Son yıllarda mükelleflerin haksız olduğunu düşündüğü vergiler için cezai bir riske girmemek için beyannamelerini ihtirazi kayıtla verip dava yoluna giderek haklarını vergi yargısında aramaları sıkça karşılaşılan bir durumdur.

Gerçekten de artık çok karmaşık ve komplike hale gelen vergi mevzuatında idare ile mükellefin hukuki yorumlamalarının birbirinden farklı olduğu ve Maliye İdaresinin mevzuat yorumlamalarını pek çok konuda vergiyi almak üzerine kurduğunu düşünüyorum. Mükellefler birçok konuda mevzuatı İdareden farklı yorumlayabilmekte, İdarenin yorumu ile hesaplanması gereken vergilerin haksız ve hukuksuz olduğunu düşündüklerinden haklarını yargıda aramaktadırlar.

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 378. maddesi uyarınca mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Ancak bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri saklıdır. Temel kural bu olmakla birlikte İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 27/4. maddesi, ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı mükellefe dava açma hakkı tanımaktadır. Şu kadar ki; re’sen, ikmalen ve idarece yapılan tarhiyatlara karşı açılan davalardan farklı olarak yürütmeyi durdurma kararı alınmadıkça ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine açılan davalarda tahsilat işlemleri durmaz. Vergiler normal vadelerinde ödenmek durumundadır.

Böyle olduğu içindir ki mükellefin açmış olduğu dava onun lehine sonuçlanırsa, alınan karar üzerine vergi dairesinin önceden aldığı vergiyi İYUK’nun 28. maddesine göre 30 gün içinde yasal faizi ile iade etmesi gerekir. Tabii ki dava dilekçesinde faiz isteminin de yer alması kaydıyla…

İYUK’un yukarıda belirttiğim düzenlemesi, vergi dairelerinin yargının fazladan ödendiğine karar verdiği vergileri mükellefin banka hesap numarasını bildirdiği iade talep dilekçesine istinaden 30 günlük süre içerisinde iade etmesini gerektirir. Elbette bu durum, vergi mahkemelerinin artık bir içtihat hâline gelmiş olan verginin ödeme tarihi ile iade tarihi arasında geçen zamana isabet eden faiz kararları neticesinde hesaplanan faizler için de geçerlidir.

Yasal durum böyle olmakla beraber, vergi daireleri çoğu örnekte fazladan tahsil ettiği verginin iadesi için, daha önce ihtirazi kayıtla verilen beyannamelerin düzeltilerek mahkeme kararına uygun olarak tekrar verilmesi şartını ileri sürmektedirler.

Oysaki düzeltme beyannamesi, VUK’nun vergi hatalarının düzeltilmesine yönelik düzenlemelerinin getirdiği bir kavramdır.

VUK’nun vergi hataları ve bunların düzeltilmesine yönelik 116 ila 126. maddeleri uyarınca, mükellefler aleyhlerine yapıldığını düşündükleri vergi hatalarının düzeltilmesi için idareye yazı ile başvurabilir ve fazladan ödedikleri verginin iadesini isteyebilirler. Bu maddeler içerisinde düzeltme beyannamesi verilmesinden söz edilmemekte, aksine 122. maddeye göre yazı ile başvurunun yeterli olduğu belirtilmektedir. Uygulamada vergi hatasının düzeltilmesini isteyen mükelleflerden düzeltme beyannamesi talep edilmekte veya mükellefler zaten düzeltme beyannamesiyle başvurmaktadırlar. Bu durum oturmuş bir uygulama olarak genelde sorunsuz yürümektedir.

Ancak yargı kararına göre iadesi gereken vergiler için vergi dairelerinin düzeltme beyannamesi istemesinin yasal bir dayanağı yoktur. Bu talep çoğu durumda sorunlar da yaratabilmektedir. Örneğin vergi mahkemesinin iade kararına binaen verilen düzeltme beyannamesi ile iadenin alınması ama istinaf veya temyiz kararı ile ilk derece mahkemelerin kararının bozulması ve ilk derece mahkemelerin bozma kararına uyması durumunda, iade düzeltme beyannamesi ile yapıldığına göre bir vergi ziyaı çıkmış yorumu yapılabilir, ceza kesilebilir. Hatta ilk derece mahkemesinin kararına istinaden iadeyi alabilmek için verilen düzeltme beyannamesinin, istinafta veya temyizde kararın bozulması halinde tekrar düzeltilmesi gerekebilir. Veya yakında yaşanmış bir örnekte, istisnalar üzerinden ödenen ek verginin (deprem vergisi) iadesine karar verildiği bir durumda, ek verginin matrahının azaltılması için verilen beyannamede beyanname sistemi, bunu istisnanın fazladan kullanıldığı şeklinde algılayıp kurumlar vergisi hesabında da istisnayı azaltmakta, buradan da ödenmesi gereken kurumlar vergisi çıkmaktadır.

Bu gibi durumlar bile, vergi dairelerinin yargı kararına istinaden yapması gereken iade için mükelleften düzeltme beyannamesi istemesinin yanlışlığını ortaya koymaktadır. Bu sıkıntının önüne geçmek için Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bir iç genelge ile iade için düzeltme beyannamesi şartının ileri sürülmemesi gerektiğini duyurmasında fayda vardır. Veyahut vergi idaresinin beyanname sistemini bu gibi durumlara uyarladıktan sonra düzeltme beyannamesi talep etmesi gerekir.

Düzeltme beyannamesi alınacaksa da bunun dava süreçleri sonuçlandıktan sonra aranması daha mantıklıdır.

Eskiden vergi dairelerinin bu şekilde talepte bulunmaları rastlanan bir durum değildi, ne değişti de bu tür taleplerde bulunuluyor, anlayamıyorum!

Kaynak: T24 | Haluk ERDEM