Aslında bu düzenleme yeni bir fikir değildi. OECD bünyesinde yaklaşık 140 ülkenin mutabakatıyla şekillenen küresel asgari kurumlar vergisi, çok uluslu şirketlerin düşük vergili ülkelere yönelmesini engellemeyi amaçlayan önemli bir adımdı. Bu nedenle düzenlemenin hızlı ve yaygın bir şekilde uygulanacağı beklentisi oluşmuştu.

Ancak 2025 yılına gelindiğinde önemli bir gelişme yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri, merkezi ABD’de bulunan çok uluslu şirketler açısından küresel asgari kurumlar vergisinin uygulanmaması gerektiğini dünya kamuoyuna duyurdu. Bu açıklama, küresel asgari vergi uygulamasının etkinliği bakımından ciddi bir kırılma yarattı. Sürecin bundan sonra nasıl şekilleneceğini ise uluslararası gelişmeler belirleyecek.

TÜRKİYE’DE BEYAN SÜRELERİ VE İDARENİN YAKLAŞIMI

Türkiye’de düzenlemenin mevzuata girmesiyle birlikte, 2024 yılı itibarıyla yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi mükellefi konumuna geldiği değerlendirilen şirketler için beyanname verme süresi birkaç kez uzatıldı. Son olarak Gelir İdaresi Başkanlığı, 13 Ocak tarihinde yaptığı duyuruyla beyan süresini 28 Ocak 2026 tarihine kadar uzattı. Bu durum, uygulamanın hem mükellefler hem de idare açısından halen netleşme sürecinde olduğunu gösteriyor.

Öte yandan Gelir İdaresi, kendi istihbari bilgileri çerçevesinde bu kapsama girdiğini değerlendirdiği mükelleflere, yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi beyannamesi vermeleri yönünde uyarılarda da bulunuyor.

YEREL ASGARİ TAMAMLAYICI KURUMLAR VERGİSİNİN KAPSAMI

Mevzuata göre yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin mükellefi; çok uluslu işletme gruplarına bağlı, konsolide cirosu 750 milyon Euro’yu aşan ve Türkiye’de yerleşik olan bağlı işletmeler ile iş ortaklıkları olarak tanımlanmıştır. Dikkat edilirse düzenleme, doğrudan ana şirketleri değil, çok uluslu grup yapısı içindeki bağlı işletmeleri hedef alıyor.

SİSTEMİN TEMEL MANTIĞI

Uygulamanın mantığı oldukça sade bir çerçeveye dayanıyor. Global cirosu 750 milyon Euro’yu aşan bir gruba bağlı işletmelerin, uluslararası muhasebe standartlarına göre hesaplanan kazançları üzerinden ödedikleri toplam vergi yükü yüzde 15’in altında kalıyorsa, bu verginin yüzde 15’e tamamlanması amaçlanıyor. Böylece çok uluslu şirketlerin düşük vergili ülkeler üzerinden avantaj sağlamasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Grup şirketinin bulunduğu ülkedeki ortaklığının kazancı yüzde 15 vergi yükü taşımıyorsa ana ülke bu vergiyi tamamlayabiliyor. Konu mevzuata alınarak ana merkezin bulunduğu ülkede tamamlanacak verginin Türkiye’de tamamlanması sağlanmaya çalışılıyor. Yurt dışında bulunan ülkeler bakımından da ilgili ülkede alınmayan verginin yine tamamlanması hedeflenmiş.

Bununla birlikte sistem mutlak bir uygulama da değil. Kamu işletmeleri gibi bazı özel durumlar, yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi kapsamı dışında bırakılmış durumda.

SONUÇ: İZLEMEYE DEVAM

Yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi, gerek uluslararası gelişmeler gerekse Türkiye’deki uygulama süreci dikkate alındığında, henüz oturmuş bir yapı sergilemiyor. Beyan sürelerinin uzatılması ve küresel ölçekte yaşanan tereddütler, bu alanda temkinli bir izleme ihtiyacını ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde hem uluslararası kararlar hem de idarenin uygulamaya ilişkin yaklaşımı, bu verginin gerçek gidişatını belirleyecek. Gelişmeleri hep birlikte izlemeye devam edeceğiz.

Kaynak: İstanbul Ticaret Odası Gazetesi | OSMAN ARIOĞLU