BES’TEKİ SORUNLAR

TEŞVİK VAR, PERFORMANS YOK MU?

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), yıllardır güçlü teşviklerle büyütülen bir yapı. Devlet katkısı, vergi avantajları, hukuki koruma ve geniş fon seçenekleriyle sistem cazip hale getiriliyor. Ancak asıl soru şu:

Bu sistem gerçekten yatırımcıya kazandırıyor mu, yoksa iyi pazarlanmış bir tasarruf modeli mi?

Bugün gelinen noktada sorun teşviklerde değil. Sorun, bu sistemin nasıl yönetildiğinde yatıyor.

DEVLET KATKISI DIŞINDA GETİRİ DURUMU NEDİR?

BES’te yatırılan tutarlara devlet katkı da bulunuyor. Sürekli değişen 2025 sonuna kadar %30 olan devlet katkısı şimdilerde %20’si oranında gerçekleşiyor. Devlet katkısı sisteme girişte önemli bir motivasyon.

Ancak bu katkı yıllık brüt asgari ücret tutarı ile sınırlıdır. Yani 2026 yılı itibarıyla devlet katkısı en fazla 79.272 TL ile sınırlandırılmış durumda.

Lakin sistemin cazibesi anlatılırken, bu sınırların çoğu zaman yeterince vurgulanmadığı görülüyor. Bu da, BES’te devlet katkısı dışında sürdürülebilir bir getiri olup olmadığı sorusunu kaçınılmaz hale getirir.

VERGİ AVANTAJI DEĞİL GETİRİ ESAS OLMALI

İşveren katkıları gider yazılıyor. Ancak bu da sınırsız değil. Aylık brüt ücretin %15’i ve yıllık brüt asgari ücret tutarı ile sınırlı.

Diğer bir vergisel avantaj sistemden çıkışta uygulanan stopaj oranlarıdır. Elde edilen getiri üzerinde alınan stopaj oranları, kalış süresine göre indirimli uygulanıyor.

Sıklıkla “vergi kalkanı” olarak sunulan bazı avantajların ise BES’e özgü olmadığı açık.
Örneğin veraset ve intikal vergisi istisnası, zaten genel mevzuatta tanınmış bir haktır. BES bu noktada ilave bir avantaj sağlamaz. Devlet katkısı ise veraset ve intikal vergisine tabi değil.

HUKUKİ KORUMA VAR AMA SINIRLI

BES birikimlerinin hacze karşı korunması da önemli bir güvence. Ancak bu koruma katılımcının sistemde bulunduğu ay sayısı ile haciz tarihindeki brüt asgari ücret tutarının çarpımına karşılık gelen birikim tutarı ile sınırlı. Yani sistem, tüm birikimi değil, belirli sınırlar dahilindeki kısmı korur.

TÜRK VATANDAŞLIĞI İMKÂNI SUNAR

En az 500.000 ABD doları tutarında katkı payının bireysel emeklilik sistemine yatırılması ve bu tutarın en az 3 yıl süreyle sistemde tutulması halinde, Türk vatandaşlığı kazanımı mümkün hale gelmektedir..

YÖNETİM VE GETİRİ İLİŞKİSİ

Sistemin en güçlü tarafı olarak sunulan fon çeşitliliği, aynı zamanda en büyük zayıflık alanıdır. Altın, hisse senedi, borçlanma araçları, karma fonlar…

Teoride yatırımcıya geniş bir hareket alanı sunulur. Hatta yılda 12 kez fon dağılımı değiştirme hakkı tanınır. Ancak şu gerçek çoğu zaman açıkça söylenmez: Bu sistem, kendi kendine kazandırmaz.

Fonlar arasında geçiş yapmak; piyasa takibi, zamanlama, finansal analiz gerektirir. Bu da sıradan yatırımcı için değil, profesyonel yönetim için uygun bir alandır.

