Ana değerlendirme: OVP, Türkiye eko­nomisinin temel sorun­larını büyük ölçüde doğ­ru tanımlıyor: yüksek enflasyon, verimlilik ih­tiyacı, dışa bağımlılık, finansman maliyeti ve işgücünün yeterince de­ğerlendirilememesi. An­cak sorunların doğru ta­nımlanması, hedeflere ulaşılacağını göstermiyor.

Programın en zayıf noktası; enf­lasyon düşerken büyümenin hızla­nacağı, dış açığın azalacağı ve sos­yal refahın iyileşeceği varsayımını, bunları hangi politika katkılarının ne ölçüde sağlayacağını yeterince görünür kılmadan sunmasıdır. Se­çim takvimi ve uygulama riskleri hesaba katıldığında, hedeflerin ta­mamına zamanında ulaşılmasına ihtiyatla yaklaşmak gerekir.

Soru: Bu iyileşme ne kadar ve­rimlilik artışına, ne kadar dış ma­liyetlerin düşmesine, ne kadar iç talebin kontrolüne dayanıyor? Bu katkılar ayrıştırılmadan hedefle­rin dayanıklılığı tam değerlendiri­lemez.

2 Başlangıç koşulları hedeflerden daha zor bir tablo gösteriyor

Ağustos 2026’da yıllık enflas­yon %31,51, hizmet enflasyonu %40,28. İkinci çeyrekte yıllık bü­yüme %2,3; temmuzda işsizlik %8,1, atıl işgücü %30,6.

Bu görünüm, fiyat artışlarını sı­nırlama ihtiyacı ile üretim ve ge­lirleri destekleme ihtiyacının aynı anda güçlü olduğunu gösteriyor.

Program yalnızca hedef rakam­larla değil, bu hedeflere ulaşmanın maliyetinin kimler tarafından ta­şınacağıyla da değerlendirilmeli­dir. Enflasyonun düşmesi; geçmiş satın alma gücü kayıplarının gide­rildiği, konutun erişilebilir olduğu veya iş kalitesinin arttığı anlamına gelmez.

3 Başlıca Tespitler

A-Enflasyon hedeflerinin ötelenmesi güven sorununu bü­yütüyor

Önceki OVP’de 2027 için %9 olan enflasyon hedefi, yeni prog­ramda %21’e yükseltilmiş; tek ha­neye iniş 2029’a bırakılmıştır.

Dış şoklar revizyonu gerekli kı­labilir. Ancak yeni bir hedef açıkla­mak, önceki sapmanın nedenlerini açıklamanın yerini tutmaz.

Gereken: Sapmanın enerji, gıda, kamu fiyatları, beklentiler ve poli­tika uygulamasından kaynaklanan bölümlerini gösteren açık bir de­ğerlendirme.

Risk: Hedefler sık değişirse iş­letmeler ve çalışanlar kararlarını açıklanan hedef yerine geçmiş enf­lasyona göre almaya devam edebi­lir. Bu da dezenflasyonu zorlaştırır

B- 2027 bütçesi, enflasyonla mücadeleyi yeterince destekle­meyebilir

Merkezî bütçe açığının millî ge­lire oranı 2027’de %3,1’den %3,5’e yükseliyor. Faiz dışı fazla ise %0,2’den %0,1’e geriliyor.

Bu durum, kesintisiz mali sıkı­laşma görüntüsü vermiyor. Bunun­la birlikte merkezî bütçe ile kon­solide genel devlet aynı kapsam­da değildir; yalnızca bu oranlardan net mali etki hesaplanamaz.

Harcamaların bileşimi ve fi­nansmanı açıklanmadan “maliye politikası dezenflasyonu destekli­yor” ifadesi yeterli değildir.

Risk: Mali destek zayıf kalır­sa enflasyonla mücadele daha faz­la yüksek faize dayanır; yük kredi kullanan işletmelere ve istihdama kayabilir.

