Sorunların büyük bölümü, gelir kaynaklarına ilişkindir. Zira, bir yandan kapsama alınan kişi ve risklerin artması, bir yandan da sağlanan yardımların düzeyi yükseldikçe, yeni gelir kaynaklarının yaratılması gerekliliği sistemin sürdürülebilirliği açısından daha kritik bir hale gelmiştir.

Sosyal sigorta modelini benimsemiş ülkelerde sosyal güvenliğin başlıca gelir kaynağını, işçi ve işverenlerden alınan primler oluşturmaktadır.

Ancak, işçi ve işverenlerden alınan primlerin giderleri karşılamada yetersiz kalması, Devletlerin de ulusal bütçeden sosyal güvenliğin finansmanına katkısını zorunlu hale getirmiş ve bu katkı giderek artma eğilimi göstermiştir.

Ülkemizde de 1990’lara kadar Devletin sosyal güvenlik finansmanına, kural olarak herhangi bir katkısı bulunmamakta iken, artan açıklara paralel olarak ulusal bütçeden kaynak transferi yapılmaya başlanmış, ayrıca Ekim/2008 ayında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda yapılan düzenleme ile  SGK’nın ay itibarıyla tahsil ettiği malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası priminin dörtte biri oranında Devlet katkısı zorunluluğu getirilmiştir.

Sosyal güvenlik sisteminin sürdürebilirliği açısından gelir kaynaklarının çeşitliliği kadar, tahakkuk eden sigorta primlerinin de süresinde tahsili önem taşımaktadır.

Bu çerçevede, sosyal güvenliğin ana gelir kaynağı olan sigorta primlerinin etkin bir şekilde tahsili için kanunla SGK’ya pek çok yetki ve sorumluluk verilmiştir.

Bunlara örnek olarak, SGK’nın süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu uygulaması ve  6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanması, prim alacaklarının tahsili için muacceliyet tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde icra yoluna başvurmayan (görevini ihmal eden) Kurum yetkili personeli hakkında genel hükümlere göre kovuşturma yapılmasını, prim ve diğer alacakların süresi içinde ve tam olarak ödenmemesi durumunda, ödenmeyen kısım için sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için ilk olarak %2 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılıp,  her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizinin bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanmasını gösterebiliriz.

Prim alacaklarının tahsilinde etkinliği sağlamaya yönelik önemli düzenlemelerden bir tanesi de zamanaşımı uygulamasıdır.

Sosyal güvenlikte zamanaşımı

Zamanaşımı; alacak hakkının kanunda açıkça belirlenmiş süreler içerisinde kullanılmaması nedeniyle, borçlunun borcunu ödemekten kaçınabilmesini sağlayan bir müessesedir. Yani alacaklı taraf açacağı dava ile hakkına kavuşabilecekken borçlu tarafın ileri sürdüğü zamanaşımı defi ile bu hakkından yoksun kalabilmektedir. Zira zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeden, onu “eksik bir borç” haline dönüştürmekte ve alacağın dava yoluyla edinilmesinin önüne geçmektedir. Bu nedenle, şayet borçlu tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ve şartları da oluşmuşsa hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkmakta, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramaktadır.

SGK, prim alacaklarının takip ve tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununu uygulamakla birlikte, bu kanundaki zamanaşımı süresi (5 yıl) yerine 5510 sayılı Kanunda zamanaşımı ile ilgili özel bir düzenleme yapılmıştır.

Bu çerçevede, genel kural olarak sigorta primi ve diğer alacaklar ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tâbidir.

Ancak, sigorta primi ve diğer alacaklar;

  • Mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden,

  • Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden,

  • Kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yaptıkları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten

  • Bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten,

 itibaren zamanaşımı on yıl olarak uygulanmaktadır.

Anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlikte zamanaşımı süresi diğer kamu alacaklarına göre çok uzun tutulmuştur. Bunun temel nedeni, vergi bir vatandaşlık görevi olarak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olmasına karşın, sigorta primlerinin karşılığında SGK’nın hizmet verme yükümlülüğünün (emekli aylığı bağlaması, sağlık hizmeti vermesi vd) olmasından kayıt dışı istihdam oranının yüksekliğinden kaynaklanmaktadır.

Dolayısıyla, sigorta primi ve diğer Kurum alacaklarında neredeyse zamanaşımı yok gibi diyebiliriz.

Bu durum, borçluların zamanaşımı iddiasıyla sigorta primi borçlarını ödemekten kurtulmalarını imkansız hale getirmektedir.

