Yemek yardımlarına yönelik sigorta prim istisnası son dönemde çalışma hayatının önemli bir gündem maddesi haline gelmişti. SGK’nın yaptığı düzenlemeler ve sonrasında Danıştay’ın verdiği kararlar neticesinde çalışanlara sağlanan yemek yardımında bir düzen sağlanmıştı. Anlaşılan torba kanun taslağının yasalaşması sonrasında bu düzende önemli değişiklikler söz konusu olacak.
Yapılacak düzenlemeyle prime esas kazançtan istisna tutulan tutarlara açıklık getirilmesi ve dava konusu edilen yemek yardımından istisna edilen tutarlara yönelik net ve vergi mevzuatıyla uyumlu bir yapının hayata geçirilmesi hedeflendiği ifade edilmiş. Hali hazırda yemek yardımlarına yönelik sigorta primi ve vergi istisnası farklı tutarlar üzerinden uygulanıyordu. Düzenlemeyle bu farklılığın ortadan kaldırılması amaçlanıyor. Diğer yandan sigorta prim istisnaları ifade edilirken yemek yardımının ayni yardımlarla aynı bentte sayılmasından kaynaklı olarak ortaya çıkan belirsizliğe açıklık getirilmesi gerekçesinin torba kanunda yer alan düzenlemeyle sağlanabilmesi kolay görünmüyor.
Torba kanun taslağında yer alan düzenlemeyle birlikte SGK çalışanlara sağlanan yemek yardımındaki istisnayı 300 TL’ye çıkarıyor. Hali hazırda bu tutar nakit yemek yardımı için 158 TL’ydi. Diğer yandan düzenlemeyle tutarın her yıl yeniden SGK Yönetim Kurulu tarafından belirlenmesine ihtiyaç bırakılmaksızın tıpkı yemek bedelindeki vergi istisnasındaki gibi güncellenmesi sağlanıyor. Bu durum işverenlerin her yıl yemek yardımındaki sigorta prim istisnası ne kadar olacak sorularına kolaylıkla cevap bulması anlamına gelecek.
Düzenleme ne getirir?
Torba kanun tasarısındaki değişikliğin çalışanlar ve işverenler açısından önemli bir sosyal hak kaybı riski taşıması söz konusu. Çalışanlarına yemek vermek için bir ya da iki menü seçip bir lokantayla anlaşmaları durumunda işverenlerin ek sigorta primi hesaplayıp ödemeleri gerekebilir. Hayata geçirilmek istenen düzenleme daha önce 2023 yılında hayata geçirilmiş ve Danıştay tarafından iptal edilmişti. 2023 yılında işverenlerin büyük bölümü hem gelir vergisi hem de sigorta prim maliyetini yüklenmek istememişlerdi. Sonuç olarak da son on yılda ilk defa ortalama yemek yardımı tutarları gelir vergisi istisna tutarının altında kalmıştı. 2023 yılı için ortalama yemek yardımı tutarı 110 TL olmuştu.
Yemek yardımını nakit ödemenin prime esas kazanç muafiyetinin lokanta ve restoranla anlaşma gibi ayni yardım yöntemleriyle ile aynı düzeyde tutulduğu dönemde nakit şekilde verilen yemek yardımlarının yalnızca yüzde 5’in altında kalan bölümünün restoran ve lokanta gibi işletmelerde kullanıldığı görülmüştü. Yani yemek yardımında nakit tercihi işçinin yemek yeme ihtiyacının karşılanmasına hizmet etmemiş, ücretin bir bölümünün yemek yardımı adı altında ödenmesi sonucunu doğurmuştu.
Diğer yandan 2023 yılında nakit ödenen yemek yardımlarına anlaşmalı lokanta ve restoran yöntemiyle ile aynı miktarda sigorta prim istisnası uygulanması daha önce çalışanlarına hiç yemek yardımında bulunmayan bazı işverenlerin müşavirlerin yönlendirmesiyle istisna tutarı kadar nakit yemek yardımı yapmaya başladığı görülmüştü. Çalışanların emekli aylığının azalmasına neden olan bu durum yemek yardımı istisnasının nakde de aynen anlaşmalı restoran ve lokanta yönteminde uygulandığı tutar üzerinden uygulanması nedeniyle yaşanmıştı.
Zamansız bir düzenleme
Sosyal güvenlik sistemi ve kamu maliyesi üzerinde etkileri uzun yıllar sürecek olumsuz sonuçlar doğurma potansiyeli olan bu düzenlemenin zamansız olduğuna inanıyorum. Özellikle 2026 yılı ile birlikte işverenin sigorta prim yükleri artırılmışken yeni bir ek maliyetle karşılaşılması biraz talihsiz olacaktır. Ayrıca nakit ekonomisi içerisinde kayıt dışı bir şekilde kullanılan nakit yemek yardımı yöntemi kamu maliyesinde her yıl milyarlarca lira KDV ve diğer vergi gelirleri kaybına yol açacaktır.
Bu değişikliğin en önemli olumsuz etkisi çalışanlarına anlaşmalı lokanta ve restoran yöntemiyle yardımda bulunan işverenlerin sigorta prim istisnasının sınırlanacak olması nedeniyle bu tutarları azaltması olacaktır. Bazı işverenler ise anlaşmalı lokanta yöntemini bırakıp nakit yemek yardımına dönerek ücret zammının bir bölümünü bu şekilde ödemeyi tercih edebilir. Her iki durumda da çalışanların aleyhine durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle milyonlarca çalışan, işveren ve lokanta, restoran esnafını ilgilendiren bu değişikliğin kapsamlı bir etki analizi çalışmasının yapılarak olumlu ve olumsuz sonuçları çerçevesinde ele alınarak hayata geçirilmesi gerekli. Bunun için de öncelikli olarak özellikle restoran ve lokanta sektörüyle istişare edilmeli ve sektörün çekinceleri dikkate alınmalı.





