç ve dış ticaret, lojistik ve ulaştırma) faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak sunulan eğitim ve sağlık hizmetleri münhasır hizmetler kapsamındadır.
Münhasır Hizmetlerden Elde Edilen Kazançlara Sağlanan Nihai İndirim Oranı Nedir?
Bu hizmetlerden sağlanan kazançlar için belirlenmiş indirim oranı %80 iken, 30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu oran 01/01/2026 tarihinden itibaren başlayan verilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere %100’e çıkarılmıştır.
Bu Kazanç İndiriminden Kimler Yararlanabilir?
Kapsama giren hizmetleri sunan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri bu hizmetlerden sağladıkları kazançlarının %100’ünü gelir ya da kurumlar vergisi matrahının bulunması halinde matrahtan indirim olarak dikkate alabilir. Matrahın yetersiz olduğu ya da bulunmadığı durumlarda yararlanılamayan indirim tutarının izleyen yıllara devri mümkün değildir.
Kazanç İndiriminden Yararlanmanın Şartları Nedir?
Münhasır hizmetlerden elde edilen kazancın %100’ünün indirime konu edilebilmesi için mükelleflerin sağlaması gereken birden fazla şart bulunmaktadır. Bunlar;
- Hizmetin Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'de verilmesi,
- Hizmetten münhasıran yurt dışında yararlanılması,
- Kapsama giren eğitim ve sağlık hizmetlerini sunan kişilerin Eğitim ya da Sağlık Bakanlığı’nın izni ve denetimine tabi olması,
- Bu hizmetlerden elde edilen kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi gerekmektedir.
Münhasır Hizmetlere Sağlanan Kazanç İndiriminde Aranacak Belgeler Nedir?
Kazanç indiriminden yararlanmanın bu şartları her ne kadar kanun düzenlemesinde yer almasa da alt düzenlemelerde belgelendirme konusunda da belirlemeler yapılmıştır. Bunlar;
- Hizmeti sunanın esas sözleşmesi (hizmet konusu ana faaliyet konuları arasında yer almalıdır)
- Faturanın yurt dışı mukimi adına düzenlenmesi,
- Gerçek kişilere verilen hizmetlerde kişinin varsa pasaport bilgileri,
- Eğitim ve sağlık hizmetlerini sunanların ilgili bakanlığın izni ve denetimi kapsamında olup olmadığını teyit eden evraklar,
- Eğitim ve sağlık hizmetlerinde kapsama giren hizmetlere ilişkin bildirim (form doldurulması) ,
- Kazancın Türkiye’ye transferine ilişkin belgelerdir.
Konu Hakkında Özellikli Hususlar Var Mıdır?
KVK Genel Tebliği’nde yapılan bazı açıklamalar madde metninde yer almadığından kısıtlayıcı nitelik arz etmektedir. Özellikle kazancın ufak bir kısmının dahi Türkiye’ye transfer edilmemesi, indirimden bütünüyle yararlanmayı engellemektedir. Bu açıklamayı düzenlemenin ruhuna aykırı bulmakla birlikte transfer konusuna özen gösterilmesini gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Alacaklara ilişkin oluşan kur ve vade farkları da indirim hesabında dikkate alınacaktır. Diğer kıymetlerin değerlemesinden kaynaklı değerleme farklarının kazanç hesabına dahil edilmemesi gerekmektedir. Müşterek giderler hasılat oranlamasına göre, amortismanlar ise biliniyorsa bu işlerde kullanılan gün sayısına göre dağıtıma tabi tutulacaktır.
Bu Kazanç Üzerindeki Vergi Yükü Son Düzenleme Çerçevesinde “0” Mıdır?
Burada özellikle şu hususu göz önünde bulundurmakta fayda var. Düzenleme kapsamında kazancı bulunan hizmet sunucusu, elde etmiş olduğu kazancın %100’ünü gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapabilir. Dolayısıyla, bu kazançlar üzerinde vergi yükü gelir vergisi mükellefleri için “0” iken, kurumlar vergisi mükellefleri için aynı şeyi söylemek maalesef çok mümkün değildir. Bunun temel nedeni, kurumlar vergisi mükelleflerinin bir de yurt içi asgari kurumlar vergisine tabi olmasındandır.
Münhasır hizmetlerden sağlanan kazanç indirimi, yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahında düşülebilen indirim ya da istisna türleri arasında sayılmamıştır. Safi kurum kazancının münhasır hizmet kazancından oluştuğu durumlarda, kurumlar vergisi beyanında indirim konusu yapılan ancak yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahından düşülemeyen bu kazanç üzerinden %10 nispetinde yurt içi asgari kurumlar vergisi ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bu nedenle kurumlar vergisi mükellefleri için vergi yükünün “0” olarak telafuz edilmesi mümkün değildir.
Örneğin; Çınar A.Ş. yurt dışına münhasır hizmet şartlarını taşıyan 1.000.000-TL tutarında fatura düzenlemiş, bu hizmetten 800.000-TL kazanç elde etmiş ve başkaca bir kazancının da bulunmadığı durumda kurumlar vergisi matrahının da 800.000-TL olduğu varsayımı ile Çınar A.Ş. bu kazancının %100’ünü kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapabilecek iken yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahında indirim konusu yapamayacak ve bu nedenle %10 asgari kurumlar vergisinin muhatabı olacaktır.
Sonuç olarak; getirilen düzenleme münhasır hizmet sunucularına önemli avantajlar sağlarken, bu kazançların vergi yükü taşıyıp taşımadığı hizmeti verenin kişiliğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Temel nedeni ise kurumların, kurumlar vergisi benzeri (yurt içi asgari kurumlar vergisi, küresel asgari kurumlar vergisi) vergi türlerine muhatap olmasıdır.