✓ İşgücü istatistiklerinde çalışma çağındaki genç nüfus 15-34 yaş grubu olarak kabul ediliyor. 2025'in son çeyreği itibarıyla bu yaş grubundaki nüfus 24,1 milyon. Bu 24,1 milyon nüfusun 6,5 milyonu ne eğitimine devam ediyor, ne de çalışıyor.
✓ Yapay zekadaki hızlı gelişme yüzünden ne boşta gezen 6,5 milyon genç azalacak, ne de oran düşecek.
Yılın son çeyreğine ilişkin işgücü istatistiklerinin açıklanmasıyla bir kez daha görüldü ki ne eğitimde ne istihdamda olan nüfusla ilgili sorun hiç eksilmeden sürüyor.
Bu sorun bitmiyor, bitirilemiyor, aslında bitirilmesi yönünde kayda değer bir adım da atılmıyor, dolayısıyla bu sorunun öyle yakın zamanda bitmek bir yana hafifleyeceği de beklenmiyor.
İşgücü istatistiklerinde çalışma çağındaki genç nüfus 15-34 yaş grubu olarak kabul ediliyor. Son çeyrek itibarıyla bu yaş grubundaki nüfus 24,1 milyon. Bu 24,1 milyon nüfusun 6,5 milyonu ne eğitimine devam ediyor, ne de çalışıyor. Bir başka ifadeyle 15-34 yaş grubundaki her 100 gencin 29’u ne eğitimde ne istihdamda, kısaca NENİ.
Yıllardır böyle
Bu sorun öyle yeni ortaya çıkmış da değil. Son beş yılın verileri ortada. Söz konusu oran bu beş yıllık dönemde en düşük yüzde 28,6, en yüksek yüzde 30,6 olmuş.
Yani NENİ oranı yıllardır sabit bile denilebilir.
Ama oranın beş yıldır hemen hemen aynı düzeyde kalmasını “Hiç olmazsa kötüye gidiş yok” şeklinde yorumlamak da herhalde doğru olmaz. Böyle bir yaklaşım olsa olsa kendini kandırmak olur. Önemli olan bu oranı aşağı çekmek, en azından bu yönde adımlar atmak.
Bu oran bile aranacak
Dünya öylesine hızlı ve yakın zamana kadar hiç öngörülemeyen bir değişim içinde ki üç beş yıl sonra bu oranların azaldığını görmek bir yana çok daha ivme kazanarak arttığına tanıklık etmek kaçınılmaz olacak.
Yapay zeka her şeyi altüst ediyor. İstihdam olanakları şimdiden daralmaya başladı bile ve giderek daha da daralacak.
Türkiye’deki eğitim ise değil yapay zekaya ayak uyduracak yönde ilerlemek, yıllar önceki kalitesinden bile inanılmaz geri gitmiş durumda ve gitmeye devam ediyor.
Hani o meşhur “Eller Ay’a, biz yaya” lafı var ya, bu tam anlamıyla gerçek olacak.
Türkiye özellikle yükseköğretimi nitelik yönüyle değil nicelik yönüyle daha bir önemsemeye başladığından beri kalitenin nasıl düştüğünü hep beraber izliyoruz.
Türkiye’de işsizlik, özellikle bazı bölümler yönüyle üniversite eğitimi dolayısıyla dört yıl ertelenmiş oluyor. Yapılan bundan ibaret…
Üniversite mezunlarının %30’u…
TÜİK verilerine göre 2025’in son çeyreğinde 24 yaşından küçük üniversite mezunlarının üçte bire yakını, tam yüzde 30’u işsiz.
Üniversite ortalama olarak 22 yaş civarında bitirilir ve hemen iş bulmanın zorluğu da ortada ama yine de mezuniyetten sonra iki yıl geçtiği düşünülürse bu oran hiç de az değil.
24 yaşından küçük ve işsiz üniversite mezunu sayısı 378 bin. Bu gençlerin 111 bini erkek, 267 bini ise kadın.
İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 23,6, kadınlarda yüzde 33,8 düzeyinde.
“Çalışmak isteyene iş çok!”
Şimdi “Şu kadar genç ne eğitimde ne istihdamda” ya da “Üniversite mezunlarının yüzde 30’u işsiz geziyor” denildiğinde hemen ortaya atılan ve akılları sıra çok kolay bir çözüm sunan bir kesim var.
Söyledikleri hemen hemen hiç değişmiyor:
“Türkiye’de çalışmak isteyene iş çok, gençler iş beğenmiyor.”
Ne kadar kolay değil mi, eğitimleri ne olursa olsun gençler her işi yapsın!
O gençler yıllar boyu niye eğitim gördüler, niye üniversite okudular, bunu düşünmeden “Gençler iş beğenmiyor” diyerek sorunu aklı sıra çözen o kadar çok ki…
Bir gencin okuduğu alanda çalışmak istemesi için Türkiye’nin en iyi üniversitesinden mezun olması da gerekmez. Sistem, üniversite mezununa istihdam yaratmak zorunda değilse de en azından bunu zorlaştıracak şekilde oluşturulmaz. Ama mevcut durum aynen öyle.
Gerçi hangi alanda var ki eğitim alanında, özellikle yükseköğretimde bir planlama beklensin!
Türkiye’deki üniversiteler her yıl binlerce iletişim mezunu, binlerce iktisat mezunu veriyor. Her yıl yine binlerce mimar, mühendis, öğretmen mezun oluyor.
Peki iş nerede, var mı? Devlet iletişim okuyanları gazeteci yapmak; mimar ve mühendislere doğrudan iş vermek durumunda değil tamam ama öğretmenlere de iş yaratamaz değil ya…
Alaattin Aktaş-Ekonomim






