7194 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile “en üst liglerde” faaliyet gösteren sporcular için gelir vergisi stopaj oranı % 15’ten % 20’ ye çıkarılmış ve ayrıca ödenen ücret toplamının belirli tutarı (2026 yılı için 5.300.000-TL) aşması durumunda sporcular için yıllık gelir vergisi beyannamesi verme yükümlülüğü getirilmiştir. Yıllık beyanname verilmesi durumunda ise beyan edilen bu gelirler üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kulüplerce vergi dairesine ödenmiş olması şartıyla, kesilen vergilerin mahsup edileceği hüküm altına alınmıştır.
Türkiye’de başta futbol olmak üzere, basketbol, voleybol ve diğer branşlarda faaliyet gösteren sporcuların neredeyse tamamı “net ücret” üzerinden sözleşme imzalamakta ve ücret gelirleri üzerindeki tüm vergi yükünü kulüplerin üzerinde bırakmaktadır. Kanun değişikliği öncesinde “en üst ligler” için belirlenen tevkifat oranı % 15 ve nihai vergileme iken bu husus çok fazla sorun gibi görünmemekteydi. Örneğin, profesyonel bir futbolcu ile net 10.000.000 TL üzerinden sözleşme imzalanmışsa kulüplerin üzerindeki vergi yükü (10.000.000 / 0,85 * 0,15) 1.764.705-TL ve toplam sözleşme yükümlülüğü 11.764.705 TL olmaktaydı.
Ancak düzenleme sonrasında stopaj oranındaki artış ve sporculara getirilen beyanname verme yükümlülüğü sebebiyle, yine sporcuların vergiler hariç “net ücret” üzerinden anlaştığı kabulüyle spor kulüplerine ciddi bir maliyet getirmiştir. Yukarıdaki örneği devam ettirdiğimizde “net 10.000.000 TL” üzerinden sözleşme düzenlenen bir futbolcu için kulüp net ücreti brüte iblağ ederek % 20 gelir vergisi tevkifatı yapacak, ayrıca sporcu beyanname vereceğinden GVK 103. madde dördüncü diliminde yer alan yaklaşık % 40 oranında vergi tahakkuk ettirilecek ve kulüp tarafından ödenen % 20 tevkifat tutarı mahsup edilecektir. Dolayısıyla sözleşme gereği tüm vergi yükünün kulüplerin üzerinde kaldığı gerçeğiyle, kulüp üzerindeki vergi yükü toplamda 6.666.666 TL ve toplam sözleşme yükümlülüğü 16.666.666 TL olacaktır. Görüleceği üzere Kanun değişikliğinden sonra kulüplerin sporcuya ödeyeceği aynı “net 10.000.000 TL ücret” üzerinden katlanacağı vergi farkı 4.901.961 TL artmış olacaktır.
Buraya kadar yapılan açıklamalar, kulüplerin bütçe ve mali disiplin kriterleri altında ticari olarak verecekleri karar olduğundan detaya girilmeyecektir.
Son yıllarda spor kulüplerinin aşırı borçlanmasını önlemek, mali şeffaflık sağlamak ve sürdürülebilir bir finansal disiplin (denk bütçe) oluşturmak amacıyla önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden en önemlisi 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’dur.
Kulüplerin yaşadığı kronik borç krizlerini çözmek, mali disiplini sağlamak ve yöneticilerin kulüpleri aşırı borçlandırmalarının önüne geçmek, gelir-gider dengesinin sağlanması, bütçe sınırlarının netleştirilmesi ve kulüplerin finansal yapılarının sağlamlaştırılması, spor anonim şirketleri ile spor kulüpleri arasındaki hukuki ve mali ilişkilerin netleştirilmesi ve yönetimde kurumsallaşmanın artırılması, 7405 sayılı Kanun’un ana gerekçelerinden sayılmıştır. Düzenlemenin aksayan yanlarını bir yana koyduğumuzda genel olarak olumlu olduğunu söylemek mümkün.
Ancak aynı olumlu düşünceleri Türkiye Futbol Federasyonu (“TFF”) tarafından yapılan son düzenleme için söylemek mümkün değil!
TFF tarafından yapılan düzenlemeyi hatırlamakta fayda var!
TFF tarafından, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı (“PFSTT”)’nın “IV. Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi” başlıklı 19. maddesine “Sözleşmenin tarafları, Türk vergi mevzuatı kapsamında tarafların kendisine yüklenen vergileri karşı tarafa yükleyen hükümler kararlaştıramaz. Aksi düzenlemeler geçersiz olup ayrıca disiplin ihlali olarak değerlendirilir.” hükmünü içeren 8 no’lu bent eklenmiştir. Özetle TFF, sporcuların vergilerini kendilerinin ödemeleri yönünde düzenleme yapmıştır.
