Özellikle 8 Eylül 1999 tari­hinden önce adına işe giriş bil­dirgesi düzenlenmiş, sigorta sicil numarası verilmiş, ancak çalıştığı döneme ilişkin prim günü veya prime esas kazancı SGK kayıtlarına yansımamış kişiler açısından konu büyük önem taşıyor.

Çünkü kişinin fiilen çalış­maya başladığı tarih 8 Eylül 1999 öncesine çekilebildiğin­de, diğer şartların da bulun­ması halinde EYT kapsamında emeklilik hakkı gündeme gele­biliyor.

İşe giriş var, prim günü yok

Geçmiş yıllarda işverenle­rin çalışanları için işe giriş bildirgesi düzenlediği, ancak daha sonra verilmesi gereken dönem bordrosu veya o yıllar­daki dört aylık sigorta primle­ri bordrosunda çalışanın adı­na yer vermediği durumlarla karşılaşılabiliyor.

Böyle bir durumda vatandaş yıllar sonra e-Devlet veya SGK kayıtlarına baktığında eski ta­rihli bir işe giriş kaydı ya da si­gorta sicil numarası bulundu­ğunu, ancak o tarihe ait prim gününün ve prime esas kazan­cının bulunmadığını görebili­yor.

Bu durum EYT açısından kritik bir sonuç doğurabiliyor.

Örneğin kişi gerçekte 1999 yılının ilk aylarında sigortalı olarak çalışmaya başlamış ol­masına rağmen SGK hizmet cetvelindeki ilk primleri 8 Ey­lül 1999 sonrasında görünü­yorsa, SGK emeklilik değer­lendirmesini kayıtlı hizmet­lere göre yapabiliyor. Bunun sonucunda kişi EYT kapsamı dışında kalabiliyor.

Ancak SGK kayıtlarında bu­lunan eski tarihli işe giriş bil­dirgesi, sigorta sicil kaydı ve çalışmayı destekleyen diğer deliller varsa konu burada ka­panmayabilir.

“Çırak” veya “stajyer” kaydı da araştırılmalı

Bir başka önemli sorun ise kişinin gerçekte normal sigor­talı olarak çalışmasına rağmen eski işe giriş bildirgesinde çı­rak veya stajyer olduğuna iliş­kin bir kayıt ya da ibarenin bu­lunmasıdır.

Bilindiği üzere staj ve çı­raklık kapsamındaki bazı si­gortalılık kayıtları, emeklilik açısından uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak kabul edil­memektedir.

Ancak kişi gerçekte çırak veya stajyer değil, iş sözleş­mesine dayalı olarak normal çalışan statüsünde çalışmışsa uyuşmazlığın niteliği değişe­bilir.

Bu nedenle yalnızca belge­nin üzerinde yazan ifadeye ba­kılması değil, çalışmanın ger­çekte hangi statüde gerçek­leştiğinin araştırılması önem taşır.

Mahkemeden dikkat çeken karar

Yakın tarihli bir uyuşmaz­lıkta da bu konu yargıya ta­şındı. Balıkesir 1. İş Mahke­mesi, Haziran 2026 tarihinde verdiği bir kararla, davacının sigorta başlangıcının 1 Mart 1999 olduğunun tespitine ve SGK’nın bu konudaki itirazı­nın kaldırılmasına karar verdi.

Mahkeme bununla da kal­madı.

Sigorta başlangıcının 1 Mart 1999 olarak kabul edilmesinin sonucunda davacının 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren yaş­lılık aylığına hak kazandığını tespit etti ve hak edilen yaşlı­lık aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmetti.

Karar, özellikle EYT kapsa­mı dışında bırakılan ancak 8 Eylül 1999 öncesine ait işe gi­riş kaydı bulunan kişiler açı­sından dikkatle incelenmesi gereken bir örnek oluşturuyor.

Burada altını çizmek gerekir ki söz konusu karar bir ilk de­rece mahkemesi kararıdır ve karar tarihi itibarıyla kanun yolu açıktır. Dolayısıyla kara­rın kesinleşmiş bir Yargıtay içtihadı gibi değerlendirilmesi doğru olmaz. Bununla birlikte benzer uyuşmazlıklarda han­gi taleplerin yargı önüne geti­rilebildiğini göstermesi bakı­mından önemlidir.

Eski tarihli işe giriş bildirgesini küçümsemeyin

Bu tür dosyalarda en önemli konulardan biri delillerdir.

İşe giriş bildirgesinin SGK’ya verilmiş olması, sigor­ta sicil numarasının bulunma­sı, işyerine ilişkin dönem ka­yıtları, bordrolar ve diğer res­mi belgeler önem taşıyabilir.

Bunun yanında aynı dönem­de aynı işyerinde çalışmış ki­şilerin tanıklıkları da fiili ça­lışmanın ortaya konulmasında değerlendirmeye alınabilecek deliller arasındadır.

Özellikle SGK’ya kişinin ça­lışmasıyla ilgili zamanında intikal etmiş bir işe giriş bil­dirgesi veya başka bir kayıt bulunması, hizmet tespiti da­valarında süre meselesinin değerlendirilmesi açısından son derece önemlidir. Ancak hak düşürücü süre konusu dosyanın özelliklerine ve mev­cut resmi kayıtlara göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kimler dosyasını kontrol ettirmeli?

Özellikle şu durumda olan­ların eski SGK kayıtlarını ay­rıntılı şekilde inceletmelerin­de yarar bulunuyor:

8 Eylül 1999’dan önce işe gi­riş bildirgesi bulunan; kendi­sine sigorta sicil numarası ve­rilmiş; buna rağmen o dönem­de prim günü veya prime esas kazancı görünmeyen; eski dö­nem bordrolarında adına rast­lanmayan veya gerçekte nor­mal çalışan olmasına rağmen kayıtlarda çırak/stajyer olarak görünen ve bu nedenle EYT kapsamında emekli olamayan kişiler.

Bu kişilerin “primim görün­müyor, artık yapılabilecek bir şey yok” düşüncesiyle hareket etmemesi gerekir.

Eğer gerçek bir çalışma söz konusuysa ve bu çalışma bel­ge, SGK kayıtları ve gerekti­ğinde tanık anlatımlarıyla or­taya konulabiliyorsa, sigorta başlangıcının ve hizmetin tes­piti için yargı yoluna başvu­rulması gündeme gelebilir.

Mahkemenin sigorta baş­langıcını 8 Eylül 1999 öncesi olarak tespit etmesi halinde ise kişinin yaş, sigortalılık ve prim koşulları ayrıca değer­lendirilerek EYT kapsamın­da emeklilik hakkı doğması mümkün olabilir. Her olayın kendi delilleri ve hukuki ko­şulları bulunduğu unutulma­malıdır. Bu nedenle eski tarih­li bir işe giriş kaydı bulunan kişilerin dava açmadan önce SGK sicil dosyası, işe giriş bil­dirgesi, dönem bordroları ve diğer kayıtlarını birlikte de­ğerlendirmesi önem taşımak­tadır.

Kaynak: Dünya | Özgür ERDURSUN