Sayın Cumhurbaşkanı son kabine toplantısının ardından yaptığı konuşmasında, emeklilere bir defaya mahsus olmak üzere beş bin lira ödeme yapmayı kararlaştırdıklarını, fiilen çalışmaya devam eden emeklileri bu düzenlemenin dışında bıraktıklarını ve bütçeye maliyeti 61 milyar lirayı geçen bu ödemenin Kasım ayında emeklilerin hesabına yatırılacağını açıkladı.

Çalışan emeklilerden kastedilenin, emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primine (SGDP’ye) tabi çalışıp SGK’ya her ay prim ödenen emekli çalışanlar olduğu ortadadır. Bağkur kapsamında ticari faaliyette bulunan emeklilerin yanı sıra dul ve yetim aylığı almakta iken çalışan hak sahipleri de muhtemelen bu ikramiyeden yararlanamayacaklar. Emekli olduktan sonra tarımsal faaliyette bulunan ve tarımsal teşviklerden yararlanabilmek için ziraat odasına kayıt yaptırmak zorunda olan çiftçiler ile ev hizmetlerinde günü birlik çalışan gündelikçilerin uygulamadan nasıl etkilenecekleri ise yasal düzenleme sonrası netleşecek olmakla birlikte umarım kapsam dışında bırakılmazlar.

Çalışan emekliler beş bin liralık ikramiye kapsamına neden dahil edilmez diye düşündüğünüzde ilk akla gelen, bütçeye getirdikleri yük oluyor. İkinci olarak çalışan emeklilerin çalışmayan emeklilere göre refah düzeylerinin bir nebze de olsa yüksek olması, üçüncü olarak da emekli çalışanların yerine genç işsizlere istihdam sağlanmasının hedeflenmiş olabileceği geliyor.

***

SGDP’ye tabi çalışan emeklilerin, beş bin liralık ikramiye kapsamına dahil edilmeleri halinde bütçeye daha fazla yük geleceği aşikardır. Ne var ki bu kişiler adına 2023 yılı rakamlarıyla asgari ücret karşılığı çalışan bir emekli için aylık 4.292 TL, yıllık 51.504 TL; asgari ücretin 7,5 katı karşılığı çalışan bir emekli için aylık 32.194 TL, yıllık 386.328 TL tutarında bütçeye kaynak sağlandığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Kaldı ki SGDP’ye tabi çalışmanın emekli vatandaşın aylığına herhangi bir katkı sağlamadığı dikkate alındığında, ticari zihniyetle düşündüğünüzde bu ödemeleri bütçe açısından “hepsi kar” olarak adlandırmak mümkün olacağı gibi bu ödemelerin emekli aylığına bir katkısının olmaması nedeniyle, sayısı ne kadardır bilinmez ama gördüğüm kadarını söylüyorum, en az kayıtlı çalışan emekli sayısı kadar, kayıt dışı çalışan emeklimiz var memlekette.

Ve bu vatandaşlar her ne kadar fiilen çalışıyor olsalar da kayıt dışı çalıştıkları için bu ikramiyeyi alacaklar.

Haliyle kayıt dışı çalışmayarak bütçeye milyarlarca lira katkı sağlayan ve belki de çalışmayan emeklilere ödenecek beş bin liralık ikramiyenin finansmanını sağlayan “çalışan emekliliklere” bir defaya mahsus ödenecek beş bin liralık ikramiyeyi çok görmemek gerekir diye düşünüyorum.

***

Çalışan emeklilerin refah düzeyleri çalışmayan emeklilere göre bir nebze de olsa yüksek olduğu düşünülerek kapsam dışı bırakılmışlarsa eğer, kayıt altına alınarak çalışan emeklilerin aldıkları ücretleri SGK verilerinden bakıp refah düzeylerini ne kadar artırdıklarını görebilirsiniz. İncelerseniz, büyük çoğunluğunun asgari ücret karşılığı çalıştığını, bir kısmının ise kısmi süreli olarak ayda 3-5 gün veya 5-10 gün çalıştıklarını göreceksiniz.