C-Büyümenin hızlanması için reformların zamanında yanıt vermesi gerekiyor

Programda büyüme %3,3’ten %5’e yükselirken net ihracatın kat­kısı sınırlı kalıyor. Dolayısıyla iç talep ve verimlilik belirleyici. Tek­noloji, eğitim ve enerji yatırımları­nın çoğu kısa sürede etki tam ver­mez.

Soru: Verimlilik kazanımları ge­cikirse büyüme hedefi aşağı mı re­vize edilecek, yoksa kredi ve harca­mayla mı desteklenecek?

İkinci yol tercih edilirse enflas­yon ve cari açık hedefleri zorlaşa­bilir

D- Dış denge iyileşmesi dış ko­şullara önemli ölçüde bağlı

Programda 2026–2029 arasında mal ticareti açığı 105 milyar dolar­dan 110 milyar dolara yükselirken cari açık küçülüyor. Enerji ithala­tının azalması ve hizmet gelirle­rinin artması önemli dayanaklar. Cari açıktaki iyileşmenin tamamı üretim yapısındaki dönüşümün sonucu olarak okunamaz. Enerji fiyatları ve hizmet gelirleri belir­leyicidir.

Risk: Petrol ve doğal gazın bek­lenenden pahalı kalması, turizm kaybı veya dış talep zayıflığı birden fazla hedefi aynı anda bozabilir.

E- Düşük işsizlik, işgücü so­runlarının çözüldüğünü göster­miyor

Program istihdam artışı ve işgü­cüne katılım hedefleri içeriyor. Bu­na karşılık yüksek atıl işgücü, yal­nızca dar işsizlik oranına odaklan­manın yetersizliğini gösteriyor.

Gereken: Başarının kayıt­lı istihdam, çalışma süresi, reel ücret, gençlerin işe geçişi ve ka­dınların kalıcı katılımıyla birlikte ölçülmesi.

Risk: İşsizlik hedefi tutarken eksik çalışma ve düşük gelir soru­nu devam edebilir.

F- Reform takvimi var; ekono­mik bağlantısı daha görünür ol­malı

Düzenlemelerin takvime bağ­lanması olumlu. Ancak düzenleme yapılması, yatırımın tamamlan­ması veya verimlilik kazanılmasıy­la aynı şey değildir.

Gereken: Kritik tedbirlerde so­rumlu kurum, finansman, uygula­ma aşaması ve ölçülebilir ların bir­likte yayımlanması.

Risk: Program, uygulama başa­rısından çok tamamlanan idari iş­lemler üzerinden değerlendirile­bilir.

4 Seçim ve anayasa değişikliği ihtimalleri değerlendirmeyi nasıl değiştiriyor?

Seçim yapılması tek başına ekonomik bozulma nedeni de­ğildir. Risk, seçim öncesindeki ekonomik genişlemenin büyüklü­ğü ve finansman biçimidir.

5 Yıllara göre kritik limitler (tablo 3)

6 Programın güçlü tarafları ve fırsatlar

Programın olumlu yönlerini göz ardı etmemelidir:

-Verimlilik ve teknoloji oda­ğı, büyümenin niteliğini artırabi­lir.

-Enerji verimliliği ve yerli üretim, dış bağımlılığı azaltabilir.

-Kadınların ve gençlerin is­tihdamı, kullanılmayan üretim kapasitesini harekete geçirebilir.

-Bakım ve sosyal konut po­litikaları, ekonomik katılımı ve toplumsal desteği güçlendirebilir.

-Kayıt dışılıkla mücadele, vergi tabanını ve rekabet koşulla­rını iyileştirebilir.

-Yatırım ortamının iyileşti­rilmesi, uzun vadeli finansmanı destekleyebilir. Ancak bu fırsatlar, bütçelendirilmiş ve ölçülen uygu­lamalara dönüşürse değer yaratır.

7 İşletmeler bu tabloyu nasıl okumalı?

OVP, işletme bütçeleri için tek ve kesin senaryo olmamalıdır. (Tablo 4)

En büyük işletme riski: Geçi­ci canlılığa güvenerek yüksek borç, aşırı stok ve geri dönüşü zor kapa­site yatırımı yapmak.