UYGULAMADA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Uygulamada sisteme girişte yoğun ilgi ve yönlendirme vardır. Ancak fon yönetimi aşamasında aynı destek çoğu zaman yoktur. Daha da önemlisi, bazı durumlarda yatırımın gerçek durumunu açık ve sağlıklı biçimde yansıtmayan farklı performans grafikleri sunulabildiği yönünde ciddi şikâyetler bulunmaktadır.

Ezcümle uygulamada karşılaşılan örneklerden birinde, önce %30 seviyesinde kârlılık bilgisi verilmiş, ardından gönderilen tabloda bu oran %13 olarak ifade edilmiş; oysa tablodaki getirinin binde seviyesinde olduğu görülmüştür. Daha da dikkat çekici olan husus, resmi belgelerde yatırımın gerçekte zararda olduğunun anlaşılmasıdır.

Belirtmek gerekir ki elbette bu durum tüm sektör için genelleme olamaz. Ancak münferit örnekler dahi sistemin güvenilirliği açısından dikkate alınması gereken önemli göstergelerdir.

Mevzuat yatırımcıya fon dağılımını değiştirme, şirket değiştirme ve süreci takip etme gibi geniş haklar tanımaktadır.

Ancak uygulamada iletişim sorunları, yatırımcının süreci tek başına takip etmek zorunda kalması gibi problemler ortaya çıkabilmektedir.

Bunun yanında, sektörde görev yapan personelin deneyim sürelerinin sınırlı olması, yatırımcının sürekli ve nitelikli bir muhatap bulmasını zorlaştırabilmektedir.

TEKİL ÖRNEKLERİN ÖNEMİ

Yatırımcıya verilen bilgi ile gerçekleşen sonuç arasında uyumsuzluk oluşması,
yetkiliye ulaşılamaması, şikâyet mekanizmalarının işlememesi gibi durumlar, tekil bile olsa, sistemin geneline dair ciddi soru işaretleri doğurur.

BES BİR YATIRIM ÜRÜNÜDÜR

BES’in teşvikleri güçlüdür. Hukuki altyapısı vardır. Belirtmek gerekir ki BES’in sorunu teşviklerde değil, yönetim kalitesindedir. Bu sistem, doğru yönetilirse güçlü bir birikim aracıdır, Yanlış yönetilirse beklentiyi karşılamaz . Çünkü BES, çoğu kişinin düşündüğü gibi pasif bir tasarruf aracı değil, proaktif yönetim gerektiren bir yatırım ürünüdür. Özetle yönetilmeyen BES, yatımcıya kazandırmaz. Yatırımcı çoğu zaman devlet teşvikleriyle yetinmekle kalır.

YATIRIMCIYA KISA NOT

BES, doğru yönetildiğinde önemli bir birikim aracı olabilir; ancak kendi haline bırakıldığında

beklenen getiriyi sağlamaktan uzaklaşır. Bu nedenle, sistemde nihai sorumluluğun önemli bir kısmının yatırımcıda olduğu unutulmamalıdır.

BES YÖNETİMİNE YÖNELİK RİSK NOTU

Yatırımcı yeterli getiri sağlayamadığında, bu durum kısa vadede sistemin diğer aktörleri açısından doğrudan bir kayıp yaratmaz; aksine, birikimler düşük maliyetli fonlama kaynağı olarak kullanılmaya devam eder. Ancak bu yapı sürdürülebilir değildir. Yatırımcının sistemden tatmin edici getiri elde edememesi, zamanla güven erozyonuna, kaynak çıkışına ve nihayetinde sistemin maliyetlerinin artarak yapısal zarar görmesine yol açar.

Özetle hukuken sorumluluğun yatırımcıya ait olması, sistemin diğer aktörlerinin sonuçlara kayıtsız kalmasını meşrulaştırmaz. Çünkü yatırımcı bu sisteme bireysel bir spekülasyon amacıyla değil, kurumsal yönetim güvencesine dayanarak girmektedir.

Yusuf İleri

Odatv.com

Kaynak: Odatv.com | Yusuf İLERİ