Sigorta sektörü uzun yıllardır aynı sorunun cevabını arıyor: Daha fazla insana nasıl ulaşabiliriz?

Bu soru bugün yalnızca sigorta şirketlerinin büyüme hedefleriyle ilgili değil.

Dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca in­san hâlâ sigorta korumasının dışında kalır­ken, dijitalleşme hem tüketicilerin hem de markaların beklentilerini kökten değiştiri­yor. Bugünün müşterisi yalnızca sigorta sa­tın almak istemiyor; hızlı, basit ve zahmetsiz bir deneyim bekliyor. Ayrı bir poliçe araştır­mak, teklif almak veya farklı platformlar ara­sında geçiş yapmak yerine, satın aldığı ürün ya da hizmetle birlikte ihtiyacı olan güvence­ye de aynı anda ulaşmak istiyor. Markalar da müşteri deneyimini güçlendiren, sadakati ar­tıran ve güven oluşturan çözümler geliştirme­ye odaklanıyor. Bütünleşik sigorta tam da bu noktada müşterinin ihtiyacıyla markaların beklentisini buluşturuyor.

Aslında bu modele yabancı değiliz. Sigor­tayı satın alınan ürün veya hizmetin doğal bir parçası hâline getiren bütünleşik sigortanın en bilinen örnekleri, cep telefonu satın alır­ken sunulan ekran koruma veya uçak bileti alırken sunulan seyahat sigortaları.

Bugün küresel sigorta sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri olan bütünleşik si­gortanın, sektör projeksiyonlarına göre küre­sel prim üretimindeki payını yaklaşık yüzde 2›den 2032 yılına kadar yüzde 16›ya çıkarma­sı bekleniyor. ABD ve Avrupa›da e-ticaret, mo­bilite ve fintech platformları, Afrika’da mobil ödeme sistemleri, Asya’da ise özellikle Hin­distan, Singapur ve Malezya bu dönüşümün öncüleri arasında yer alıyor.

Türkiye de konuya tam bu perspektiften yaklaşıyor. Türkiye Sigorta Birliği’nin 2024 yılında başlattığı çalışma ile birlikte konu; sigorta penetrasyonunu artırmayı, koru­ma açığını azaltmayı ve finansal kapsayıcı­lığı desteklemeyi hedefleyen yol haritası­nın önemli inisiyatiflerinden biri olarak ele alınmaya başlandı.

Türkiye’yi farklılaştıran nokta regülasyon yaklaşımı. Birçok ülkede bütünleşik sigorta önce teknoloji şirketleri ve dijital platformla­rın geliştirdiği iş modelleriyle büyüdü, düzen­lemeler ise zaman içinde uyum sağladı. Türki­ye’de ise regülatör, sektör ve teknoloji ekosiste­minin görüşlerini birlikte değerlendiren yeni düzenleme çalışmasıyla kapsayıcı bir yaklaşım benimsiyor. Amaç tüketicinin korunmasını, mevcut dağıtım yapısının sürdürülebilirliğini ve sektörün uzun vadeli gelişimini birlikte gö­zeten dengeli bir çerçeve oluşturmak.

Türkiye Sigorta Birliği’nin verilerine göre elektronik cihaz sigortalarında poliçe adedi yüzde 276 artarken yaklaşık 4,5 milyon sigor­talıya ulaşıldı. Bunların 2,7 milyonu, hayatın­da ilk kez bir sigorta ürünü alan kişilerden oluşuyor. Bu tablo, bütünleşik sigortanın sek­törün bugüne kadar ulaşamadığı yeni müşteri segmentlerine erişebildiğini gösteriyor.

Yapay zekâ, veri analitiği ve dijital platform­larla bütünleşik sigorta daha geniş alanlara yayılacak ve daha kişiselleştirilmiş çözümler sunacak. Araç alırken kullanım alışkanlıkla­rımıza, mevcut teminatlarımıza ve risk pro­filimize göre bize özel bir kasko poliçesi aynı anda düzenlenebilecek. Akıllı ev sistemleri, dijital varlıklar, lüks saatler, mücevherler, ko­leksiyon ürünleri ve giyilebilir teknolojiler de satın alma anında, kendi risklerine uygun gü­vencelerle korunabilecek. Ancak doğru ürünü doğru riskle buluşturmak, müşterinin gerçek ihtiyacını anlamak ve güven oluşturmak hâlâ teknik sigortacılık bilgisi ve insan uzmanlığı gerektiriyor. Teknoloji kararları hızlandırabi­lir; güveni ise insan inşa eder.

Bütünleşik sigortanın asıl önemi, küçük ve günlük riskler üzerinden güven inşa edebil­mesinde yatıyor. Küçük bir güvenceyle başla­yan deneyim, zaman içinde konut, otomobil, sağlık, hayat ve emeklilik gibi daha kapsam­lı koruma ihtiyaçlarına yönelik farkındalığı güçlendirebilir.

Doğru yönetişim, doğru regülasyon ve doğ­ru müşteri deneyimiyle desteklendiğinde, bü­tünleşik sigorta, daha fazla insanın güvencey­le buluşmasını sağlayacak önemli büyüme ini­siyatiflerinden biri olacaktır.

Zeynep Türker-Dünya