Politika faizleri 45 seviyesine geldiği halde enflasyonda düşüş görülmedi. Aksine yükseliş devam etti. Haziran 2023’te yıllık TÜFE yüzde 38.21 iken, Şubat 2024’te yüzde 67.07 seviyelerine gelindi. Faizlerin artırıldığı bu dönemde, faizlerin enflasyonu düşürücü etkisini göremedik.

 

FAİZLERİ ARTIRMAK NEDEN ÇÖZÜM OLAMADI?

Gelir dağılımının bozuk olduğu bir ülkede talebin faizlere duyarlılığı, gelir dağılımı daha düzgün ülkelere göre daha düşüktür. Temel ihtiyaç malzemelerinde fiyatlar ne olursa olsun ihtiyaç sahibi almak durumunda kalıyor. Orta vadede yeni satıcılar piyasaya girene kadar da fiyatlarda düşüş söz konusu olmaz. Hele piyasa serbest ve rekabetçi bir piyasa değilse. İşte bu nedenle de ülkemizde faizlerle enflasyonu düşürmek başarılı olamıyor. Kaldı ki, faizlerin yeterince yükseltilmeme durumu da var.

Diğer bir konu ise kurlar. Ülkemizde yaşanan enflasyonun temelinde kurlardaki agresif yükseliş nedeniyle oluşan maliyet enflasyonu yatıyor. Böyle bir enflasyonu sadece faizleri yükselterek yenmek zor. Ekonomi kura ne kadar duyarlıysa, kur yükselişinin maliyet enflasyonu oluşturma gücü de o kadar artıyor. Burada likidite yönetimi yapılmalı. Çünkü dövizin yükselmesi için o dövizi alacak TL gerekli. O yüzden TL likidite yönetimi başarılı yapılamazsa hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Burada ana konu, ülke ekonomisine olan güvendir. Para dövize veya altına gittiğinde enflasyonist baskılar arttığı gibi sistem dışına çıkan para nedeniyle sermaye eksikliği had safhaya çıkar. Zaten enflasyon çalışma sermayesi ihtiyacını artıran bir etki yaptığından, aynı miktar ürün ticareti için daha fazla para gerekir.

TALEBİ DURDURMAYA ÇALIŞMAK

Gelelim asıl meseleye. Faizlerin seviyesi bir para politikası aracı olarak enflasyonu düşürmeye yeterli mi?

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açtığı devlet tahvili ihalelerine gelen 6 kat talep yeterli bir faiz seviyesi varmış görüntüsü verse de karşılanma oranı maalesef yetersiz olduğunu gösteriyor. Faizler beklenen enflasyona göre reel ve cazip bir seviyede getiri sağlamalı. Aksi halde daha önce de yaşandığı gibi konut, arsa, altın ve döviz gibi alanlara kayan para enflasyona yol açar. Peki, ya beklenen enflasyon konusunda kafalar karışıksa?

Deprem harcamaları nedeniyle likidite yönetiminde zaafiyetler yaşanması da enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor.

Ancak faiz, tek başına enflasyonla mücadele aracı değildir. Bu nedenle talebi kısmak için kredi kartı limitlerinin düşürülmesi, taksit sayısının azaltılması gibi çözümler deneniyor. Ancak maliyet enflasyonu bu tür tedbirlerle düşecek gibi görünmüyor. Üreticinin elinde yüksek maliyetle stok oluşması anlamına da geliyor. O yüzden dikkat edin, sanayi üretim verileri alarm veriyor. Talebi durdurmaya çalışmak, bizim gibi üretim ekonomilerinde arzı da yavaşlatıyor.

TÜİK verilerine göre Ocak 2024’te yıllık bazda sanayi üretimi sadece binde 4 artarken, aylık bazda binde 6 azaldı. 

Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım.

MALİYET DÜŞÜRÜCÜ TEDBİRLER ŞART

Maliyet düşürücü tedbirler alınmalı ve kur oynaklıklarına karşı sistem daha güvenilir hale getirilmeli. Kur korumalı mevduat hesapları gibi dövize gitme ihtiyacını ortadan kaldıran düzenlemelere devam edilmeli ve en önemlisi proje bazlı kredilerle, fatura karşılığı kredi kullandırılması uygulanmasına dönülmeli. Yoksa önümüzdeki dönemde enflasyon hedeflerini tutturmak daha da zorlaşacak.

En basit örneğiyle ifade edecek olursak, 28 Şubat 2025 vadeli dolar TL kontrat fiyatı 42-43 TL bandında hareket ederken bir anda 48 TL seviyesine kadar yükseldi. Yani spot fiyatla arasındaki fark yüzde 40’lardan yüzde 50’lere çıktı. Bu durum gelecek için tehlike sinyalleri anlamına geliyor. Seçim öncesi bu hareketlenme çok manidardır. Hem hedef enflasyon beklentisini bozar hem de spotta dolar alımına sebep olur.

TCMB vadeli işlem ve swap işlemleriyle şimdilik etkili olmuş görünüyor. Ancak bu etki sadece yükselişi durdurabilmiştir.

Önümüzde bir yerel seçim var ve seçim sonrasında senaryolar daha da değişecek. Ancak kur yükselişi olduğu sürece enflasyonu düşürmek mümkün görünmüyor.

İstanbul Ticaret Gazetesi | Hikmet BAYRAKTAR