İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, ekonomide asıl toparlanma için 2027 yılını işaret etti. 2027'de tıpkı pandemiden çıkış yılı gibi güçlü bir ivme yakalanacağını öngören Aran, yatırım yapmayanların bu fırsatı kaçırabileceği uyarısında bulunurken, yıl sonu dolar beklentisini 51-52 TL, enflasyon tahminini ise %25 olarak açıkladı.

Türkiye İş Bankası Ge­nel Müdürü Hakan Aran, 2027 yılının pan­demiden çıkış yılı gibi olaca­ğını tahmin ederek, “Yatırım yapmayanlar o güçlü yılı kaçı­rabilir” dedi. Sanayide yatırım iştahının olması için şu anda içinden geçtikleri sıkıntının hafifletilmesi gerektiğini dile getiren Aran, “Ayakta kalabile­ceklerini ve 2027 görebilecek­lerini ikna olurlarsa yatırımı düşünebilirler.

Ama ellerinde zaten ciddi bir atıl kapasite var. Evet, ben ilk defa sanayiciyi bu kadar bezgin görüyorum. Bir an evvel tekrar istihdamı, ya­tırımı, ihracatı öncelikleyen kalkınmacı politikaya geçil­meli. 2027 yılında bu politika­ya geçileceğini düşünüyorum. Çünkü Merkez Bankası’nın enflasyon haricinde; rezerv­ler, cari açığın yönetilebilirli­ği, bütçe açığı konusunda belli bir disiplini artık sağladığını düşünüyorum” diye konuştu.

Bu anlamda imalat sanayii iş­letmelerine verilen 100 mil­yar TL’lik finansman paketi­nin nokta atışı bir destek oldu­ğunu dile getiren Hakan Aran, benzeri bir kaynağı sanayi şir­ketleri için de gelebileceğini, yatırım amaçlı kredilerin bü­yüme kısıtlarından muafiye­tinin genişletilebileceğini di­le getirdi. Aran, “Yüzde 17 enf­lasyon ve yüzde 19 politika faizi olduğu dönem denge nok­tamızdı; o noktalara geri gel­diğimizde sürdürülebilir bir denge sağlanmış olacak” ifa­desini kullandı.

Malatya’da lojman açılışın­da bir grup gazeteci ile soh­bet eden Hakan Aran, sene so­nunda enflasyon tahminlerini %25 olarak koruduklarını be­lirterek, “Merkez Bankası üst tahminini %21 bandına çıkar­dı. Artık o %21’in altına düş­me olasılığı çok azaldı. Enflas­yon %21-25 arasında bir yer­de biter. Buna bağlı olarak faiz de %28-30 bandında bir yerde şekillenir. Yılsonu dolar kuru beklentisi 51-52 TL arasında” diye konuştu.

Aran, enflasyon raporu sonrasında Merkez Banka­sı’nın ‘pas geçme’ ihtimali­nin azaldığını, piyasanın 50- 100 baz puanlık indirim bek­lediğini dile getirdi. Aran, faiz indirimlerinin kredi fa­izlerine yansımasıyla ilgili olarak, “Makro ihtiyati ted­birler gevşetilmediği sürece iniş hızı hep Merkez Banka­sı’ndan daha yavaş ve geriden gelecek” dedi. Yılsonuna ka­dar bir gevşeme beklemedi­ğini dile getiren Aran, “Çünkü enflasyon çok erken raydan çıktı. Bu yüzden enflasyon beklentilerini kendi hedefle­rine uygun yerde tutabilmek için sıkılaşma da sene sonuna kadar devam edecek. Bu ara­da gevşeme değil de normal­leşme dememiz gerekiyor” diye konuştu.

10 yıl sonra ilk kez bankalar enflasyonu yenebilir

Sektörel karlılık tartışmala­rına da değinen Aran, banka­cılık sektörünün son 10 yıldır özkaynaklarını enflasyon kar­şısında erittiğini hatırlatarak, şöyle konuştu: “Eğer bu yıl so­nunda enflasyon düşer ve faiz indirim süreci devam ederse 10 yıl aradan sonra ilk defa banka­cılıkta özkaynak karlılığı enf­lasyonun üzerinde gerçekleşe­bilir. Bu durum yabancı serma­ye iştahını da etkiler. Özellikle bir takım bankaların satılması, hisse satışı gibi konuların gün­deme gelmesinin nedeni de öz­kaynak karlılığının enflasyon­dan daha düşük olması.”

