Defter ve Belge İbraz Etmeme Suçu Nedir?

Vergi Usul Kanunu uyarınca vergi mükellefleri sorumlu oldukları vergilere ilişkin defter, kayıt ve belge tutmak mecburiyetindedirler. Bu mecburiyete sahip kişiler, Vergi Usul Kanunu uyarınca tutmak zorunda oldukları defter, kayıt ve belgeleri 5 yıl boyunca saklamak ve vergi incelemesi esnasında talep eden vergi müfettişine ibraz etmek zorundadırlar.

Defter, kayıt ve belge tutma mecburiyeti bulunan vergi mükellefleri, vergi müfettişinin talebi üzerine tutmuş oldukları defter ve belgeleri ibraz etmekten kaçınırsa veya gizlerse Defter ve Belge İbraz Etmeme Suçu gündeme gelir.

Bu suçun işlenmesi durumunda vergi kanunları açısından yapılacak işlemler aşağıdaki gibidir.

Re’sen Takdir İşlemi

Vergi Usul Kanununa göre tutulması mecburi olan defterlerin vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi re’sen takdir nedenidir.

Vergi inceleme elemanı defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükellefin ilgili dönem matrahını harici karineleri dikkate alarak re’sen takdir ve tespit eder. Ancak, re’sen takdir işlemi hiç bir zaman keyfi bir matrah takdir edilmesi hakkı vermez. İnceleme elemanı olayın durumuna göre her türlü tekniği kullanarak gerekli inceleme ve araştırmayı yapmak suretiyle mükellefin ödemesi gereken vergiyi (daha fazlasını değil) tespit etmekle görevlidir.

Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusunda Bulunulması,

Defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükellefler hakkında ayrıca hapis cezası uygulanması için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulur.

Yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi halinde Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçlaması ile ceza davası açılır. Defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin müeyyidesi 18 aydan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.

Katma Değer Vergisi İndirimlerinin Reddedilmesi,

Yasal defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmemesinin en önemli yaptırımlarından birisi de, katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi sonucunu doğuran 34/1. Madde hükmüdür.

KDV Kanununa göre mükellefler, satın aldıkları mal veya hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde gösterilmek ve bu belgeleri kanuni defterlerine kaydetmek şartıyla indirebilirler. Vergi inceleme elemanları bu hükme uyarak defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükelleflerin ilgili dönemlerdeki KDV beyannamelerinde indirilecek KDV olarak gösterilen vergi indirimlerini reddederek, gelir veya kurumlar vergisinden ziyade katma değer vergisi raporu düzenlemektedirler.

Eski Ortakların Sorumluluğu,

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde,

“Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”

düzenlemesine yer verilmiştir.

Vergi idaresi; kanuni temsilcilerin sorumluluğunu değerlendirirken, tarhiyatın yapıldığı dönemde limited şirkette kimlerin ortak olduğuna bakarak tarhiyatları buna göre gerçekleştirmektedir.

Defter ve belgelerin ibraz edilmemesinde hiçbir yetkisi ve etkisi bulunmayan eski ortağın, sadece defter ve belgeler ibraz edilmedi diye yapılan cezalı tarhiyatlardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak bu konuda yargının da birbiri ile çelişkili kararları bulunduğunu belirtmem gerekir.

Limited şirket tarafından 3 kat vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatı ve özel usulsüzlük cezasına karşı dava açılmaması suretiyle kesinleşmesi ya da dava açılması üzerine mahkemeye defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, istinaf ve temyiz edilmemek ya da edilerek kesinleşmesi üzerine, mükellef kurum adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmektedir.

Mükellef kurum tarafından ödeme emrine karşı dava açılmaması ya da dava açılarak reddedilmesi (istinaf ve temyiz süreçlerinin neticelenmesi) üzerine amme alacağının tahsili için mükellef hakkında mal varlığı araştırmasına gidilmekte herhangi bir malvarlığına rastlanılmaması halinde defter ve belgelerin ait olduğu yılda ortak olan ancak defter ve belgelerin ibrazının istenildiği dönemde ortak olmayan ortaklar hakkında da ödeme emri düzenlenerek söz konusu amme alacağının tahsili sağlanmaya çalışılmaktadır.

Konuyla İlgili Yargı Kararları,

Yargı mercilerince, eski ortaklar adına, defter ve belge ibraz etmemeden kaynaklı olarak düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davalarda, özetle, ortak sorumluluğunun tahsil sorumluluğu olduğu, defter ve belge ibraz edilmemesi hususunda eski ortağın kusurunun bulunup bulunmadığının bir ehemmiyeti bulunmadığı belirtilmek suretiyle diğer şartların da yerine getirilmesi halinde söz konusu ödeme emirlerinin iptali isteminin reddine karar verilmektedir. Günümüze kadar çıkan yargı kararları ekseri bu yöndedir.

Ancak Danıştay 3. Dairesinin 20.06.2023 tarih ve 2021/2914 E.No. 2023/2572 K.No.’lu kararında özetle;

“…hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan ve şirketle hukuki ve fiili bağlantısının kalmaması nedeniyle ortaklık sıfatının kazandırdığı ibraz etmeme fiiline yönelik olarak bilgi alma ve inceleme hakkı olmayan dolayısıyla herhangi bir müdahale imkanı bulunmayan davacının, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte, pay devrinden sonra gerçekleşen ibraz ödevinin yerine getirilmemesi sebebiyle salınan vergi ve kesilen cezalardan sorumlu tutulması, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğundan ve kendisine orantısız bir külfet yüklediğinden adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmemiştir…”

diyerek alt mahkeme kararının bozulmasına hükmetmiştir.

Özetle, ortak olduğu döneme ait defter ve belgelerin, daha sonraki yıllarda yeni kanuni temsilci tarafından vergi incelemesine yetkili olanlara karşı ibraz ödevinin yerine getirilmemesinden dolayı, eki ortağın bir kusurunun bulunmadığına hükmedilmesi hakkaniyete uygun bir karar olmuştur. Ancak bu yönde henüz bir içtihat oluşmadığı için limited şirketteki ortaklığını devredenlerin sonraki dönemlerde gerçekleşebilecek benzer tarhiyatlar için dikkatli olmaları gerekmektedir.

Erol ÇEMBER       
Yeminli Mali Müşavir

Editör: Hakan UYSAL