Personelin işle ilgili olsun veya olmasın yol giderlerinin karşılanması için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bunların başlıcaları aşağıdaki gibidir:

  1. Şirketin kiraladığı veya sahip olduğu araçların personele tahsis edilmesi
  2. Şirketin kiraladığı veya sahip olduğu araç havuzundan personelin ortaklaşa yararlanması
  3. Personelin kendi otomobili dışındaki ulaşım araçlarıyla yaptığı gerçek yol giderlerinin karşılanması
  4. Personele aylık olarak götürü tutarda nakdi yol ödemesi veya toplu taşıma kartı verilmesi
  5. Personelin kendi aracıyla yaptığı yol giderlerinin karşılanması

Öncelikle personelin şirketin işleri dışında kendi özel yol giderlerinin nakdi olarak karşılanmasının personele verilen bir menfaat olması nedeniyle ücret olarak değerlendirileceğini ve gelir vergisi ve sosyal sigorta primine konu edileceğini belirtmek gerekir. Personelin ev ile iş arası gidiş gelişlerinin karşılanması da Maliyece özel yol gideri olarak yorumlanmaktadır. Personele verilen toplu taşıma kartları için de vergisel olarak aynı şey geçerli olmakla birlikte bunlar ayni ödeme olduğu için sosyal güvenlik primine konu olmazlar.

Şu kadar ki personele verilen toplu taşıma kartı veya nakdi yol yardımlarının GVK’nın 23/10 maddesinde belirtilen tutar (2025 yılı için günlük 126 TL) kadarlık kısmı işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın gelir vergisinden istisnadır. Diğer yandan personelin toplu olarak işe gidiş gelişlerinin karşılanması da GVK’nın 23/10 maddesi uyarınca gelir vergisinden (ayrıca sosyal güvenlik priminden) istisnadır.

Bir ödemenin ücret matrahına girmemesi için iş için yapılmış olması gerekir. Bu kapsamda şirketin sahip olduğu veya kiraladığı otomobilleri personeline tahsis etmesi durumunda bunun personele sağlanmış ayni menfaat olduğu cihetle otomobilin aylık kirası emsal bedel olarak alınarak stopaja tabi tutulması gerektiği ileri sürülebilir. Keza otomobilin işverence karşılanan akaryakıt ve tamir-bakım giderleri gibi diğer giderleri için de stopaj yapılması gerektiği ileri sürülebilir.

Bununla birlikte, bir otomobilin personele tahsisinin temel sebebi bunun işle ilgili kullanılmasıdır. Bu nedenle, otomobilin personele sağlanmış ayni ücret olduğu görüşüne katılmıyorum. Kaldı ki, bir aracın personelin özel amaçları için kullanılmış olmasının somut bir şekilde ortaya konularak olsa olsa özel amaçla kullanımların ayni ücret olarak değerlendirilmesi mümkün olabilir. Danıştay’ın tespit edebildiğim kararlarında konuya bakış açısı da bu yöndedir (Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 25.9.2012 tarihli ve E. 2010/5654, K. 2012/4557 sayılı kararı ile Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 24.09.2024 tarihli ve E.2022/3328, K.2024/4260 sayılı kararı). Ayrıca 7194 sayılı kanunla binek oto giderlerine yönelik olarak getirilen gider kısıtlamaları da özel amaçlı kullanımların olduğu varsayımına dayanmaktadır. Yani personele tahsis edilen araçla ilgili ayrıca bir vergisel aksiyon alınmasına lüzum yoktur. Personele araç tahsis edilmesinin sosyal güvenlik primine tabi olmadığı zaten bilinen bir husustur. Bu paragrafta yazdıklarımız, şirketin araç havuzundaki araçların personelce ortaklaşa kullanılması için de geçerlidir.

Esasen makalemizin konusu personelin kendi aracıyla iş için yaptığı masrafların kendisine ödenmesinin vergisel ve sosyal güvenlik primi karşısındaki durumudur.

