Beyan edilen para Türkiye'ye hiç gelmiyor. Buna rağmen o kişinin karşısına yüz milyonlarca liralık vergi borcu çıkıyor.
Peki ortada gelmeyen bir para varsa, vergiyi doğuran olay gerçekten gerçekleşmiş sayılabilir mi? Kısa bir süre önce yürürlüğe giren 7582 sayılı Varlık Barışı düzenlemesi, bu kritik soruyu yeniden gündeme taşıyor.
KAYIP MİLYARLARCA PARA
2008 yılında yürürlüğe giren Türkiye'nin ilk Varlık Barışı uygulaması olan 5811 sayılı Kanun dönemini hatırlayanlar vardır. O günlerde kamuoyunun dikkati özellikle tek bir beyana çevrilmişti. Dönemin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek tarafından yapılan açıklamalarda, bir kişi tarafından olağanüstü büyüklükte bir varlığın beyan edildiği ifade edilmişti. Ancak uygulama sonunda ortaya çıkan rakamlar ilginçti. Türkiye'ye gelen toplam para ile kamuoyunda konuşulan dev beyan arasında dikkat çekici bir fark bulunuyordu. Nitekim o dönemde basına yansıyan haberlerde, söz konusu büyük beyana konu olan kaynağın Türkiye'ye gelmediği belirtiliyordu.
EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAMIŞTI
Konu zamanla unutuldu. Ben de unutmuştum. Ta ki bir telefon gelene kadar. Arayan kişi tanınmış bir iş insanıydı. Yıllar önce yapılan o büyük beyanla ilgili ciddi bir hukuki sorun ortaya çıktığını söyledi. Konuyu kısaca anlattıktan sonra, “Bu işin sahibi, hukuki ve mali danışmanlık almak amacıyla sizinle görüşmek istiyor” dedi.
Ertesi gün büromdaydı. Elinde sadece bir beyanname vardı. Anlattıkları dikkat çekiciydi. Beyan edilen para kendisine ait değildi. Gerçek sahipleri çeşitli nedenlerle bildirimin kendi adına yapılmasını istemişti. Beyan öncesinde ekonomi yönetimiyle görüşmeler yapılmış, gerekli açıklamalar alınmış ve paranın Türkiye'ye getirileceği düşünülerek bildirim gerçekleştirilmişti.
Ancak son anda her şey değişmişti. Paranın gerçek sahipleri vazgeçmişti. Sonuçta ortada milyarlarca liralık bir beyan vardı. Ama Türkiye'ye gelen tek kuruş yoktu. Şimdi ise yüz milyonlarca liralık vergi yüküyle karşı karşıyaydı. "Bunu ödeyecek gücüm yok, zaten böyle bir servetim de yok, bu işten kurtulmanın bir yolu var mı?" diye sordu.
Beyanı yaptırtanların bu vergiyi ödeyeceklerinden emin değildi. Çaresizdi. Kırgındı. O anki ruh haliyle bıraksam İstanbul’daki büromdan çıkıp Akdeniz'e kadar yürüyebilecek durumdaydı.
VERGİYİ DOĞURAN OLAY GERÇEKLEŞTİ Mİ?
Konuyu bir gün önceden öğrendiğim için üzerinde çalışmıştım. "Bir yol var; kurtulmak mümkün olabilir" dedim. Bu cevap onu şaşırttı. "Nasıl olur?" dedi.
"Bu konuyla ilgili başvurduğum herkes beyan ettiğim için artık itiraz hakkımın bulunmadığını söylediler. Ancak vergi hatası varsa düzeltme yapılabileceğini, benim durumumun da kanundaki vergi hatası hükümlerine girmediğini anlattılar."
Bunun üzerine kendisine şu cevabı verdim:
"Ortada bir beyan daha doğrusu tamamlanmış bir beyan bulunduğu kanaatinde değilim. Beyanın esas unsurları gerçekleşmemiş. Doğru olmayan bir beyan vergi doğurmaz. Doğmamış bir şeyden vergi almak hatadır."
Masamın üzerindeki beyannameyi gösterdi. "Bu sahte değil gerçek beyannamedir. Vergi dairesine verdim" dedi. "Evet" dedim. "Görüyorum. Ama mesele burada bitmiyor."
Anlatmaya başladım. Bizim vergi sistemimizde önce vergiyi doğuran olay gerçekleşir.
