Bakanlık, zaman zaman bazı düzenlemeleri önceden basına yansıtarak kamuoyunda tartışılmasını sağlıyor ve ona göre düzenlemenin yapılıp yapılmamasını netleştiriyor; geçmişte de kullanılan bu yöntemi biz de yerinde buluyoruz. Aşağıdaki değerlendirmelerimiz, böyle bir düzenlemenin kendi cephemizden nasıl görüldüğünü anlatmak amacı taşımaktadır.
Planlanan düzenlemenin içeriği
Planlanan düzenleme ile para piyasası fonu kazançları üzerinden, tarafın kim olduğuna bakılmaksızın %10 stopaj yapılacak. Bu düzenlemenin etkisi, elbette yerli ve yabancı yatırımcılar bakımından farklı sonuçlar doğurabilecektir.
Yerli kurumlarda durum
Sermaye şirketleri ile kanunda belirtilen nitelikteki bazı kurumsal yatırımcıların GVK Geçici 67'nci maddenin birinci fıkrası kapsamındaki kazançları için stopaj oranı halen %0.
Bu durum, yerli şirketlerin para piyasası fonu kazançlarının vergiden istisna olduğu anlamına gelmiyor. Kazanç, kurum kazancına dahil edilerek üçer aylık dönemlerde geçici vergiye, yıllık olarak da kurumlar vergisine tabi tutuluyor. Stopaj yapılmaması yalnızca üç aylık bir finansman avantajı sağlıyor; yeni %10 stopaj tutarı ise geçici vergi ve kurumlar vergisinden mahsup edilebilecek.
Yabancı yatırımcıda durum ve etkisi
Asıl önemli değişiklik yabancı yatırımcılar bakımından ortaya çıkıyor. Mevcut sistemde, gerekli şartları taşıyan yabancı yatırımcıların geçici 67 kapsamındaki gelirlerinde de %0 stopaj uygulanıyor. Yeni düzenlemede ise para piyasası fonu kazançlarına uygulanacak %10 stopaj, yabancı yatırımcı açısından nihai vergi olacak.
Stopajın, fon katılma belgelerinin fona iadesinde ortaya çıkacak kâr kısmından alınacağını hatırlatalım. Yabancı yatırımcı, getirdiği dövizi yatırım sonrasında çıkışta döviz getirisinin üzerinde bir kâr kalıp kalmadığına bakacak; kur beklentisi ve alternatif piyasalardaki getiriyi hesaba katarak yatırımını yönlendirecektir. Vergi sonrası getirinin azalması, para piyasası fonlarının cazibesini etkileyebilir ve bazı yabancı yatırımcıların borsaya veya daha uzun vadeli tahvil ve hisse senedi yatırımlarına yönelmesini sağlayabilir, bir kısım yabancının da ilk etapta çıkışına neden olabilir. Ancak bu koşullarda yabancının elinde hâlâ reel anlamda ciddi bir getiri kalacağı için bu tercihin önemli bir boyuta ulaşmayacağını değerlendiriyoruz.
Asıl amaç: Sermayeyi yönlendirmek
Düzenlemenin temel amacının yalnızca bütçeye gelir sağlamak değil, kısa vadeli sermayeyi daha uzun vadeli ve üretken alanlara yönlendirmek olduğu anlaşılıyor. Para piyasası fonları; günlük likidite, düşük risk ve yüksek faiz ortamında sundukları cazip getiriyle hem şirketlerin geçici nakitleri hem de yabancı yatırımcıların TL yatırımları açısından önemli bir araç haline geldi. %10 stopaj bu avantajı azaltsa da hâlâ ciddi bir avantaj olduğu aşikârdır.
Nitekim düzenlemenin etkisi, ne kadar vergi tahsil edileceğinden çok, para piyasası fonlarından çıkacak kaynağın nereye yöneleceğiyle ölçülmelidir. Kaynak daha uzun vadeli TL varlıklara veya üretken yatırımlara giderse amaç gerçekleşmiş olur; Türkiye'nin vergi sonrası getirisi cazibesini kaybedip para ülke dışına çıkarsa sonuç tersi olabilir. Bize göre kamuoyuna yansıyan %10 oranı böyle bir etkiye neden olmayacaktır; oran belirlenirken yabancı yatırımcının vergi sonrası getirisi ve Türkiye'nin benzer ülkeler karşısındaki rekabet gücü de muhtemelen değerlendirilmiştir.
Bütün bu değerlendirmelerin kesinleşmesi için Cumhurbaşkanı Kararı'nın Resmî Gazete'de yayımlanmasını ve düzenlemenin nihai şeklini görmek gerekiyor.