Değerli okurlar, malumunuz olduğu üzere taksi esnafının da içinde bulunduğu bir grup esnaf, 1.1.2026 tarihinden itibaren basit usulden gerçek usule alınmıştır.
Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 46. maddesine göre, aynı Kanun’un 47 ve 48. maddelerinde belirtilen koşulları sağlayan mükellefler, basit usulde vergilendirilir. Esasen basit usul, bu türden mükelleflerin kazançlarının daha kolay tespiti için getirilmiş bir ayrıcalıktır.
Basit usulde vergilendirme kapsamındaki mükellefler, uzunca süre bu kapsamda az veya çok gelir vergisi ödemiş olsalar da, GVK’na 1.1.2021 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere 7338 sayılı Kanun ile eklenen mükerrer 20/A maddesiyle, bu mükelleflerin kazançları gelir vergisinden müstesna tutulmuştu. Bir başka deyişle, GVK’nun 47 ve 48. maddelerinde belirtilen genel ve özel şartları sağlayan ticari kazanç sahipleri, bu ölçüleri sağlayabildikleri sürece gelir vergisi ödemiyorlardı.
Ancak Cumhurbaşkanı, GVK’nun 51 inci maddesinde kendisine verilen yetkiyi kullanarak 9/9/2025 tarihli ve 33012 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 10380 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı mükellef gruplarını basit usul kapsamından çıkardı. Cumhurbaşkanı’na verilen bu yetki, Anayasa’nın vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulmasına, değiştirilmesine veya kaldırılmasına dair 73. Maddesine aykırı görünse de durum şimdilik böyle.
Mezkûr Karara göre, büyükşehir belediyesi olan illerde, bir önceki takvim yılının son günü itibarıyla Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanmış son verilere göre nüfusu 30.000’i geçmeyen ilçeler hariç olmak üzere, aşağıda belirtilen faaliyetlerde bulunan mükellefler gerçek usulde vergilendirilecekler:
a) Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,
b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar (Münhasıran bir işyeri açmaksızın gezici olarak veya pazar takibi suretiyle perakende emtia alım-satımı ile uğraşanlar hariç),
c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,
ç) Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,
d) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,
e) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler,
f) Şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlar.
Bu Karar 1/1/2026 tarihinde yürürlüğe girdi Bu tarihten sonra anılan faaliyette bulunanlar gerçek usulde vergilendirilecekler. Yani bunlara tanınan gelir vergisi istisnası son olarak 2025 yılı kazançları için uygulandı.
Diğer yandan, 10679 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yukarıdaki Kararda değişiklik yapılarak, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye dönüşen ve nüfusu 2.000’i geçmeyen belde belediyeleri ve köylerde şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunanlar basit usul kapsamında bırakıldı.
Yukarıda belirtilen yerlerde faaliyette bulunan ve 1.1.2026 tarihinden itibaren gerçek usule tabi tutulan diğer faaliyet kollarındaki mükellefler için herhangi bir değişiklik yapılmamış olup bunlar anılan tarihten itibaren gerçek usule tabi olmuşlardır.
Bu gelişmeyle basit usulden gerçek usule alınan mükellefler, KDV Kanunu’nun 17/4-a maddesi ile basit usule tabi mükelleflere tanınan KDV istisnasından da 1.1.2026 tarihinden sonraki teslim ve hizmetleri itibariyle yararlanamayacaklar.
Kısaca bu mükellefler, 1.1.2026 tarihinden itibaren kendilerine tanınan gelir vergisi ve KDV istisnalarını kaybettiler. Bu tarihten sonra anılan mükellefler ikinci sınıf tüccarlara getirilen tüm zorunluluklara tabi olacaklar.
Kuşkusuz günlük hayatta bu mükelleflerden en çok taksiciler ile muhatap olmaktayız. 31.12.2025 tarihine kadar bu mükellefler, gerçek usulde vergilendirilmediklerinden, gerçek usule tabi mükellefler için getirilen mecburiyetlere tabi değillerdi. Bu mecburiyetlerden birisi de düzenleyecekleri belgelerin türü idi. Zira anılan mükellefler her ne kadar gelir vergisinden ve KDV’den istisna olsalar da GVK’nun 46. maddesi uyarınca belge düzenleme ve alma zorunluluğu altında idi.