GVK’nın 40/5 maddesinde yer alan işletmeye ait veya kiralanan araçlara ait giderlerin indirilebileceğine yönelik düzenleme, ister istemez personelin kendi aracıyla iş için yaptığı yolculuklara ait masrafların indirilemeyeceği şeklinde anlaşılabilir. Maliye’nin bu yönde özelgeleri de vardır. Maliye bir özelgesinde, personele ait araç işte kullanılsa bile, sadece işletmeye ait olan veya kiralanan araçlara ait giderlerin indirilebileceğinden bahisle bunun gider yazılamayacağını, ancak araç personelden kiralanırsa gider yazılabileceğini belirtmiştir.

Ancak GVK’nun 40/5. maddesinin sadece işletmeye ait olan veya kiralanan araçlar özelinde değerlendirilmesi gerekir. Bu madde yol giderlerinin sadece şirkete ait veya kiralanan araçlarla sınırlı olduğu şeklinde yorumlanırsa, iş için uçak, otobüs, taksi, tren, metro vb. araçlarla (ki bunlar ne şirketin aktifinde yer almaktadır ne de kiralanmıştır) yapılan yolculuk giderlerinin de kazançtan indirilememesi gerekir. Oysaki durum böyle değildir.

Şöyle ki, GVK’nın 40/1 maddesi uyarınca işle ilgili genel giderler kurum kazancından indirilebilir. Keza aynı maddenin 4. bendine göre işle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat giderleri de ticari kazançtan indirilebilir.

Bu çerçevede, personelin iş için işletmeye ait olmayan araçlarla yaptığı yolculuklarla ilgili kendi cebinden yaptığı harcamaların belgelendirilmek kaydıyla ticari kazançtan indiriminin mümkün olduğunu düşünüyorum.

Konu hakkındaki bir başka düzenleme de GVK’nın 24. maddesinde yer alan Harcırah Kanunu kapsamı dışında kalan müesseseler tarafından idare meclisi başkanı ve üyeleri ile denetçilerine, tasfiye memurlarına ve hizmet erbabına verilen gerçek yol giderlerinin tamamını gelir vergisinden istisna tutan düzenlemedir.

Bu çerçevede, işle ilgili olan gerçek yol giderleri bu seyahatin şehir içi veya dışı veya yurt içi veya dışı olup olmadığına bakılmaksızın gelir vergisinden istisnadır. Esasen GVK’nın 24 üncü maddesinde gerçek yol giderlerinin istisna kapsamına alınmış olması, bunları gelir vergisine tabi bir gelir olduğu için değil, yanlış anlamaya yol verip de personele yapılan bu türden ödemelerin gelir vergisine tabi tutulmasını önlemek içindir.

Personele yapılan bu ödemelerin gerek ticari kazançtan indirilebilmesi gerekse ücret olarak değerlendirilip gelir vergisine konu edilmemesi için, bunların gerçekten iş için yapıldığının kanıtlanması çok önemlidir. Bu çerçevede, personelden yol masraflarının hangi iş için, hangi güzergahta ve mesafesiyle birlikte detaylıca raporlanması talep edilmelidir. Burada ödenecek yol masrafının, aracın türüne göre kilometre başına yakıt giderleri, otoyol geçiş ücretleri, otopark ücretleri gibi giderlerin yanı sıra, aracın yıpranma payı için ödenecek makul bir amortisman giderini de kapsaması gerektiğini düşünüyorum.

Bu arada, personele verilen işle ilgili gerçek yol giderlerinin, GVK’da yer alan şirketin kendi mülkiyetindeki veya kiraladığı araçlarla ilgili gider kısıtlamalarına (Binek otolara ait tamir, bakım, yakıt, sigorta ve benzeri cari giderlerin yüzde 30’unun indirilemeyip yüzde 70’inin vergi matrahından indirilmesi) tabi olmadığını da belirtmek isterim.

Ayrıca personele yapılan bu ödemeler bir ücret olmadığı, masraf karşılığı olduğu için sosyal güvenlik primine de konu olmayacaktır.

Tabii personelin iş için yaptığı yol masraflarının kendi aracının yanı sıra, taksi, dolmuş, otobüs, metro vb. gibi vasıtalarla yapılması durumu için de bu görüşlerim geçerlidir. Yeter ki yapılan yolculuğu işle ilgili olduğu tatmin edici bir şekilde kanıtlanabilsin.

Kaynak: T24 | Haluk ERDEM