Düzenleme olumlu gibi görünse de öncelikle ülke gerçekliğini veri kabul etmemiz gerekiyor. Türkiye’de futbol liginin, Avrupa’nın 5 büyük ligi (Premier Lig, Bundesliga, La Liga, Seri A ve Ligue 1) ile kıyaslandığında reytinginin görece daha düşük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hal böyle olunca özellikle yıldız olarak tabir edilen yabancı futbolcuları transfer edebilmek için cazip tekliflerin sunulması gerekiyor. Avrupa’daki vergi oranları ve faaliyet gösteren sporcuların vergilerini kendi ödedikleri dikkate alındığında, bu futbolcuları Türkiye’ye transfer edebilmenin en önemli şartlarından birisi sporcu vergilerinin kulüpler tarafından üstlenilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim, Türkiye Süper Ligi’nde top koşturan sporcuların neredeyse tamamının vergileri kulüpleri tarafından üstlenilmektedir.
7194 sayılı Kanun ile sporculara beyanname verme yükümlüğü getirildiğinde birçok kulüp konuyu tam idrak edememiş, üstlendiği sporcu vergilerini de sözleşmede yer alan ücrete eklemiş başka bir deyişle ücreti brütleştirerek ödeme planı ve bordroya bağlamıştır. Ancak, bir süre sonra özellikle sözleşmesi tamamlanmadan ya da tamamlanarak ülkesine dönen sporculara, vergisini ödemesi için ödediği ücretin sporcunun “cebinde kaldığını!” fark eden kulüpler, sonraki sözleşmelere kulüp tarafından sporcu vergilerinin ödenebilmesi için beyanname verme şartı koymuştur.
Israrla savunduğumuz ve farklı platformlarda dile getirdiğimiz “beyannameni ver -vergini ödeyeyim” prensibi, gerek sporcuların beyanname vermeden ülkeyi terk etmesi durumunda kulüpleri gereksiz yük altına sokmaktan ve gerekse de Devlet Hazinesi’ni zarara uğratmaktan korumuştur. Zira sporcular, sözleşmelerinde yer alan özel bir madde ile beyannamesini verdiğinde verginin kulüp tarafından ödeneceğini bildiği için beyanname vermekten imtina etmemiştir. Başka bir deyişle kulüpler Hazine’nin vergi alacağını bir nevi garanti altına almıştır. Her ne kadar Gelir İdaresi Başkanlığı, ülkeler arasında bilgi değişimi ve ÇVÖA kapsamında söz konusu beyannamelerin verilmesini talep edebilecek olsa da tahsil başarı oranının ne olacağını kestirmek zor.
Hülasa, TFF’nin belki de kulüpleri korumak adına iyi niyetli olarak yaptığı düzenlemenin etki analizinin yeterince yapılmadığı ortada.
Peki düzenlemenin etkisi ne olacak!
Bir kere futbolcu sözleşmelerinde “net ücret” ve “vergi” kavramları yer almayacak. Sporcu vergilerini de üstlenen kulüpler bu vergileri brüt tutarlar üzerinden sözleşmelere derç ve ödeme planına bağlayacak. Son dönemde mali idarenin agresif ve hızlı yaklaşımı sebebiyle sözleşmesi devam eden sporcular için sorun yok. Ancak sözleşmesi biten ya da feshedilen sporcuların ülkeyi terk etmeleri durumunda işler karışacak gibi.
Örnek üzerinden ilerleyelim; (X) Spor Kulübü, (Z) isimli sporcu ile 2026-2027 sezonundan başlamak üzere 2030 sezonu sonuna kadar yıllık brüt 10 milyon Euro üzerinden 4 yıllık sözleşme imzaladığını, sporcunun sözleşmesinin Ocak/2029 yılında karşılıklı anlaşmak suretiyle feshedildiğini ve fesih tazminatı olarak brüt 5 milyon Euro ödendiğini varsayalım.
(X) Kulüp, Haziran-Aralık/2026 dönemi arasında ödediği 5 milyon Euro üzerinden % 20 oranında 1 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapacak. (Z) Futbolcu ise Mart/2027 döneminde vereceği Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 5 milyon Euro üzerinden yaklaşık % 40 oranında 2 milyon Euro vergi tahakkuk ettirecek ve kulübün ödediği 1 milyon Euro vergiyi mahsup ederek kalan 1 milyon Euro’yu vergi dairesine ödeyecek. Bu açıdan bakıldığında 2026 yılı için sorun görünmüyor.
