Almanya’da yerleşik bir yazılım şirketinin mühendisi İzmir’e taşınıyor ve işini buradaki evinden yapmaya devam ediyor. Şirketin Türkiye’de ofisi yok, başka çalışanı da yok. Bu ev şirketin Türkiye’deki işyeri sayılırsa, Alman şirketi o işyerine atfedilen kazanç üzerinden Türkiye’de kurumlar vergisi ödemek zorunda kalacak. Pandemiden bu yana tartışılan bu soru, OECD Model Vergi Anlaşması’nın 18 Kasım 2025’te kabul edilen güncellemesinde ayrıntılı biçimde ele alındı. Güncellemeyi de içeren tam metin 30 Eylül’de yayımlandı.
Anlaşmalar değişmedi
İşyerini tanımlayan 5. maddenin metnine dokunulmadı; yeni kurallar maddenin Şerhi'nde (Commentary) yer alıyor. Model bağlayıcı olmadığından Türkiye’nin yürürlükteki anlaşmaları bu güncellemeyle değişmiş değil. Ancak madde metnini değiştirmeyen şerh açıklamaları eski anlaşmaların yorumunda da kullanılabilir. Şerh, kural olarak mahkemeleri bağlamasa da anlaşma uyuşmazlıklarında taraflar bakımından oldukça önemlidir.
Yüzde elli sınırı
2017 şerhinde ölçüt, işverenin çalışanı evden çalışmaya zorlayıp zorlamadığıydı. Güncellemede bu açıklamalar kaldırıldı ve yerine yirmi bir paragraflık yeni bir bölüm getirildi. Bölüm yazlık, tatil için kiralanan ev veya bir yakının evi için de geçerli.
İlk bakılan husus, kullanılan yerin sabit olup olmadığı. Tatil için gittiği ülkede üç ay daha kalıp oradan çalışan personelin kullandığı yer bu süreklilikten yoksun sayılıyor. Süreklilik varsa çalışma süresine bakılıyor. Çalışan on iki aylık bir dönemde şirket için çalıştığı sürenin yarısından azını o evde geçiriyorsa ev kural olarak işyeri sayılmıyor; haftada bir iki gün evden çalışan personel bu kapsamda kalıyor. Hesaplamada çalışanın fiilen nerede çalıştığına bakılıyor, iş sözleşmesi ancak fiili durumla örtüştüğü ölçüde dikkate alınıyor.
Müşteri nerede
Çalışma süresinin yarıya ulaştığı hâllerde belirleyici soru, çalışanın o ülkede bulunmasının şirket açısından ticari bir nedeninin olup olmadığı. Çalışan bulunduğu ülkede müşterilerle görüşüyorsa, yeni müşteri arıyorsa, tedarikçilerle ilişkileri yürütüyorsa ya da başka saat dilimindeki müşterilere anında hizmet verebilmek için oradaysa neden mevcut kabul ediliyor. Şirketin çalışanını elinde tutmak veya ofis kirasından tasarruf etmek amacıyla uzaktan çalışmaya izin vermesi ticari neden oluşturmuyor. Bulunulan ülkede müşteri olması da kendi başına yeterli görülmüyor. Zamanının yüzde altmışını evinde geçiren, hizmeti birkaç ülkedeki müşterilere uzaktan veren ve bulunduğu ülkedeki bir müşteriyi üç ayda bir günlüğüne ziyaret eden çalışanın evi işyeri sayılmıyor. Zamanının yüzde seksenini evinde geçiren ve bulunduğu ülkedeki müşterilere düzenli olarak hizmet vermeye giden çalışanın evi ise işyeri kabul ediliyor.
İzmir'deki mühendise bu ölçütlerle bakıldığında, Türkiye’de yalnızca kendi tercihiyle yaşıyor ve Almanya’daki ekip için kod yazıyorsa şirketin Türkiye’de kural olarak işyeri oluşmuyor. Mühendis Türk müşterilere düzenli olarak hizmet vermeye başlarsa değerlendirme de değişecektir. Değişiklikler bütün ülkeleri ikna etmedi. Hindistan yeni ölçütleri kabul etmedi; İsrail, Çekya, Şili ve Nijerya çeşitli paragraflara itiraz ya da çekince koydu. Türkiye ise bu paragraflar için herhangi bir kayıt koymadı. Bu, idarenin aynı ölçütleri yürürlükteki anlaşmaların uygulanmasında da kullanabileceği anlamına geliyor.
Güncellemenin geri kalanı
9. maddenin şerhine göre, faiz giderinin indirimi bir iç hukuk meselesi; indirimin reddi karşı devlete düzeltme yükümlülüğü getirmiyor. Doğal kaynak faaliyetleri için süreye bağlı işyeri öngören isteğe bağlı bir hüküm önerildi. Bilgi değişimiyle alınan bilgi başka mükellefler için de kullanılabilecek.Madde metninde yapılan tek değişiklik ise 25. maddeye eklenen altıncı fıkra; bir vergi tedbirinin anlaşma kapsamına girip girmediği konusundaki uyuşmazlığın Dünya Ticaret Örgütü’ne götürülmeden yetkili makamlar arasında çözülmesini öngörüyor. Bu değişikliler kapsamında, uzaktan çalışan personeli olan şirketlerin, çalışanın yılın ne kadarını evde geçirdiğini ve hangi müşterilere hizmet verdiğini gösteren kayıtları tutması gerekmektedir. Bir vergi incelemesinde tartışma büyük ölçüde bu iki soru üzerinden yürüyecektir.
Dünya Gazetesi | Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ





