7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’na mükerrer 20/D maddesi eklenmiş ve 1.1.2026 tarihinden sonra Türkiye’ye yerleşen gerçek kişilerin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisi muafiyeti getirilmişti. Ayrıca Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları gelir vergisinden müstesna tutulanlardan, bahse konu istisnadan yararlanılan süre içerisinde vefatı halinde veraset yoluyla mal intikallerinde mirasçıların veraset ve intikal vergisi oranının %1 oranında uygulanması da öngörülmüştü. Düzenleme 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmişti. Bütün bunları daha önce zaten yazmış ve getirilen düzenlemeyi tam ve dar mükellefler arasında bir de “yarı-tam mükellefler” statüsünün yaratılması dolayısıyla eleştirmiştim.

Mali idare maddenin uygulamasına ilişkin idari anlayışı mevzuat/Pdf/21587">4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 333 seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile açıklamıştır. Şimdi bu koşullara bir bakalım:

1- İstisnadan Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler yararlanabilecektir.

2- İstisnadan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla Türkiye’de yerleşmiş sayılmaları gerekmektedir.

3- İstisnadan 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişiler faydalanabilecektir.

4- İstisnadan faydalanmak isteyen mükelleflerin yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar, takvim yılının son iki ayında yerleşmiş sayılanların ise takip eden takvim yılının ikinci ayının sonuna kadar tarha yetkili vergi dairesine başvurarak istisna kapsamındaki kazanç ve iratlarına ilişkin olarak Tebliğ eki (EK-1)’de yer alan “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi”ni (İstisna Belgesi) almaları gerekmektedir.

5- Vergi dairelerince, başvuruda bulunan mükelleflerin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahlarının ve vergi mükellefiyetlerinin bulunup bulunmadığı ile Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmadığı kontrol edilecek, şartların sağlandığının tespitini müteakip başvuru sahiplerine istisna belgesi verilecektir.

Tartışılması gereken koşullar

Burada tartışılması gereken 4 ve 5 numaralı koşullardır. Bakanlık burada yerleşmeden itibaren belli süreler içerisinde vergi dairesine müracaat ve istisna belgesi alma koşuları ihdas etmiştir. (Bu arada, bu belge için bir harç öngörülmemiş olmasına da galiba şükretmek gerekmektedir). Her ne kadar istisnayı düzenleyen maddenin sonuna, -adetten olsa gerek birçok madde de olduğu gibi- bakanlığın usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğuna dair bir fıkra eklenmişse de bu fıkra bakanlığa Kanunda yazılı olmayan süreleri ve koşulları ihdas veya yeni yükümlülükler ihdas yetkisi vermemektedir.

Bence bu süreler içerisinde vergi dairesine müracaat edilip edilmemesinin ve/veya söz konusu istisna belgesi alınıp alınmamasının istisnadan yararlanma hakkı üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Çünkü Kanunda böyle koşullar aranmamıştır ve bakanlığın bu koşulları ihdas yetkisi de yoktur.

Kanun koyucu bu tür istisna/muafiyet belgelerinin alınması koşulunu elbette ki getirebilir. Nitekim GVK md. 9’da “esnaf muafiyeti belgesi” alma koşulunu getirmiştir. Ancak orada bu yükümlülüğü getiren Kanun Koyucu burada getirmemekle söz konusu belgeyi Türkiye’de yerleşenler için aramamıştır.

Verginin yasallığı ilkesi göz ardı edilemez

Şimdi burada belge yükümlülüğünün ihdas edilmesinin amacının, istisnadan yararlanabilecekleri kolaylıkla belirleme, izleme ve denetleme amacını taşıdığı, vergi düzenini sağlamaya yönelik olduğu düşünülebilir. Ancak bütün bu iyi niyetli savunmalar “verginin yasallığı” ilkesi karşısında bir anlam ifade etmemektedir.

İleride ihtilaf yaratması pek olası bu durumun, istisna belgesi alma koşulunun kanuna eklenmesi suretiyle giderilmesinde yarar vardır.

Kaynak: Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