Tasarı olarak Meclis’e sunulan yeni düzenlemede de birçok tartışmalı husus bulunmakla birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı tartışmalı hususların bir kısmına açıklama getirirken bir kısmı ise yargı kararları ile netleşiyor.
Tasarı ile Kurumlar Vergisi Kanununa Geçici 19’uncu madde ekleniyor. Buna göre;
(1) Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasasıaraçları 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir.
(2) Birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların (para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları),
- bildirimin yapıldığı tarihten itibaren ikiay içinde Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesiveya
- yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekir. Fiziki olarak yurtdışından getirilen varlıkların yurda getirildiği, Gümrük İdaresine yapılacak beyana ilişkinbelgeler ile tevsik olunur. Gümrük İdaresi, bu kapsamda aldığı beyanları, alındığı ayı takip edenayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.
Görüldüğü üzere düzenleme yurt dışından getirilecek varlıkların banka kanalı ile getirilebileceği gibi fiziken de gümrüklerden getirilebileceğini söylemektedir. Ancak böyle bir durumda mutlaka Gümrük idaresine bildirim yapılmalıdır. Aksi türlü getirilen varlıkların kaçak giriş yapılmış gibi işleme tabi tutulması söz konusu olabilir.
(3) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunanancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğersermaye piyasası araçları, 31/7/2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilir.Bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyletevsik edilmesi zorunludur.
Önceki varlık barışı düzenlemelerinde taşınmazların da varlık barışı kapsamında bildirimi mümkün iken bu tasarıda taşınmazlara yer verilmemiştir. Bu çok önemli bir detaydır. Tasarının yasalaşması aşamasında taşınmazların da kapsama alınması beklenebilir.
(4) Birinci ve üçüncü fıkra kapsamında bildirilen varlıklar(para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları) 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler tarafından bildirim tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemez, sermayeye ilave dışında başka bir amaçlakullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi halinde ise vergilendirilmez.
Serbest meslek kazançdefteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleridefterlerinde ayrıca gösterirler.
Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz vebildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar içindağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.
(5) Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanlar, bildirimde bulunduklarıvarlıklarını ikinci fıkrada yer alan sürede Türkiye'ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarınıbildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleridurumlarında dördüncü fıkrada yer alan şartlar aranmaksızın madde hükümlerinden yararlanırlar.
Tasarı ile gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin de bu kanun düzenlemesinden yararlanabilmeleri öngörülmektedir. Dolayısı ile ister mükellef olsun ister olmasın herkesin bu kanundan yararlanması mümkündür ve bu durum kanundan yararlanmak istenler için çok önemli fırsatlar sunmaktadır.
(6) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirimsahibinden, varlıkların değeri üzerinden %5 oranında peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi,bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyannameile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.
Dolayısı ile bildirim vergi dairelerine değil, banka ve aracı kurumlara yapılacak ve yapılacak bildirim sonrası bildirim tutarının değeri üzerinden %5 oranında tahsil edilen vergi, banka veya aracı kurumlar tarafından 15 gün içinde sorumlu sıfatı ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edilecek ve ödenecektir.
Şu kadar ki vergi oranı,bildirilen varlığın vadeli hesaplarda veya 4749 sayılı Kanun kapsamında ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında; en az 5 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %0, en az 4 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %1, en az 3 yılbulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %2, en az 2 yıl bulundurulacağının taahhütedilmesi halinde %3, en az 1 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde %4 olarak uygulanır.
Kanaatimizce tasarıda yer almayan ancak kanuna zorunlu olarak girmesi gereken düzenleme, bu sürelere riayet edilmemesi halinde ne yapılacağı meselesidir. Örneğin 5 yıl taahhütte bulunan birisi 4 yıl dolduktan sonra parasını çekmek isterse ne olacaktır? Böyle durumda %1 ödeme yapılarak para çekilebilmelidir. Yine 1 yıl, 2 yıl, 3 yıl sonunda para çekilmek istenirse aynı şekilde kalınan süreye bağlı olarak ödeme yapılacağına kanunda yer verilmelidir. Aksi türlü 4 yıl kalınıp ihtiyaç nedeni ile para çekilmek istense %5 vergi almak haksızlık olacaktır.
1/1/2027 tarihinden itibaren 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacakbildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılır. 31/7/2027 tarihinin yetki ile uzatılmasıhalinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışlatoplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanır.
(7) Bu madde kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirime konu edilen varlıkların elden çıkarılmasından doğanzararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.
(8) Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi vevergi tarhiyatı yapılmaz. Şu kadar ki, diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirler bu düzenlemeden etkilenmez. Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonukararları sonucu bulunan matrah farkının madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyleortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazlaolması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz. Bulunan matrah farkının, bildirilenvarlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır. Vergi incelemesiveya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerlematrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen tutarlar, bulunanmatrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.
Bu düzenleme ile tasarı yasalaşması halinde gelir vergisi, kurumlar vergisi, vergi usul kanunu ya da diğer kanunlarda yer alan düzenlemeler kanun kapsamında anlam ifade etmeyecektir. Kanun hiyerarşisinde açıkça bu tasarı düzenlemesinin geçerli olduğu öngörülmektedir.
“Matrah farkının madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti” meselesi varlık barışı kanunlarının en tartışmalı konusudur. Bu mesele daha net bir şekilde kanun düzeyinde ortaya konulmalıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile varlık barışı kanunlarından yararlananlar arasında en çok tartışma konusu olan nokta burasıdır. Burayı bakanlık farklı yorumlamakta kanundan yararlananlar farklı yorumlamaktadır.
(9) Birinci fıkra uyarınca bildirildiği halde, bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığıtarihten itibaren iki ay içinde Türkiye'ye getirilmemesi veya Türkiye'deki banka ya da aracıkurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da üçüncü fıkra uyarınca bildirildiği halde aynı fıkrada belirtilen sürede banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve bumaddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde sekizinci fıkra hükmünden yararlanılamaz.Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.
Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bu madde kapsamında yapılan bildirimdolayısıyla söz konusu inceleme veya takdir komisyonu kararları sonucunda yapılacak tarhiyatlar için de sekizinci fıkra hükmü uygulanmaz. Tahakkuk eden verginin vadesindeödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip vetahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.
Dolayısı ile şartların ihlal edilmemesi çok önemlidir. Aksi türlü hem kanunun getirdiği haklardan yararlanılamayacak hem de ödenmesi gereken vergi ödenmek zorunda kalacaktır. O nedenle kanundan yararlanılırsa mutlaka şartları ihlal etmemek gerekiyor.
Tasarı uyarınca, Cumhurbaşkanı 31/7/2027 tarihini, bitim tarihinden itibaren her defasında altı ayıgeçmeyen süreler halinde bir yıla kadar uzatmaya yetkili kılınmaktadır.





