Bütçede dokuz aylık kü­mülatif açık 2 trilyona yaklaştı.

Bütçede eylül ayı gerçekleş­meleri ilk sekiz aydaki genel trendin aksi yönünde bir makas değişimi sinyali verdi. Kamu­da tasarruf ve sıkılaşma prog­ramına rağmen, vergi gelirleri­nin tıkandığı bir konjonktürde faiz dışı harcamaların agresif büyümesi mali disiplini sarsıcı bir görünüm oluşturdu. Veriler, geliri artırma kabiliyeti zayıf­layan kamunun, faiz dışı harca­malarda katı bir fren mekaniz­masını devreye sokması gere­ğini ortaya koyuyor.

Bir ayda 532 milyar TL açık

Hazine ve Maliye Bakanlı­ğı’nın açıkladığı verilere gö­re, eylül ayında, toplam bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 22,7 ile enflas­yonun çok altında bir artışla 1 trilyon 253,1 milyar TL oldu. Bu tutarın 1 trilyon 74,1 milyar TL’sini, bütçenin ana motoru olan vergi gelirleri vergi tahsi­latı oluşturdu. Vergi gelirinde geçen yılın aynı ayına göre ar­tış yüzde 21,8 ile düşük kaldı. Enflasyonun ve nominal büyü­menin gerisinde kalan bu dü­şük artış oranı, iç talepteki dur­gunluğun ve vergi tahsilatında­ki tıkanmanın bütçe gelirlerini doğrudan baskılamaya başladı­ğını net bir şekilde gösteriyor.

Gelir cephesindeki bu iv­me kaybına karşılık, kamunun harcama iştahı hız kesmedi. Bütçe harcamaları özellikle fa­iz dışı kalemlerdeki büyüme­nin etkisiyle yüzde 34,1 artış­la 1 trilyon 785,4 milyar liraya ulaştı. Bunun sonucunda büt­çe açığı yıllık yüzde 71,9 gibi yüksek oranlı bir büyüme ile 532,2 milyar lira oldu.

Bütçenin harcamalar aya­ğında faiz ödemeleri 263 mil­yar lira ile geçen yıla göre sa­dece yüzde 11,2 artarken, faiz dışı harcamalar yüzde 39,1’le enflasyonun çok üzerinde ar­tarak 1 trilyon 522,4 milyar li­raya çıktı. Eylül ayında faiz dışı harcamalar içinde devletin tü­ketimini gösteren özellikle mal ve hizmet alımları yüzde 60,8 artışla 135,5 milyar TL’ye, cari transferler ise yüzde 48,7 arta­rak 679,4 milyar TL’ye dayandı.

Vergide reel kayıp

Vergi gelirlerinin yavaşla­ması ve faiz dışı harcamaların hızlanması bütçeyi adeta ters bir makasa aldı. Bu negatif bir­likteliğin faturası ise doğrudan faiz dışı dengeye kesildi. Geçen yılın eylül ayında 73 milyar li­ralık faiz dışı bütçe açığı veri­lirken, bu yıl aynı ayda söz ko­nusu açık yüzde 268,7’lik rekor artışla 269,2 milyar lirayı bul­du. Bu tablo, faiz yükü tama­men bir kenara bırakılsa bile bütçenin rutin yönetim harca­malarında dahi dengesini kay­bettiğini gösteriyor.

Eylüldeki yüksek tutarlı büt­çe açığında, faiz dışı harca­malardaki hızlı artışa karşılık bütçenin ana yakıtı olan vergi gelirlerinin reel olarak sert şe­kilde gerilemesinin büyük pa­yı bulunuyor. Eylül ayında top­lam vergi gelirlerini aşağı çe­ken faktörlerin başında ise iç talebin seyri açısından en kri­tik turnusol kâğıdı olan özel tü­ketim vergisinde tahsilatın ge­çen yıla göre yüzde 7,9 düşüşle 166,2 milyar liraya gerilemesi oluşturuyor. ÖTV’nin alt kırı­lımları ekonomideki yavaşla­mayı tescilliyor. Eylülde petrol ve doğalgaz ürünlerinden alı­nan ÖTV’de yüzde 74,5’lik dü­şüşün bütçe açığındaki büyü­mede büyük payı bulunuyor. Motorlu taşıt satışlarından alı­nan ÖTV’de yüzde 12,7’lik dü­şüş de otomotiv piyasasındaki durgunluğun yansıması.