Bu kapsamdaki mükellefler, 509 no.lu VUK Genel Tebliği uyarınca, 1/1/2025 ila 31/12/2026 tarihleri arasında KDV dahil 3.000 TL’nın altındaki satışları için perakende satış fişi, üstündeki satışları için ise e-arşiv fatura düzenlemek zorundalar. Bu mükelleflerin 1/1/2027 tarihinden itibaren ise tutarına bakılmaksızın e-arşiv fatura düzenlemeleri gerekmektedir. Aynı esas işletme defteri esasına tabi olanlar için de geçerlidir.
Diğer yandan 591 no.lu VUK Genel Tebliği uyarınca, taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükellefler (ticari kazançları basit usulde tespit edilenler dâhil) en geç 1/9/2026 tarihine kadar, bu Tebliğ ve ilgili kılavuzlarda belirlenen teknik özellikleri taşıyan ve Bakanlıkça onay verilmiş Taksi Mali Cihazları (taksimetre ile konnekte olan ödeme kaydedici cihaz olarak tarif edilebilir) satın alarak kullanmaya başlamak zorundalar.
Taksi mali cihazına geçinceye kadar KDV dahil 3.000 TL’nı aşan satışları için e-arşiv fatura düzenlemeleri gerekiyor. Bu tutarın altındaki satışlar içinse perakende satış fişi düzenleyebilirler. Uygulamada taksiciler, bu tutarın altında veya üstünde olsun, pratikte e-arşiv fatura düzenleme imkanları olmadığı için Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu’ndan temin ettikleri kâğıt ortamındaki perakende satış fişlerini düzenliyorlar. Bu Federasyon tarafından taksicilere dağıtılan perakende satış fişlerinin, 2026 öncesi basımlılarında KDV’den söz edilmemekte, 2026 sonrası basımlılarda ise “KDV Dahildir” ibaresine yer verilmiş bulunuyor. Esasen, 1.1.2026 tarihinden itibaren ikinci sınıf tüccar olarak fatura sınırının altındaki satışları için yeni nesil ÖKC kullanmak zorunda olan taksici esnafına, bu suretle 1/9/2026 tarihine kadar zaman tanınmış bulunuyor.
Makalemizin konusu olan sorun da bu aşamada ortaya çıkıyor. Taksicilerin, taksi mali cihazına geçinceye kadar kağıt ortamında düzenledikleri perakende satış fişlerinde ayrıca gösterilmeyen KDV, hizmetten yararlananlarca indirim konusu yapılabilir mi?
Zira yukarıda belirtildiği gibi üzerinde “KDV Dahildir” ibaresi olsun veya olmasın, taksi bedelleri içinde yüzde 20 oranında KDV de tahsil edilmekte ve bu tutarlar bu mükelleflerce hesaplanan KDV olarak KDV beyannamesine dahil edilmektedir. Ancak ödenen bu KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca belge üzerinde ayrıca gösterilmesi gerekir. Sadece Kanunun 23. maddesi uyarınca özel matrah şekline tabi mükelleflerce düzenlenen belgelerde KDV gösterilmez. Ancak taksiciler özel matrah şekline tabi değildir. O halde bunların düzenledikleri perakende satış vesikalarında KDV’yi ayrıca göstermeleri gerekir. Bununla birlikte, günlük hayatın koşuşturmacası içinde, taksicilerin eline hesap makinası alıp, ulaşım bedeli içinde yer alan KDV hariç bedel ile KDV tutarını hesaplayarak belge düzenlemesi de gerçek hayata uygun düşmemektedir.
Bizim görüşümüz, gerçek usulde vergilendirilen taksiciler tarafından düzenlenen perakende satış fişinde “KDV Dahildir” ibaresi olsun olmasın veya KDV ayrıca gösterilmesin veyahut KDV dahil 3.000 TL’lik bedel geçilsin geçilmesin (e-arşiv fatura düzenlenmeksizin), düzenlenen perakende satış fişlerine dayanarak bu KDV’nin “iç iskonto” yöntemiyle hesaplanarak indiriminin mümkün olduğu yönündedir.
Maliye Bakanlığı'nın bu indirimin mümkün olduğunu acilen açıklaması gerekir!
Bakanlık ayrıca taksi mali cihazına geçinceye kadar 3.000 TL’nin üzerindeki bedeller için de kâğıt ortamında perakende satış fişi düzenlenmesini ve düzenlenen perakende satış fişlerine dayanarak KDV indiriminin mümkün olduğunu belirten bir düzenleme yapmalıdır. Çünkü mevcut düzenlemeler ne taksiciler ne de yolcular açısından uygulanabilir değildir.





