Tatilin uzun olmasıyla birlikte yollara çıkan milyonlarca vatandaş nedeniyle otoyollarda ve gişelerde yoğunluklar yaşandı. Geleneksel bayram trafiği kaçınılmaz olurken, şehirlerarası otobüs ve havayolu seferlerinde ciddi bir doluluk gözlendi.
Ulusal haber kanallarına yansıdığı şekilde İstanbul da trafik yoğunluğu bayramın ilk günü yüzde 5’lere kadar düşmüş oldu. Biz de bayram tatilimizi Ankara, Malatya ve Sivas ta geçirdik. Bayramda ülke gündemi yoğun siyasi gelişmelere odaklanmış olmakla birlikte; Anadolu’daki esnaflar, küçük işletmeler, KOBİ yöneticileri ile ve vatandaşlarla vergi gündemine ilişkin sohbet etme ve ticari faaliyetleri gözlemleme imkânı bulduk.
KOBİ’ler ayakta kalmaya çalışıyor
Bu bayram ziyaret ettiğim Ankara, Malatya ve Sivas illerinde küçük işletmelerin ve KOBİ’lerin ayakta kalma mücadelesini gözlemleme fırsatı buldum. Bayram nedeniyle görece bir alışveriş yoğunluğu olmakla birlikte, kafelerden kasaplara, marketlerden, taksicilere, oto tamircilerine ve lokantalara kadar birçok işletmede ortak duygu; kazanmaktan ziyade ayakta kalma mücadelesi verdikleri yönünde. Küçük işletmeler ise, aynı zamanda zincir marketlere karşı rekabet etmeye çalışıyor.
Vergi konusu ise bu işletmeler açısından teknik ve teorik bir mesele olmaktan çıkmış, ayakta kalma mücadelesinin bir parçası olmuş durumda. Küçük esnafın temel problemi sadece vergi oranlarının yüksekliği değil, tahsilat problemi ve vergisel yükü. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, tahakkuk esaslı vergilemenin bir sonucu olarak tahsil edilmeyen gelirlerin vergisinin ödenmek durumunda kalması.
Bu da işletmelerin parasını tahsil edemediği halde; vergi, SGK primi, Bağ- Kur primi, stopaj ve kira yüküyle karşı karşıya kalmalarına yol açıyor. Küçük esnaf, Maliye’nin denetim sistemlerinin de etkisiyle kayıtlı ekonomide kalmaya dikkat ediyor. Ancak artan maliyet ve finansal sıkışmışlıkla birlikte vergisel yükler ya firmaların kapanmasına yol açıyor ya da kayıt dışına itebiliyor.
Küçük esnafın beklentileri
Anadolu’daki küçük esnafın ve KOBİ’lerin beklentileri yalnızca vergi indirimi değil, daha öngörülebilir bir vergi sistemi, tahsilat esaslı vergilendirme, küçük işletmelere vergisel teşvikler ve denetimlerde daha gerçekçi ve mükellef odaklı yaklaşımlar.
Enerji maliyetleri, personel giderleri, kira ve vergi yükleri işletmeler üzerinde ciddi bir maliyet yükü oluşturuyor. Artan maliyetler ticari hayatı olumsuz etkiliyor ve öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor. Böyle olunca da küçük işletmeler önünü görmekte zorlanıyor. İşletmelerin değişen ekonomik ve vergisel politikalara karşı ayakta kalma mücadelesi yatırım yapma isteğini azaltıyor. Böylelikle ikinci nesil yatırım yapmak ve bayrağı devralmak istemiyor.
Vergi oranları karmaşık
Kurumlar vergisi ve KDV oranlarındaki karmaşıklık küçük esnafı zorluyor. Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden yüzde 25 oranında alınmakta, bazı kurumlar ise yüzde 30 oranında kurumlar vergisi ödemektedir.
Ancak kanunda yapılan düzenlemeler neticesinde mükelleflerin faaliyet konularına göre; kurumlar vergisi yüzde 18 ile yüzde 30 arasında 7 farklı oranda uygulanmaktadır. KDV de ise lokanta işletmelerinde KDV oranlarının karmaşıklığı firmaları zorlamakta. Vergi oranlarındaki karmaşıklık, bünyelerinde uzman ekipler olmayan küçük işletmelerin vergiye uyumunu zorlaştırıyor.