En büyük fırsat: Belirsizlik sü­rerken nakit disiplinini koruyup verimlilik, kalite ve pazar çeşitlili­ğiyle güçlenmek.

8 Nihai değerlendirmesi

OVP bütünüyle gerçek dı­şı değildir; fakat başarı ihtimali­ni yalnızca hedeflerin ilanından çıkarmak doğru değildir. Progra­mın inandırıcılığı, şu üç soruya ve­rilen somut cevapla güçlenecektir:

1.Önceki hedefler neden sap­mıştı ve bu kez ne değişiyor?

2.Her önemli tedbir hangi kay­nakla, ne zaman ve hangi ölçüle­bilir sonucu üretecek?

3.Seçim veya dış şok duru­munda hangi hedef öncelenecek, hangi politika değiştirilecek?

Ekonomi yönetimine kritik mesaj: Hedef değil, uygulama güven verir

Birinci öncelik, enflasyon­la mücadelede tutarlılıktır. Pa­ra politikası sıkıyken bütçe ve kre­diler genişliyorsa yük işletmelere, çalışanlara ve yüksek faizlere bi­ner. Seçim dönemleri dahil bütün harcama kararlarının finansmanı ve gelecek yıllara maliyeti açıklan­malıdır.

İkinci öncelik, adil mali re­formdur. Gelir ihtiyacı sürekli dolaylı vergilere ve kayıtlı kesime yüklenmemelidir. Vergi istisna­ları, etkisiz teşvikler ve verimsiz harcamalar gözden geçirilmeli; kayıt dışılıkla mücadele sade ku­rallar ve güçlü denetimle yürütül­melidir.

Üçüncü öncelik, üretim mali­yetlerini kalıcı azaltmaktır. Gı­da ve konut enflasyonu yalnızca faizle çözülemez. Sulama, depola­ma, sosyal kiralık konut, enerji ve­rimliliği ve rekabet reformları hız­landırılmalıdır. Sanayi destekleri dağıtılan krediyle değil, yarattığı ilave üretim ve verimlilikle ölçül­melidir.

Dördüncü öncelik, güven ve insan kaynağıdır. Hukuki öngö­rülebilirlik, şeffaf kamu alımları, nitelikli eğitim ve erişilebilir ba­kım hizmetleri yatırımın tamam­layıcısıdır. Kadınların ve gençle­rin kalıcı istihdamı büyümenin te­mel kaynağı olarak görülmelidir.

Beşinci öncelik, toplumsal da­yanıklılıktır. Dezenflasyonun fa­turası düşük gelirlilere bırakılır­sa programın siyasi desteği aşınır. Hedefli yardımlar, geçiş süreleri ve adil yük paylaşımı reformların ay­rılmaz parçası olmalıdır. Enerji şo­ku, seçim harcaması veya finans­man daralması yaşandığında uygu­lanacak alternatif politika önceden belirlenmelidir. Kriz anında doğaç­lama kararlar yerine, üretimi koru­yan ve bütçe maliyetini sınırlayan, açık koşullara bağlı hedefli müda­haleler esas alınmalıdır.

Başarı, hedeflerin tekrarında değil; fiyat istikrarı, üretkenlik ve refahın birlikte iyileşmesin­dedir.

Son söz: “Her şeyin ilacı her zaman tuzlu sudur; ter, gözyaşı ya da deniz suyu” Karen Bilixen

OVP 2027-2029 hedeflerin gerçekçiliği, politika gerilimleri ve işletmelere etkileri - Resim : 1OVP 2027-2029 hedeflerin gerçekçiliği, politika gerilimleri ve işletmelere etkileri - Resim : 2OVP 2027-2029 hedeflerin gerçekçiliği, politika gerilimleri ve işletmelere etkileri - Resim : 3OVP 2027-2029 hedeflerin gerçekçiliği, politika gerilimleri ve işletmelere etkileri - Resim : 4

Şevket Sayılgan-Dünya