TCMB, “İklim Değişikliği Politikaları ve Doğrudan Yabancı Yatırımlar” başlıklı raporunu yayımladı.

Bankanın İngilizce olarak hazırlanan raporunun özet bölümünde, iklim değişikliği politikalarının uluslararası sermaye akımları üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde ele alındı.

Raporda, iklim değişikliği risklerindeki hızlı artışın, bu riskleri azaltmaya yönelik küresel ve ulusal düzeyde politikaları beraberinde getirdiği vurgulandı. Özellikle 2016 Paris Anlaşması sonrasında, iklim politikalarının hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yoğun biçimde uygulanmaya başlandığına dikkat çekildi.

Gelişmekte olan ülkelere yatırım olumsuz etkileniyor

Çalışmada, iklim politikalarının uygulanmasından kaynaklanan geçiş risklerinin, başta doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) olmak üzere uluslararası sermaye akımları üzerinde etkili olabileceği ifade edildi. Bu çerçevede, 1990–2019 dönemini kapsayan, 40 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeyi içeren geniş bir veri seti kullanılarak analiz yapıldı.

Elde edilen bulgulara göre, iklim değişikliği politikaları ile gelişmekte olan ülkelere yönelik hem brüt hem de net doğrudan yabancı yatırımlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir ilişki bulunuyor. Buna karşılık, söz konusu politikaların gelişmiş ekonomilere yönelik doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı belirtildi.

Portföy yatırımlarında anlamlı ilişki yok

Raporda ayrıca, iklim değişikliği politikaları ile portföy yatırımları (hisse senedi ve borçlanma araçları) arasındaki ilişki de incelendi. Sonuçlar, bu alanda istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını ortaya koydu.

TCMB, çalışmanın bulgularının iklim değişikliği politikalarının makro-finansal etkilerine ilişkin literatüre katkı sağladığını, aynı zamanda politika yapıcılar ve uluslararası yatırımcılar için yol gösterici nitelikte bilgiler sunduğunu değerlendirdi.

Dünya