Bu vatandaşların asgari ücret karşılığı aldığı ücret veya kısmi süreli çalıştığı süre zarfında aldığı üç beş bin liralık ücret, refah düzeylerini ne kadar artırmış derseniz söyleyeyim, açlık sınırının üstüne çıkartmıştır anca.

Rahmetli babamdan örnek vereyim size, vefat ettiğinde 67 yaşındaydı. Emekli olmasına rağmen aşçı olarak çalışıyordu ve çalışırken kalp krizi geçirerek vefat etti. Şu kadarını söyleyeyim, babam keyfinden çalışmıyordu.

***

Değerli okurlar,

Çalışan emeklilerin birçoğu kayıt dışı çalışırken, bu vatandaşların kayıt altına alınmalarını sağlayacak tedbirler almak yerine, kayıt altına alınmış emekli vatandaşları ikramiye dışında tutmak veya EYT’li işçiyi çalıştıran işverene beş puanlık prim indirimi verip, yaşını doldurarak emekli olmuş işçisini çalıştıran işverene indirimden yararlandırmamak gibi uygulamalar, bilin ki emekli çalışanları daha da çok kayıt dışına itiyor.

SGK’nın Temmuz ayı istatistiklerine göre SGDP’ye tabi çalışan sayısı 1 milyon 776 bin. Bu vatandaşların sosyal güvenlik sistemine sağladıkları katkının aylık 7,6 milyar TL, yıllık 91,4 milyar TL olduğu düşünüldüğünde çalışan emeklileri bu ödemenin dışında tutmak onları cezalandırmak olacaktır. Gerçi sisteme katkı yapanları cezalandırmaya yönelik tek örnek bu değil. 10 yıl çalışan ile 30 yıl çalışarak asgari ücret üzerinden prim ödeyenlere 7.500 lira alt sınır aylığı vermek, diğer bir deyişle 30 yıl prim ödemiş olanı görmezden gelmek de ayrı bir cezalandırma şekli bence.

Ayrıca, 2018 yılında yapılan bir düzenleme ile yetim aylığı alan öğrencilerin eğitim gördükleri süre zarfında hizmet akdine tabi çalışmaları halinde aylıklarının kesilmemesine imkan sağlanmıştı, biliyorsunuz. Beş bin liralık ikramiye düzenlemesinde eğitim masraflarını bir nebze karşılamak için çalışmak zorunda kalan yetim öğrencilerin kapsam dışında tutulmasının ne kadar vicdani olacağını da sizlerin takdirine bırakıyorum.

Yine, bayram ikramiyesinde olduğu gibi bir usul belirlendiği takdirde beş bin liranın tamamı ölüm dosyasından aylık alanlara ödenemeyecektir. O açıdan uygulamayı bayram ikramiyesinden farklılaştırarak 2003 yılında yapılan sosyal destek ödemesinde olduğu gibi dosyadan tek hak sahibi aylık alıyorsa beş bin lirayı hissesine göre ödemek yerine bu tutarın tamamını tek sahibine vermek, birden fazla hak sahibi olması durumunda beş bin liranın tamamı dağıtılacak şekilde bir paylaştırma yapmak, dul ve yetim aylığı ile geçimlerini sürdüren vatandaşları daha da çok sevindirecektir.

Sonuç olarak, bana göre sayın Cumhurbaşkanı tarafından deprem felaketi sonrası iyi niyetli olarak ve şartları zorlayarak atılmış bir adım, sırf bütçe gelirlerini düşünen bürokratlar yüzünden anlamsız bir hale geliyor.

Yapmayın! Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yılına münhasıran yapılacak bu ödemede beş bin liralık ikramiyenin tutarını belki yükseltemezsiniz ama hiç değilse emeklileri, çalışan veya çalışmayan diye ayırmayın.
Sonuçta, Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak da var, benden söylemesi…