Kart limitlerinde “infial” uyarısı

Kredi kartı limit düzenle­mesi hakkında da konuşan Hakan Aran, BDDK’nın li­mitlerin gelirle orantılı hale gelmesi için bu düzenleme­yi yaptığına değinerek, uy­gulamanın amacı ile uygu­lama alanı arasında bir boş­luk oluştuğunu, bu nedenle düzenlemenin 3 ay ertelen­diğini hatırlattı.

Aran, şun­ları söyledi: “İndirilen limit­lere vatandaş ne zaman ihti­yaç duyuyor? Okul ödemesi, ya da sağlık harcamaları ha­riç tutuldu ama yarın öbür gün evlenenler “beyaz eşya ne olacak” diyecek... Bunun bir ayağı yere basan hale gelme­si gerekiyor ki bankalar na­sıl uyum sağlayacağına ka­rar versinler. Bankalar Birliği olarak görüş oluşturup BDDK ile paylaşıyoruz. Doğru bir ze­mine oturtulması gerektiği konusunda herkes hemfikir. Kart konusu gibi sosyal ha­yata dokunan konuların has­sasiyetle ele alınması gereki­yor.

Tüm yönleriyle bunların oturulup bir soğukkanlılıkla değerlendirilmesi lazım. Ya­ni bizim en yüksek bankno­tumuzun 200 lira olduğu bir yerde, kartla ilgili yapacağı­nız her düzenleme infial yara­tıyor. Ayrıca burada bankalar açısından da iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmak lazım. Düzenleyici kurum, bir ihtiyaç görüp de düzenle­me yapıyorsa, belki bankala­rın bir kısmı bizim düşündü­ğümüz gibi davranmıyor ol­duğunu varsaymak lazım.”

200 TL’lik banknot ciddi bir operasyonel yük

200 TL’lik en büyük bank­notun piyasada yarattığı ope­rasyonel yükün altını çizen Hakan Aran, şu anda banka­matik yükleme ve şubelerde para sayma işlemlerinin ban­kaların en önemli operasyo­nel yükü haline geldiğini kay­detti. Aran, “Özellikle Tahta­kale gibi kritik konumda olan şubelerde; nakit saymaktan başka yaptığınız iş kalmıyor neredeyse. Ayrıca fiziki para taşıması da güvenlik riski ta­şıması nedeniyle çok sıkıntı­lı. Bu nedenle nakdi azaltmak istiyorsak, kart tarafına biraz daha müsamahalı davranıla­bilir” şeklinde konuştu.

İş Bankası’nın gelecek viz­yonunda tarım ve turizmin iki ana sütun olduğunu belirten Hakan Aran, tarım kredilerin­de özel bankalar arasında yüz­de 40 pazar payına ulaştıkları­nı ve Ziraat Bankası’ndan son­ra ikinci sıraya yerleştiklerini açıkladı.

Turizm sektöründe ise verilen her 4 liralık kredi­nin 1 lirasının İş Bankası’n­dan çıktığını hatırlatan Aran, “Pazar payımız yüzde 23. Son iki yılda 2 milyar dolar turizm kredisi verdik. Tarım kredi­sinde büyüklüğümüz 107 mil­yar TL, turizmde 90 milyar TL civarı” diye konuştu. Aran, ta­rım, turizm, petrokimya, de­mir-çelik ve savunma sanayii­nin Türkiye’nin 5 ana lokomo­tif sektörü olduğunu kaydetti.

Konutta alıcılar nazlı, 2027’de canlanma olacak

Hakan Aran, konut piyasa­sına dair geçtiğimiz yıl yap­tığı “alma değil satma yılı” öngörüsünün arkasında du­rarak, 2025 yılındaki durgun tablonun 2026’da da benzer şekilde devam etme ihtimali­nin yüksek olduğunu belirtti. Aran, piyasada alıcı iştahının henüz istenen seviyeye gel­mediğini ve alıcıların “naz­da” olduğu bir dönemden ge­çildiğini vurgulayarak, “Faiz oranları henüz arzu edilen se­viyeye inmediği için alım ta­rafında güçlenen bir piyasa yok” dedi. Hakan Aran, 2027 yılının faizlerin inmesiyle, hem konut piyasasının can­landığı hem de kredilerin ye­niden yapılandırıldığı yıl ola­cağını tahmin etti.

