GÜNDEM

'Vergi değil güven iade ediliyor'

Abone Ol

ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump döneminde Uluslararası Acil Eko­nomik Güçler Yasası'na (IEEPA) dayanılarak uygulanan geniş kapsamlı gümrük tarifeleri­nin hukuki dayanağının bulunmadığına karar verdi. Mahkemenin ardından başlayan süreçte binlerce ithalatçı, ödediği vergilerin iadesi için başvurdu ve ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Kurumu milyarlarca dolarlık geri ödeme siste­mini devreye aldı.

Sürecin toplam büyüklüğü­nün 166 milyar dolara kadar ulaşabileceği belir­tiliyor. Trump, İran savaşını kazanmaya çalışır­ken ABD Yüksek Mahkemesi tarafından büyük bir yenilgiye uğramış durumda.

Ekonomi yönetiminde vergi oranları, faiz po­litikaları ve döviz kurları elbette büyük önem taşır. Ancak yatırım kararlarını uzun vadede belirleyen en kritik unsur çoğu zaman bunlar­dan biri değildir. Asıl belirleyici olan, şüphe­siz hukukun öngörülebilirliği ve devletin ken­di koyduğu kurallara ne kadar bağlı kaldığıdır. Son günlerde ABD'de yaşanan gelişme bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. İlk bakışta bu gelişme yalnızca bir vergi iadesi gibi görü­nebilir. Oysa gerçekte iade edilen sadece para değildir; hukuka olan güven de yeniden tesis edilmektedir.

Bir devlet, aldığı verginin hukuki dayanağı bulunmadığına mahkeme karar verdiğinde bu­nu geri ödeyebiliyorsa, dünyaya çok güçlü bir mesaj verir: Bu ülkede kurallar kişilere göre de­ğişmez; hukuk herkes için işler. İşte yatırımcı tam da bu mesaja bakar.

Vergi değil güven iade ediliyor

Çünkü yatırımcı açısından en büyük risk yüksek vergi değildir. Yüksek vergiyi hesapla­yabilir, maliyetine ekleyebilir, fiyatlandırabi­lir. Ancak hukuki belirsizliği hesaplayamaz. Bir gün geçerli olan kuralın ertesi gün değişmesi, idarenin öngörülemeyen uygulamaları veya hukuki güvencenin zayıflaması, sermaye açı­sından çok daha büyük bir maliyet oluşturur.

Bu nedenle uluslararası yatırım raporlarında "hukukun üstünlüğü", "sözleşme güvenliği" ve "öngörülebilir düzenleyici yapı" gibi başlıklar artık vergi teşviklerinden bile daha fazla önem taşımaktadır.

ABD örneğinde dikkat çekici olan nokta, dev­letin hata yapmaması değil; yaptığı hatanın ba­ğımsız yargı tarafından denetlenebilmesi ve bunun mali sonuçlarının da kabul edilmesidir. Elbette bu süreç federal bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturacaktır. Ancak kısa vadeli mali­yet, uzun vadeli güvenin korunması açısından ödenebilir bir bedel olarak görülmektedir. Nite­kim geri ödemelerin bütçe üzerinde milyarlar­ca dolarlık etki oluşturduğu da açıklanmıştır.

Bugün küresel sermaye yeni yatırım adresle­ri ararken yalnızca ucuz iş gücünü, enerji mali­yetlerini veya vergi avantajlarını değerlendir­miyor. Aynı zamanda şu soruların cevabını da arıyor: Bir anlaşmazlık yaşarsam bağımsız bir mahkemeye güvenebilir miyim, devlet kural­ları geriye dönük değiştirebilir mi, haklı oldu­ğumda hakkımı alabilir miyim?

Bu soruların olumlu cevap bulduğu ülkeler, küresel yatırım yarışında her zaman birkaç adım öne çıkıyor. Çünkü yatırımcı için en bü­yük maliyet yüksek vergi değildir. Yüksek ver­gi hesaplanabilir. Finansman modeli buna göre oluşturulur. Ancak hukuki belirsizliğin bir ma­liyet hesabı yoktur. Belirsizlik, sermayenin en sevmediği kelimedir.

Devlet de hukukla bağlıdır

Ülkelerin yatırımcı çekebilme konusunda önemli kriterler var. Üretim gücü, coğrafi konu­mu, iş gücü ve lojistik alt yapı uluslararası yatı­rımcılar için şüphesiz kritik unsurlar. Özellikle küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillen­diği bu dönemde sermaye hareketliliği de elbet­te br hayli fazla. Ancak bu fırsatların kalıcı yatı­rımlara dönüşebilmesi için ekonomik istikrar kadar hukuki öngörülebilirliğin de güçlendi­rilmesi büyük önem taşıyor. Yatırımcı yalnızca bugünü satın almaz; geleceğe duyduğu güveni satın alır. Ekonomide güven; açıklamalarla de­ğil, kurumlarla inşa edilir. Hukuk, yatırımcının en önemli sigortasıdır. Mahkemelerin bağım­sızlığı, idarenin hesap verebilirliği ve kuralların öngörülebilirliği, bir ülkenin görünmeyen ama en değerli sermayesidir.

ABD'de yaşanan bu gelişme bize önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Vergi iade edilebi­lir. Para yeniden kazanılabilir. Ancak kaybedi­len yatırımcı güvenini yeniden inşa etmek, ço­ğu zaman yıllar alır.

İşte bu nedenle ülkelerin gerçek rekabet avantajı yalnızca düşük maliyetli üretim yap­mak değil; yatırımcıya güven veren bir hukuk düzeni sunabilmektir. Çünkü sermaye, en so­nunda her zaman kendisini en güvende hisset­tiği limana demir atar.

Dr. Hakan Çınar-Dünya