Sosyal güvenlik sisteminde ölüm aylığı, sigortalının vefatı halinde geri­de kalan hak sahip­lerinin ekonomik güvenliğini sağla­mayı amaçlayan en önemli sosyal sigor­ta haklarından biri­dir. Ancak uygula­mada en fazla soru yöneltilen konuların başında da yine ölüm aylığı geliyor.

“Kimler ölüm aylığı alabi­lir?”, “Kaç prim günü gereki­yor?”, “Başvuru yapılmazsa hak kaybı olur mu?” gibi sorular, Sosyal Güvenlik Kurumu’na en sık iletilen başlıklar arasında yer alıyor.

Öncelikle bilinmesi gereken husus, ölüm aylığının sigorta­lının vefatıyla otomatik olarak doğan bir hak olmadığıdır. Ay­lığın bağlanabilmesi için hem sigortalının hem de hak sa­hiplerinin kanunda öngörülen şartları taşıması gerekiyor.

Ölüm aylığı için hangi prim şartı aranıyor?

5510 sayılı Sosyal Sigorta­lar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, kanunun yü­rürlüğe girdiği tarihten son­ra vefat eden sigortalının hak sahiplerine ölüm aylığı bağla­nabilmesi için temel olarak iki ayrı şarttan birinin gerçekleş­mesi gerekiyor.

Buna göre sigortalının;

* En az 1.800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları pri­mi bildirilmiş olması veya,

* 4/1-(a) kapsamında sigor­talı olanlar için en az beş yıldır sigortalı bulunması ve 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm si­gortası primi bildirilmiş olma­sı gerekiyor.

Burada dikkat edilmesi ge­reken önemli bir ayrıntı bu­lunuyor. Beş yıllık sigortalı­lık ve 900 günlük prim şar­tının hesabında, borçlanma yoluyla kazanılan süreler ku­ral olarak dikkate alınmıyor. Ancak 1 Ekim 2008 tarihin­den önce vefat eden sigortalı­lar açısından bu konuda fark­lı hükümler uygulanıyor.

Diğer yandan, malullük ve­ya yaşlılık aylığı almakta iken ya da bu aylıklara hak kazan­mış olmasına rağmen işlemleri tamamlanmadan vefat eden si­gortalıların hak sahiplerine de, yazılı talepte bulunmaları ha­linde ölüm aylığı bağlanabiliyor.

Ölüm aylığı kimlere bağlanıyor?

Kanuna göre ölüm aylığından yararlanabilecek hak sahipleri üç grupta toplanıyor:

* Dul eş,

* Çocuklar,

* Belirli şartların gerçekleş­mesi halinde anne ve baba.

Ancak bu kişilerin hak sahibi olması, her durumda ölüm aylı­ğı bağlanacağı anlamına gelmi­yor. Her hak sahibi grubu için ayrı şartlar bulunuyor.

Örneğin dul eş bakımından ev­lilik bağı ve sosyal güvenlik du­rumu önem taşırken, çocuklar açısından yaş, öğrenim, çalışma ve medeni durum belirleyici olu­yor. Anne ve babanın aylık ala­bilmesi ise gelir durumu ve diğer hak sahiplerinin varlığı gibi ilave koşullara bağlı bulunuyor.

Bağ-Kur sigortalılarında önemli ayrıntı

Kendi adına ve hesabına ça­lışan Bağ-Kur sigortalıları ba­kımından dikkat edilmesi gere­ken önemli bir husus daha bu­lunuyor.

Ölüm aylığı bağlanabilmesi için, vefat eden sigortalının ge­nel sağlık sigortası primi dahil olmak üzere Kuruma olan prim ve prime ilişkin borçlarının ödenmiş olması gerekiyor.

Bu nedenle Bağ-Kur kapsa­mındaki sigortalılar açısın­dan prim borçlarının durumu, ölüm aylığı hakkını doğrudan etkileyebiliyor.

Başvuru yapılmadan aylık bağlanmıyor

Vatandaşların en sık düştüğü hatalardan biri de ölüm aylığı­nın kendiliğinden bağlanacağı­nı düşünmeleri.

Oysa ölüm aylığı için hak sa­hiplerinin SGK’ya başvuruda bulunması gerekiyor.

Başvurular;

* Sosyal Güvenlik İl Müdür­lüklerine,

* Sosyal Güvenlik Merkez­lerine,

* e-Devlet üzerinden elekt­ronik ortamda yapılabiliyor.

Hak sahipliğinin durumuna göre sağlık kurulu raporu veya vasilik kararı gibi ilave belgeler de istenebiliyor.

Her dosya kendi içinde değerlendirilir

Ölüm aylığında tek tip bir uy­gulama bulunmuyor.

Sigortalının tabi olduğu sos­yal güvenlik statüsü, prim gün sayısı, hak sahiplerinin sayısı ve aile bireylerinin hukuki du­rumu birlikte değerlendirile­rek aylık bağlanıp bağlanmaya­cağı belirleniyor.

Bu nedenle sosyal medyada veya çeşitli platformlarda yer alan genel bilgiler yerine, her dosyanın kendi şartlarının esas alınması büyük önem taşıyor.

Gelecek yazımızda, ölüm aylığında dul eşin haklarını, aylık bağlama oranlarını ve uygulamada en fazla karış­tırılan konuları ayrıntılı şe­kilde ele alacağız.

Özgür Erdursun-Dünya