Hal böyle olmakla birlikte, özellikle 2008 yılındaki sosyal güvenlik reformu öncesi dönemde çeşitli nedenlerle Kurum alacaklarının yeterince takip ve tahsil edilmediği ve zamanaşımına girmiş olduğu, bu durumun Sayıştay tarafından da eleştiri konusu yapıldığı görülmektedir.

SGK zamanaşımına girmiş alacaklarının tahsilinde nasıl bir yöntem izliyor?

SGK Müdürlükleri yaptıkları inceleme ve araştırma sonucunda borcun zamanaşımına girmiş olduğunu tespit etmeleri durumunda;

Öncelikle borçlulara “Borç Bilgilendirme Formu” göndererek, yazının tebliğinden itibaren 15 gün içinde ödeme yapılması istenmekte ve Kurum alacağı için rızaen yapılan ödemeleri kabul etmektedir.

Borçlular tarafından ödeme yapılmaması halinde herhangi bir mahkeme ilamı aranmaksızın zamanaşımına girmiş borcun 6183 sayılı Kanun kapsamında takibi mümkün olmadığından, icra takibine geçmeden muhasebe sisteminin ilgili hesabında tutulmaktadır.

Diğer taraftan, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun 6183 sayılı Kanunun 58 nci maddesine göre borcun zamanaşımına girdiği yönünde ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde SGK’nın ilgili Müdürlüğüne itiraz etmesi halinde, borçlunun yargıya gitmesine gerek kalmaksızın söz konusu alacağın zamanaşımına girip girmediği “Prim Tahakkuk İtiraz Komisyonunca” incelenmekte ve zamanaşımına girdiği anlaşılan alacaklarla ilgili icra işlemleri durdurulmaktadır.

Ancak, borcun zamanaşımına uğraması nedeniyle, borçlu hakkında icra ve haciz yoluna başvurulmamakta ise de, zamanaşımına uğramış olan alacak, alacaklı için alacak hakkını, borçlu içinde borçluluk niteliğini sona erdirmediği, başka bir ifadeyle “eksik bir borç” haline dönüştüğünden le zamanaşımına girmiş alacaklar ile ilgili SGK aşağıdaki idari uygulamaları yapmaktadır.

Bu çerçevede, zamanaşımına girmiş borçlar;

  • SGK tarafından verilecek borcu yoktur yazlarında veya Kurum ve Kuruluşlarca yapılacak borç sorgulamalarında,

  • SGK tarafından uygulanan teşvik, destek ve indirimlerde,

  • Primlerini kendileri ödeyen sigortalıların sağlık hizmetlerinden yararlanmasında,

  • KDV Mahsubu ile prim ödenmesinde kullanılan "Borç Döküm Formunda",

işverenin/sigortalıların borcu olarak gösterilmektedir.

  • Yine, ihale konusu veya özel bina inşaatlarında yapılan asgari işçilik araştırma işlemi sonucunda saptanan fark isçilik borçlarının işverene tebliği üzerine söz konusu borçların işverence zamanaşımına girdiği ile ilgili itiraz edilmesi durumunda bahse konu bu borçlar ödenmeden ihale konusu islerde teminatın iadesi için, özel bina inşaatlarında ise iskan için SGK ilişiksizlik belgesi verilmemektedir.

  • Ayrıca, 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine göre Hazine ye Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince reddiyat yapılması durumunda anılan maddenin birinci fıkrasına göre yapılacak mahsuptan sonra Kurumun zamanaşımına girmiş prim alacakları dahil prim ve diğer alacaklarından muaccel olanlara mahsup yapılmaktadır.

Sonuç olarak; SGK çeşitli nedenlerle zamanaşımına uğramış alacakları ile ilgili icra ve haciz işlemi yapmamakta veya yapılmış icra takip işlemlerini borçlunun zamanaşımı itirazı üzerine durdurmakta ise de, zamanaşımına girmiş olan borçları idari yetkisi kapsamındaki bazı uygulamalarda (borcu yoktur yazısı taleplerinde, sigorta primi teşviklerinden yararlanma aşamasında, teminat iadesi veya iskan için gerekli olan ilişiksizlik yazısı taleplerinde, sağlık hizmetleri provizyonlarında) işverenlerin/sigortalıların borcu olarak göstermek suretiyle bu borçları ödemeye zorladığından, işverenlerin/sigortalıların süreli ve acil işlemleri sırasında herhangi bir sorunla (ihalelere girememe, teşviklerden yararlanamama, sağlık provizyonu alamama vb.) karşılaşmamaları için borç durumlarını SGK ve e-Devlet sistemi üzerinden zaman zaman kontrol etmelerinde fayda vardır.

Celal ÖZCAN | Ekonomim.com