2027 yılına gelindiğinde (X) Kulüp, Ocak-Aralık/2027 dönemi arasında ödediği 10 milyon Euro üzerinden % 20 oranında 2 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapacak. (Z) Futbolcu ise Mart/2028 döneminde vereceği Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 10 milyon Euro üzerinden yaklaşık % 40 oranında 4 milyon Euro vergi tahakkuk ettirecek ve kulübün ödediği 2 milyon Euro vergiyi mahsup ederek kalan 2 milyon Euro’yu vergi dairesine ödeyecek. Bu açıdan bakıldığında 2027 yılı için de sorun görünmüyor.
2028 yılına gelindiğinde (X) Kulüp, Ocak-Aralık/2028 dönemi arasında ödediği 10 milyon Euro üzerinden % 20 oranında 2 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapacak. (Z) Futbolcu ise Mart/2029 döneminde Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 10 milyon Euro üzerinden yaklaşık % 40 oranında 4 milyon Euro vergi tahakkuk ettirecek ve kulübün ödediği 2 milyon Euro vergiyi mahsup ederek kalan 2 milyon Euro’yu vergi dairesine ödeyecek idi. Ancak, sözleşmenin feshi nedeniyle Ocak/2029 yılında ülkeyi terk ettiğinden Mart/2029 döneminde beyanı gereken Gelir Vergisi Beyannamesi verilmeyecek ve ödemesi gereken 2 milyon Euro futbolcunun cebinde kalacaktır.
Ocak/2029 döneminde karşılıklı fesih sebebiyle ödenen 5 milyon Euro üzerinden kulüp tarafından % 20 oranında 1 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapılacak, ancak futbolcunun ülkeyi terk etmiş olması sebebiyle Mart/2030 döneminde beyanı gereken 1 milyon Euro da ödenmemiş olacaktır. Başka bir deyişle futbolcunun cebinde kalacaktır.
Yukarıdaki örnek kümülatif bazda değerlendirildiğinde ödenmeyen vergiler sebebiyle 3 milyon Euro tutarında Hazine zararı oluşacak, Kulüp de Hazine’ye intikal etmeyen vergiyi futbolcuya ödemek zorunda kalacaktır.
Sadece 2025-2026 sezonunda Türkiye Süper Ligi’ne yurtdışından 149 adet futbolcunun transfer edildiği dikkate alındığında hem kulüplerin hem de Devletin uğrayabileceği zararın boyutu korkutucu seviyede.
Özellikle son dönemde mali idarenin her türlü kayıt dışı kazancın üzerine gittiği, gri alan bırakmadığı ve vergi takip ve tahsil güvenliği için tüm önlemleri aldığı bir dönemde, TFF tarafından yapılan düzenlemenin çok da rasyonel olmadığı görünüyor. Zira mevcut düzenlemede kulüpler vergi tahsilatının teminatı olarak görev yapmaktadır.
Düzenleme Takım Harcama Limitlerini de Olumsuz Etkileyecektir!
Bilindiği üzere TFF Kulüp Lisans Kurulu, her futbol sezonu öncesinde (Haziran ayı) toplanarak 30.12.2022 tarihinde yürürlüğe giren Kulüp Lisans ve Finansal Sürdürülebilirlik Talimatı’nın 121. Maddesi kapsamında Süper Lig Takım Harcama Limitleri’ni belirlemektedir.
TFF tarafından PFSTT 19/8. bend eklenmeden önce “net ücret” üzerinden anlaşılan sözleşmelerde takım harcama limitinde kulübün ödediği gelir vergisi stopajları dahil tutar dikkate alınmakta, sporcu vergileri dahil edilmemektedir. Ancak düzenleme sonrasında sporcu vergileri de brüt ücrete ekleneceğinden kulüplerin takım harcama limitlerinden kullanacağı tutar da artacaktır.
Yine örnek üzerinden gidelim. Yıllık 10 milyon Euro ücret ile anlaşılan bir sporcu için TFF düzenlemesi öncesinde 10 milyon Euro ücret + 2,5 milyon Euro gelir vergisi stopajı olmak üzere 12,5 milyon Euro takım harcama limitinden kullanılmakta iken, düzenleme sonrasında 10 milyon Euro ücret + 6,6 milyon Euro vergiler olmak üzere toplam 16,6 milyon Euro harcama limitinden kullanılacaktır.
Özellikle uluslararası arenada kulüpleri rekabet anlamında zor durumda bırakacak düzenlemenin tekrardan gözden geçirilmesinde fayda görünüyor.