Arsa satışı, borçluluğu azaltmak adına fırsat oldu

Şişecam’ın 171,5 milyon dolarlık arsa satışı üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Aran, kararın tamamen finansal bir rasyonaliteye dayandığını söyledi. Sıkı para politikası döneminde 25 yıldır duran bir varlığın 7 milyar TL nakit yaratmasının, Şişecam’ın borçluluğunu azaltmak adına bir fırsat olduğunu belirtti.

Satış sürecinin tüm büyük oyunculara açık ve şeffaf yürütüldüğünü vurgulayan Genel Müdür Hakan Aran, arka planda siyasi veya teknik dışı hiçbir alanın olmadığını, her kararın matematiksel bir karşılığı olduğunu ifade etti. Sanayi şirketlerine finansal borçluluğu yönetme ve nakit akışını güçlendirme tavsiyesi verdikleri bir dönemde, 7 milyar TL nakit yaratacak bir varlığı atıl halde tutmanın mantıklı olmadığını belirten Aran, "Böyle bir yeri tutmaya devam edip Şişecam'ın finansal borç bulma arayışıyla devam etmesine bir finansal ortak olarak biz çok mantıklı görmedik" ifadelerini kullandı.

Proje geliştirme seçeneğinin de ek maliyet ve zaman gerektirdiğini hatırlatan Aran, nakit paranın bugün kasaya girmesinin Şişecam’ın borçluluğunu azaltmak adına çok daha kıymetli bir hamle olduğunu savundu. Aran, "Türkiye’de 'duysaydım çok daha fazla para verirdim' diyecek hiçbir büyük oyuncu bırakmayacak şekilde bir süreç yürütüldü" dedi.

"Rekabet bozucu bir unsur görmüyorum"

Son olarak Rekabet Kurulu’nun bankalar soruşturma açmasına da değinen Aran, pazar araştırması ile rekabeti bozucu eylem arasındaki farkın net olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bir hayatın doğal akışında rakiplerinizin ne yaptığını öğrenmeye çalışmak vardır. Ama bir de hayatın normal akışında olmayan, rakiple beraber bir şeyin yapılmasına karar vermek vardır. Rekabeti bozucu bir şekilde ve bundan etkilenecek olan, çalışanların hakkıysa; ‘çalışanların hakkını sen verme, ben de vermeyeyim’ diyecek şekilde...

Dolayısıyla iki konuyu birbirinden ayırmak gerekiyor. İş Bankası oturuyor, toplu iş sözleşmesinde sendikayla bunu müzakere ediyor, bizim sürecimiz belli. Bunu merak eden bankalar öğrenmek için zaten KAP açıklaması yapıldığında ya da basına haber olduğunda görüyorlar. Onun dışında da varsa merak ettikleri detay, onu da insan kaynaklarına soruyorlar. Zaten gazeteye haber olan bir konuda kamuoyuyla paylaşılan bir bilginin soran kişiye verilmesinde de bir sakınca görülmüyor. Dolayısıyla ben buradan, bu yönüyle bakıldığında herhangi bir rekabet bozucu ya da herhangi bir çalışanın mağduriyetine sebep olabilecek bir unsur görmüyorum. Ama inceleme sonucu nereye varır, ne yapılır onu hep beraber değerlendirmek lazım.”

Deprem bölgesindeki çalışanlara 200 konutluk lojman

Türkiye İş Bankası, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinden etkilenen Malatya’da çalışanları için inşa ettirdiği 80 lojmanı düzenlenen törenle teslim etti. Geçen yıl Hatay'daki çalışanları için yapılan lojmanların ardından Malatya'da tamamlanan 3+1 daireler, banka ve iştirak çalışanlarına verildi. Hakan Aran, Malatya, Adıyaman ve Antakya'da önemli bir sorun haline gelen konut sorununun kirayla aşılmasının mümkün olmaması nedeniyle bölgede lojman yapmaya karar verdiklerini kaydederek, 80 konutluk ilk lojmanları Antakya'da teslim ettiklerini ve bugün de 80 konutluk lojmanın teslimini Malatya'da gerçekleştirdiklerini belirtti. Aran, Adıyaman'daki konutlarla beraber toplamda yaklaşık 200 konutluk lojmanı İş Bankası çalışanlarına teslim etmiş olacaklarını söyledi. Aran, Hatay’da deprem sonrası şube sayısının 5’ten 3’e düştüğünü ancak hizmetin birleşen şubelerle sürdüğünü söyledi.

Jülide YİĞİTTÜRK GÜRDAMAR-Dünya