Olay tamamlanır. İşlem sonuçlanır. Kısacası vergiyi doğuran olay ikmal olur, her şey biter, un elenir elek asılır; ondan sonra beyanname verilir. Bu nedenle normal şartlarda kişinin kendi beyan ettiği vergiye itiraz etmesi son derece sınırlıdır.
Fakat Varlık Barışı Kanunu'nda böyle bir sıra kurulmamıştır. Önce bildirim yapılmasına izin vermiştir. Siz de bildirimi yapmışsınız. Ama parayı getirmemişsiniz. Oysa burada asıl vergiyi doğuran olay paranın Türkiye'ye getirilmesidir. Para gelmemişse vergiyi doğuran olay gerçekleşmemiştir. Vergiyi doğuran olay gerçekleşmemişse hem matrahta hem de mükellefiyette hata vardır.
Belli ki daha önce hiç duymadığı bir değerlendirmeyle karşılaşmıştı. Kafası karışmıştı. Göz bebekleri büyüdü; kocaman oldu. Meğerse bir kişinin sadece göz bebekleri sekiz kat büyürmüş.
YENİ VARLIK BARIŞI NE GETİRİYOR
Aradan yıllar geçti. Ancak o gün yaşanan bu tartışma, Varlık Barışı uygulamalarının en kritik hukuki sorunlarından biri olarak varlığını korudu. Görünen o ki kanun koyucu da bu tür tereddütleri dikkate almış olacak ki, 7582 sayılı Kanunla getirilen yeni Varlık Barışı yasasında bildirilen varlıkların düzeltilmesine ilişkin hükümlere yer vermiştir.
Belirtmek gerekir ki bu kez ki Varlık Barışı düzenlemesinde bildirim işlemi öne alınmıştır. Kanun, yurt dışında bulunan varlıkların önce banka veya aracı kuruma bildirilmesine izin vermekte; ancak bildirilen varlıkların bildirimi izleyen iki ay içerisinde Türkiye'ye getirilmesini veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılmış hesaba transfer edilmesini zorunlu kılmaktadır.
PARANIN GETİRİLMEMESİNİN SONUÇLARI
Paranın getirilmemesi halinde mükellef, Varlık Barışının sağladığı en önemli korumalardan biri olan vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması güvencesinden yararlanamayacaktır. Kanun bununla da yetinmemiş; bildirilen tutarlara ait vergilerin zamanında ödenmemesi halinde, gecikme faiziyle birlikte tahsil edileceğini bu kez açıkça hükme bağlamıştır.
DÜZELTME HAKKI VE SÜRE SINIRI
Bununla birlikte Kanun koyucu, bildirimlerin düzeltilmesine imkân tanıyarak uygulamada ortaya çıkabilecek sorunların giderilmesini amaçlayan önemli bir düzenleme yapmıştır. Maddenin 10 uncu fıkrasında "Bildirim süresi sona erdikten sonra bildirimlere ilişkin düzeltme yapılamaz." hükmüne yer verilmiş; buna paralel olarak Tebliğ Taslağının 3 üncü maddesinde düzeltme müessesesi ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Buna göre bildirimin yapıldığı ay içinde veya sonraki aylarda, bildirim konusu varlıkların azaltılması, artırılması veya hataların düzeltilmesi mümkündür. Ancak bu düzeltme hakkı bildirim süresinin sonuna kadar kullanılabilecek; sürenin bitiminden sonra yapılan düzeltme talepleri dikkate alınmayacaktır.
Buna rağmen, Kanunda yer alan "Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez." hükmü, vergi tekniği ve vergi hukuku bakımından tartışmaya açıktır. Bununla birlikte, bildirilen varlıkların süresi içerisinde Türkiye'ye getirilmemesi halinde mükellefin Varlık Barışının sağladığı koruma hükümlerinden yararlandırılmaması ve bu varlıklar ile bunların kaynakları hakkında inceleme yapılabilmesi, Kanunun sistematiği ve amacıyla uyumludur.
KRİTİK UYARI
Ancak yine de bildirilen varlığın süresi içinde Türkiye'ye getirilemeyeceğinin anlaşılması halinde, Tebliğ’le öngörülen süreler içerisinde düzeltme bildirimi verilmesi can alıcı önemdedir. Aksi halde hem Varlık Barışının sağladığı koruma hükümleri kaybedilebilecek hem de bildirime bağlı vergisel uyuşmazlıklarla karşı karşıya kalınabilecektir.
Yusuf İleri
Odatv.com





