Bu konularla ilgili geldiğimiz noktayı özetleyen ve olması gerekenler konusundaki yazımızı okuyucularımızın istifadesine sunuyorum.

Açıklanan Asgari Ücret Ve Emekli Aylıklarına Yapılan Artışlar Yeterli mi?

Bilindiği üzere 2026 yılı asgari ücret rakamı olarak 28.075 TL açıklandı. En düşük emekli aylığı rakamı olarak da 20.000 TL açıklandı.

Açıklanan bu rakamlar toplumun çok önemli bir kesiminde karşılık bulmadı. Anlaşılan yaklaşık 2 yıldır Hazine Ve Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek tarafından uygulaması devam eden ekonomik programın devamı olarak böyle bir karar alındı.

Ancak uzun süredir çok yüksek seyreden enflasyon satın alma gücü her geçen gün düşen asgari ücretli çalışanları, emeklileri gelir düzeyi düşük olan tüm toplum kesimlerini ciddi ölçüde rahatsız etmeye devam ediyor.

Olayın sosyal yönü düşünüldüğünde önümüzdeki süreçte hükümeti çok zor günlerin beklediğini söyleyebilirim.

Asgari Ücret Açlık-Yoksulluk Sınırı

TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Ocak ayı sonucuna göre;

• Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.223,88 TL’ye,

• Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101.706,40 TL’ye

• Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40.540,91 TL’ye yükseldi.

BAZI AVRUPA ÜLKELERİNDE SAATLİK ASGARİ ÜCRETLER

TÜRKİYE: 2.82 EURO

ALMANYA: 13.90 EURO

FRANSA: 12.02 EURO

HOLLANDA: 14.71 EURO

İRLANDA: 14.15 EURO

İNGİLTERE: 14 EURO

Çalışan Kesimlerin Milli Gelirden Aldığı Pay

Yapılan araştırmalarda 2019 – 2022 döneminde Çalışan ücretli kesimin Milli gelirden aldığı payın önemli ölçüde düştüğü gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Sermaye/Milli gelir oranı %47’den %55’e çıkarken Ücretler /Milli Gelir Oranı %31’den %23,6’ya düştü.

2023 sonrası TÜİK gelir dağılımı istatistiklerinde maaş ve ücret gelirlerinin toplam gelir içindeki payının daralma eğiliminin sürdüğü görülmektedir.

Emekli Aylıkları

TÜRKİYE: 340 EURO

ALMANYA: 1.300 EURO

FRANSA: 1.100 EURO

HOLLANDA: 1.430 EURO

İNGİLTERE: 1.030 EURO

2002 yılında en düşük emekli aylığı, asgari ücretin 1,40 katı iken, 2026 yılında bu oran 0,72’ye gerilemiştir.

Özellikle 2008 reformu sonrası emekli aylığı hesaplamalarında kullanılan ve daha önce memurlar için %3 SSK Ve Bağkur çalışanları için %2.6 aylık bağlama oranının %2’lere düşürülmesi, Büyümeden %100 pay verilirken bu oranın %30’lara düşürülmesi zaman içinde emekli aylıklarını önemli ölçüde düşürmüştür.

2023 mahalli seçimler sonrası Temmuz 2023 ayı itibariyle Memurlara verilen 8.077 TL seyyanen zammın emeklilere verilmemesi sonucu memurlara %50-80 arasında emeklilere ise %25 oranında zam yapılması bu kesimlerde büyük hayal kırıklığına neden olmuş aradaki makasın bugüne kadar hiç olmayan bir şekilde açılması sonucunu doğurmuştur.

Bugün itibariyle en düşük emekli aylığı 20.000 TL, Asgari ücret 28.75 TL, En düşük memur maaşı 60-62000 TL düşünüldüğünde bu tutarların kendi içinde ciddi sıkıntılar barındırdığını ve yukarıda belirttiğimiz gibi aradaki makasın bugüne kadar hiç olmadığı şekilde açıldığını ve kesimler arasında büyük huzursuzluğa neden olduğunu söyleyebiliriz.2023’te memurlara 8.077 TL(Bugün Tüfe hesabı yapıldığında yaklaşık 21.000 TL) seyyanen zam yapılırken memur emeklilerine hiçbir zam yapılmaması bu kesimler arasında da çok önemli bir huzursuzluk kaynağı olmuştur.

Gerek kamu çalışanları ve emeklileri arasındaki had safhaya ulaşan ücret dengesizliği gerek özel sektör çalışanları ile ilgili asgari ücret v.b düzenlemelerin kendi içinde tutarlı olmaması, adalet temelli olmaması maalesef bu kesimler arasındaki sosyal barışı da bozmuştur.

Sorunun Temel Kaynağı Ve Çözüm

Gerek bu konunun gerekse ekonomik anlamda yaşadığımız sıkıntıların temelinde yaklaşık 10 yıldır yaşadığımız ve bir türlü çözüme kavuşturamadığımız fiyat istikrarı konusu var.

Enflasyondaki ciddi ve gözle görülür bir düşüş olmadığı sürece biz bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Satınalma gücü çok önemli.

Satınalma gücünü koruyacak temel ölçü de Gerçek Enflasyon+Refah payının çalışan ve emeklilere verilmesi ile sağlanabilir.

Bu anlamda son 10 yıllık süreçte büyük oranda uygulanan para politikaları ve maliye politikalarının sorunu çözmediği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Para politikaları ve Maliye politikaları yanında ihmal ettiğimiz yapısal reformlar konusu son derece önemli.

Yapısal reformlar anlamında; Merkez Bankası başta olmak üzere TÜİK, SPK, GİB, BDDK,SGK, v.d stratejik kurumların kurumsal yapılarının güçlendirilmesi bağımsız ve rasyonel karar almalarının önünün açılması, herkes için geçerli olacak kural bazlı bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesi, 27 AB ülkesinin kamu alımlarında uyguladığı şeffaflığı ve hesap verilebilirliği sağlayacak ihale yasası, kayıtdışı ekonomi ile etkin bir mücadele stratejisi, hukuk ve eğitim reformunun gerçekleştirilmesi, yerli yatırımcıyı ve yabancı sermayeyi teşvik edecek adalet ve güven tesisi gibi konularda hızlı adımlar atılması ve siyasi etik yasasının hayata geçirilmesi, dürüst ve ehil kadrolarla şeffaf ve hesap verebilir bir yapının oluşturulması gerekiyor.

Kaynak: Olay | Fatih ACAR