Eylül ayında gelir vergisi yüzde 27,2 ile enflasyonun al­tında bir artışla 324,5 milyar lira düzeyinde gerçekleşirken, vergi performansını zayıflatan önemli dinamiklerden biri de Kurumlar Vergisi tahsilatında yaşanan yüzde 38,2’lik drama­tik çöküş oldu. Geçen yıl eylül­de 16,2 milyar TL olan tahsilat, bu yıl 10 milyar TL’ye gerile­di.

Beyana dayanan kurumlar vergisindeki negatif seyir, reel sektörün kârlılık rasyolarında yaşanan sert erimenin ve eko­nomik yavaşlamanın bütçeye vuran en net faturası. Tüketim kalemlerindeki yapısal aşınma, Konaklama Vergisinde yüzde 36,2, Dijital Hizmet Vergisin­de yüzde 29,6 düşüş şeklinde kendini gösterdi. Dahilde alı­nan KDV yüzde 34,8 artış gös­terse de ÖTV ve diğer tüketim vergilerindeki sert düşüşler nedeniyle, iç piyasadan topla­nan mal ve hizmet vergilerinin toplam büyümesi yüzde 13,4 gi­bi çok sığ bir oranda kaldı. Bu oran, mevcut enflasyon düzeyi­nin çok altında bir nominal ar­tış, yani reel olarak çok ciddi bir vergi kaybı demek.

Dokuz ayda 2,3 trilyon faiz ödendi

Vergide tahsilat ivmesindeki kayıp ve harcamalarda hızlı artışa bağlı olarak eylülde aylık bazda olumsuzlaşan tabloya karşılık, ocak-eylül döneminin birikimli verileri ilk bakışta daha dengeli bir görünüm sunsa da yapısal risklerin boyutunu gizlemeye yetmiyor. Ocak-eylül döneminde bütçe giderleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,4 oranında bir artışla 13 trilyon 948,1 milyar liraya ulaşırken, bütçe gelirleri 12 trilyon 107,8 milyar lirada ve artışı yüzde 34,5’te kaldı.

Bunun sonucunda, geçen yılın ilk dokuz ayında 1 trilyon 217,3 milyar lira olan merkezi yönetim bütçe açığı, bu yıl yüzde 51,2 büyüyerek 1 trilyon 840,3 milyar liraya yükseldi. Dokuz ayda yüzde 34,2’lik artışla 10 trilyon 402 milyar TL’ye ulaşan vergi tahsilatı bütçe gelirlerinin büyük bölümünü oluşturmaya devam etti. Bu birikimli tutarın arkasında ise eylülün aksine ilk sekiz ayda güçlü seyreden gelir ve kurumlar vergisi tahsilatları yer alıyor.

Dokuz aylık bütçe giderlerinin ise 11 trilyon 697 milyar lirasını, cari transferler, personel ödemeleri, sermaye giderleri ve transferleri, mal ve hizmet alımları ve borç verme toplamında faiz dışı harcamalar oluşturdu. Söz konusu giderler geçen yıla göre yüzde 36,7 arttı. Aynı dönemde merkezi yönetimin faiz ödemeleri ise geçen yılın eş dönemine göre yüzde 35,4 artışla 2 trilyon 251,1 milyar lira ile rekor bir düzeye ulaştı. Dokuz aylık vergi gelirlerinin yüzde yutan 21,6’sını yutan faiz ödemeleri, toplam bütçe giderlerinin yüzde 16,4’ünü oluşturdu. Eylül ayında yüksek tutarda faiz dışı bütçe açığı verilmesi, kümülatif bazda lehte olan faiz dışı dengeyi aleyhe çevirdi.

Geçen yıl ilk dokuz ayda faiz ödemeleri dışarıda tutulduğunda 445,1 milyar lira olan bütçe fazlası, bu yıl aynı dönemde 410,8 milyar lira ile bunun yüzde 7,7 altında kaldı. Bu verilere göre, bütçe eylülde vergi-harcama makasından darbe alırken, dokuz aylık büyük resim 2,3 trilyon TL’ye ulaşan faiz faturasının maliyenin elini kolunu bağlayan büyük bir yapısal pranga olmaya devam ettiğini gösteriyor. Toplanan vergilerin beşte biri faize harcandıkça, bütçe açığını kapatmak ve yatırımları fonlamak için kamunun yeniden borçlanması ve dolayısıyla yeni bir faiz sarmalına girilmesi kaçınılmaz görünüyor.

Vergi tahsilatı yavaşladı harcamalar hızlı arttı - Resim : 1

Dünya | Naki BAKIR