Dolayısıyla Bağ-Kur’lular emekli aylığı için gerekli yaş şartını sağlamaya yaklaştıklarında Bağ-Kur’dan kaçıp SSK’lı olarak prim ödemeye çalışıyorlar. Bu sayede 1.261 gün yani 3.5 yıldan bir gün fazla SSK’lı çalışarak daha çabuk emekli olmayı hedefliyorlar.

Bir kişi, çalışma hayatı boyunca farklı sigortalılık statülerinde prim ödemiş olabilir. SSK’lı çalışmış, Bağ-Kur’a tabi olmuş ya da kamu görevlisi olarak görev yapmış olabilir. Emeklilikte hangi statüden emekli olunacağını belirleyen temel kural ise son 7 yıl içerisinde daha çok hangi statüden prim ödendiği. Dolayısıyla 1.261 gün hangi statüde prim ödendiği emeklilikte tabi olunan kuralları belirliyor. Son 1.261 gün hangi statüde prim ödenmişse emekli aylığı o statünün kurallarına göre bağlanıyor.

Bağ-Kur’lular daha düşük prim günüyle emekli olabilmek için emekli olmadan önce SSK’lı olarak çalışmanın yollarını arıyorlar. Bugün 1 Ekim 2008 sonrasında ilk kez sigortalı olmuş kişiler açısından SSK’lı olarak emeklilikte gerekli şart 7.200 günken Bağ-Kur’lular da 9.000 güne ihtiyaç var. Aradaki 1.800 günlük fark, yani yaklaşık 5 yıl, Bağ-Kur’lular açısından ciddi bir yük. İlk kez 9 Eylül 1999 ila 30 Nisan 2008 tarihleri arasında SSK’lı olanlar için de emeklilikte 7.000 gün şartı aranıyor. Bu nedenle emekliliği yaklaşan pek çok Bağ-Kur’lu, son 3.5 yılını SSK kapsamında geçirerek 7.200 ya da 7.000 gün şartıyla emekli olmanın yollarını arıyor.

Düzenli prim ödeme

Bağımsız çalışanlar, işçiler gibi kesintisiz ve düzenli şekilde prim yatıramayabiliyor. Bu yüzden Bağ-Kur kapsamında olanlar için emeklilikte yalnızca primlerin bildirilmiş olması yeterli sayılmıyor; aynı zamanda bu prim borçlarının fiilen ödenmiş olması da şart koşuluyor. Benzer biçimde sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için de borçsuz olma koşulu aranıyor. Bu uygulamalar, sosyal güvenlik sisteminin finansal sürdürülebilirliğini koruma amacı taşıyor. Öte yandan ücretli çalışanların, yani SSK’lı işçilerin de çalışma hayatları her zaman kesintisiz ilerlemiyor. Özellikle ilerleyen yaşlarda işsiz kalmaları halinde yeniden istihdam edilmeleri zorlaşabiliyor. Bu sosyal gerçeklik nedeniyle geçmişten bu yana işçilerin, Bağ-Kur’lulara kıyasla daha az prim günüyle emekli olabilmelerine olanak tanınmıştır.

4447 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce Bağ-Kur kapsamında bulunan kadınlar 20 yıl, erkekler ise 25 yıl prim ödeyerek emekliliğe hak kazanabiliyordu. Aynı dönemde SSK’lı kadınlar 20, erkekler 25 yıl sigortalılık süresi içinde olmak kaydıyla yalnızca 5.000 prim günüyle emekli olabiliyordu. 4447 sayılı Kanun’la birlikte Bağ-Kur’lular için emeklilikte prim şartı 9.000 güne çıkarılırken kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş sınırı da getirildi. SSK’lılar açısından ise prim gün sayısı 5.000’den kademeli olarak 7.000’e yükseltildi ve yaş şartı zorunlu hale geldi.

2008 sonrası dönemi düzenleyen 5510 sayılı Kanun’da Bağ-Kur’lular için 9.000 gün koşulu korunurken SSK’lıların prim günü yükümlülüğü 7.200 güne çıkarıldı. Bu düzenlemeler sonucunda 1999 öncesinde 5.000 gün ile 9.000 gün arasında olan prim farkı, SSK’lılar için gün sayısının 1999’da 7.000’e, 2008’de ise 7.200’e yükselmesiyle kısmen daraldı. Ancak EYT ile birlikte 8.9.1999 öncesi SSK’lılar yaş şartına tabi olmadan en fazla 5.975 prim günüyle emekli olabilmeye başladılar. Ancak Bağ-Kur’lular için 9.000 gün şartı halen devam ediyor.

Zorunlu bir yönelim

Zaman zaman kamuoyunda “Bağ-Kur’dan kaçış” ya da “son anda SSK’ya geçiş” gibi ifadeler kullanılıyor. Ancak meseleye biraz yakından bakıldığında bunun bir tercih değil, zorunlu bir yönelim olduğu görülüyor. Bağ-Kur’luların 9.000 prim gününün düşürülmesine yönelik talepleri uzun süredir gündemde. Bu talepler zaman zaman siyasi açıklamalara, zaman zaman reform beklentilerine konu oluyor. Bu konudaki talebin karşılanacağı birçok kez ifade edildi ancak somut bir adım atılmadı. Bugün itibarıyla Bağ-Kur’lular için 9.000 gün şartı halen yürürlükte. Bu konuda somut ve hayata geçmiş bir düzenleme bulunmuyor. Bağ-Kur’luların bu konudaki talepleri bu yıl içerisinde yeniden gündeme gelecektir. Daha önce yapıldığı ifade edilen çalışmaların somutlaşması için beklentiler yüksek.

Kaynak: Milliyet | Cem KILIÇ